GÖZLEM

GÖZLEM

  • Her yılın sonuna gelindiğinde geçmiş yılın değerlendirmesi ya da muhasebesi yapılır.


    Her yılın sonuna gelindiğinde geçmiş yılın değerlendirmesi ya da muhasebesi yapılır. Kuşkusuz hemen her konuda olduğu gibi, bu konuda da sermaye güçlerinin ve emekçilerin değerlendirmeleri birbirinden farklıdır.
    Uzun süredir, çeşitli düzeylerde emekçi sınıfların kazanılmış haklarına yönelik çok yönlü saldırıların artan bir şiddette yaşandığını biliniyor. 2009 yılı bu saldırı ve şiddetin en yoğun yaşandığı yıllardan birisi oldu. Yaşanan kriz sürecinin de etkisiyle karşı cephe sürekli teyakkuz halinde hamlelerini peş peşe yaptı. Emek cephesi ise genellikle karşı tarafın hamlelerine göre tutum belirledi ve çoğu zaman kendisinden beklenen karşı koyuşları gerçekleştiremedi. Emek hareketi açısından bakıldığında, kuşkusuz her eylem, direniş ya da grev, emek mücadelesinin geleceği açısından da büyük önem taşıyor. Ancak bütün bunların genellikle birbirinden kopuk olarak gerçekleşmesi, emek hareketinin önümüzdeki dönemde mutlaka aşması gereken önemli sorunlardan birisi.
    İşçi sınıfı, mücadele tarihi boyunca yenilmiş de olsa, başarılı da olsa, en ağır koşullarda bile yeniden büyük mücadelelere atılma becerisini gösterebilen çok özel bir sınıf olduğunu gösterdi. Bu nedenle tarih boyunca işçi sınıfı, dünyanın çeşitli ülkelerinde sermaye sınıfına karşı yürüttüğü her mücadelesinde her şeyi yeni doğmuş bebek gibi en başından öğrenmek zorunda kalmadı. Çünkü işçi sınıfının farklı coğrafyalarda yürüttüğü mücadelelerle ileriye doğru attığı her adım, yaptığı her eylem ya da direniş, evrensel bir sınıf olarak tarihi boyunca biriktirdiği deneyimlerin, yaşanmışlıkların üzerinden gerçekleşti. Bu nedenle kazandığı zaman da, kaybettiği zaman da sürekli yaptıklarının üzerine yeni bir şeyler koyarak ilerlemesini bildi.
    Emek mücadelesinin deneyimlerini arttırması, hata ve zaaflarının üzerine gidip, başarılarını çoğaltmasıyla mümkün. Mücadele içinde ortaya çıkan olumlulukların geleceğe taşınması ve tüm bunların daha güçlü, daha kitlesel mücadelelerin temelini oluşturması, aynı zamanda her yeni başlangıcın aslında geçmişin birikimlerinin üzerine bir şeyler koymak anlamına geldiğini gösteriyor.
    Sendikalar ve diğer emek örgütleri açısından gündeme zamanında ve doğru araçlarla müdahale etmek, mücadele içinde güç ve deneyim biriktirmek, örgütsel açıdan daha ileri olanı yakalamaya çalışmak, emekçilerin talepleri ve beklentileri doğrultusunda kararlar almak, sermayenin belirlediği gündemi sadece takip etmekten uzaklaşmak için atılması gereken ilk adımlar. Bunlar yapılmadıkça her yeni dönemin, öncekilerin tekrarı gibi anlaşılması ve yaşanmasının önüne geçilmesi çok zor.
    Sermayenin çeşitli düzeylerdeki saldırılarını göğüslemek, birbirinden ayrı ve bağımsız olarak gerçekleşen çeşitli mücadele deneyimlerini sendikal ve siyasal programlarla birleştirmek, onların birikimleri üzerinden ilerleyerek daha geniş, daha etkili eylem ve direnişler örgütlemeyi hedeflemeyi gerektiriyor. Kamu emekçilerinin 25 Kasım uyarı grevi ve ardından TEKEL işçilerinin kararlı direnişi, ülke çapında estirilen siyasal kaos ortamı ile birlikte değerlendirildiğinde, 2010 yılının yeni sorunlara, giderek derinleşen ekonomik-siyasi krizlere gebe olacağını gösteriyor. Emek hareketi, eğer sistemin dişlileri arasına sıkışıp daha fazla ezilmek istemiyorsa, 2010 yılında birleşik emek mücadelesini aşağıdan yukarıya doğru örmek için somut adımların atılmasını önüne hedef olarak koymak zorunda.
    İşçi sınıfının, sadece Türkiye’de değil, dünyanın pek çok yerinde son derece zor koşullar altında yürüttüğü mücadelesinin nihai amacı kuşkusuz geleceği bütün güzellikleriyle kazanmak. Bunun gerçekleşmesi ise kazanılsa da, kaybedilse de, farklı alanlarda yürütülen mücadelelerin birleştirilmesi için daha çok çalışmaktan geçiyor. Yeni yılınız kutlu olsun…
    ERKAN AYDOĞANOĞLU
    www.evrensel.net