01 Ocak 2010 05:00

Çağın işten atma biçimi ‘mobbing’ yaygınlaşıyor

Kişiyi iş yaşamından dışlamak amacıyla kasıtlı, sistematik bir duygusal saldırıya karşılık gelen mobbing...

Paylaş

Kişiyi iş yaşamından dışlamak amacıyla kasıtlı, sistematik bir duygusal saldırıya karşılık gelen mobbing (psikolojik taciz), çalışan milyonlarca insanın yaşamını çekilmez hale getiren tehdit olmaya başladı. Çalışanlar üzerinde bir tehdit unsuru haline gelen bu olgu için Prof. Dr. Pınar Tınaz, “Yasal düzenlemeler nedeniyle özellikle işyerlerinde kaba şiddetin kabul edilemezliğinden dolayı psikolojik şiddetin uygulanması günümüzde yaygınlaşmaktadır” uyarısında bulundu.
Latince “psikolojik şiddet, baskı, kuşatma, taciz, rahatsız etme veya sıkıntı vermek” anlamına gelen bir sözcük olarak kullanılan “mobbing” kurban seçilen kişinin kendi rızasıyla veya başka bir şekilde işyerinden uzaklaştırma amacına yönelik bir psikolojik baskı unsuru olarak günden güne kendini hissettiriyor. Özellikle hiyerarşik yapılanmış gruplarda ve kontrolün zayıf olduğu örgütlerde, gücü elinde bulunduran kişinin ya da grubun, diğerlerine psikolojik yollardan, uzun süreli sistematik baskı uygulaması anlamına gelen mobbing, sosyal yaşantının olduğu her yerde ortaya çıkıyor.
‘HERKES MOBBİNGE MARUZ KALABİLİR’
Yaptığı araştırma ve yayınladığı kitaplarla Türkiye’de mobbing kavramının anlaşılmasına büyük katkı sunan Marmara Üniversitesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü Öğretim Görevlisi ve Çalışma Psikologu Prof. Dr. Pınar Tınaz, yaş, ırk, cinsiyet ayrımı gözetmeden, taciz, rahatsız etme ve kötü davranış yoluyla herhangi birinin mobbinge maruz kalabileceğine dikkat çekti. “Çalışma yaşamının var oluşundan bu yana yaşanan, açıklanmaktan kaçınılan, acımasız ve ahlak dışı bir iletişim örüntüsü” olarak tanımladığı mobbing sürecinin kişinin saygısız ve zararlı bir davranışın hedefi olmasıyla başladığını belirten Prof. Dr. Tınaz’a göre yaygın amaç, kurban seçilen kişiyi, kendi rızasıyla veya başka bir şekilde o işyerinden uzaklaştırmak.
‘ÇOK FAZLA BİLİNMİYOR’
Mobbing kavramının Türkiye’de henüz çok iyi bilinmediğine, hatta yanlış yorumlandığına işaret eden Tınaz, bunun çoğu zaman işyeri ortamında yaşanan günlük çatışmalar veya iş anlaşmazlıklarıyla karıştırılabildiğini söyledi. Tınaz, mobbinge yol açan tutum ve davranışları, “Haksız eleştiri, hata bulmak, zayıflatmak, yalnızlığa terk etmek, dışlamak, ikiyüzlülük, iftira etmek, çarpıtmak, disiplin usullerini kötüye kullanmak, haksız yere işten çıkarmak, köşeye itmek, alaya almak, aşırı yük altına sokmak” olarak sıraladı. Bu araçlarla yürütülen psikolojik tacizde mağdurun, bir oyunun kurbanı olduğunun çoğu zaman algılayamadığını da sözlerine ekleyen Tınaz, pek çok mağdurun kendinde hissettiği rahatsızlıklarla tacizcinin davranışları arasında bağlantı kuramama, başkalarının kötülüklerine hedef olduğunu bilmezlikten gelme veya saklama yolunu seçtiğini kaydetti. Tınaz, ekonomik güvence ve aynı zamanda da sosyal kimliğinin garantisi olan işini yitirmek istemeyen psikolojik taciz mağdurunun kendisine oynanan oyunlara boyun eğmek zorunda kaldığını ifade etti.
‘KABA ŞİDDETİN YERİNİ İNCE MOBBİNG ALDI’
Türkiye’de işyerinde psikolojik tacize karşı henüz yasal düzenlemenin bulunmadığının altını çizen Tınaz, çalışanların, İş, Medeni ve Borçlar Kanunu ile Anayasa ve Türk Ceza Kanunu’nda yer alan ve bu olguyla ilişkilendirilen genel hükümler çerçevesinde dolaylı olarak korunduğunu vurguladı. Yasal düzenlemeler nedeniyle özellikle işyerlerinde kaba şiddetin kabul edilemezliğinden dolayı psikolojik şiddetin uygulanması günümüzde yaygınlaştığı uyarısında bulunan Tınaz, işyerinde psikolojik tacizin, işverenin işçiyi gözetme borcuna, eşitlik ilkesine ve dürüstlük kuralına aykırı olduğunu da dile getirdi. “Çalışanın psikolojik sağlığının korunması ve işyerinde sağlıklı bir psiko-sosyal ortam sağlanması yükümlülüğü de, gözetme borcu kapsamında ele alınmalıdır” diyen Tınaz, bu psikolojik şiddet unsuruna karşı mücadelede en önemli hususun, soruna ilişkin farkındalığın, mağdurun kendisi tarafından olduğu kadar. işveren, iş arkadaşları ve nihayet tüm toplum tarafından aynı önemde sağlanmış olması olduğunu söyledi. (İstanbul/DİHA)


MAHKEMEYE BAŞVURAN AZ AMA DAVALAR KAZANILIYOR
Türkiye’de mobbing uygulamaya maruz kaldığı gerekçesiyle açılan davaların bir çoğu çalışanın lehine sonuçlandı. Bunlardan bazıları şöyle:
*Toprak Mahsulleri Ofisi Personel Daire Başkanlığı’nda çalışan Bürokrat Şaban Tokat, istifa etmesi yönündeki baskıları kabul etmeyince önce müşavirlik, daha sonra başuzmanlık kadrosuna atandı. Türkiye’de ilk mobbing davasını devlete karşı açtı. Bürokrat uğradığı psikolojik baskı nedeniyle kendisinin ve ailesinin depresyona girdiğini raporla kanıtlayarak mahkemeye başvurdu. TMO’daki yöneticileri hakkındaki suç duyurusuna izin çıkmayınca Danıştay’a başvurarak, ‘İşyerinde yaşadığım mobbing nedeniyle hastalandım’ diyerek karara itiraz etti ve 15 bin TL’lik manevi tazminat davasını kazandı.
*Marmara Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Demir Altıner, 17 yıl boyunca Dekan Prof. Dr. Mustafa. Pekin’in manevi tacizine uğradığı gerekçesiyle kendisini mahkemeye verdi ve açtığı davayı kazandı.
*Ankara 8. İş Mahkemesi, ‘mobbing’ kavramını kararında kullanarak Jeoloji Mühendisleri Odası’nı mağdur Tülin Yıldırım’a bin TL tazminat ödemeye mahkum etti.
Ömer Çelik
ÖNCEKİ HABER

İstanbul’da milli eğitim müdürü krizi yaşanıyor

SONRAKİ HABER

DEÜ GSF öğrencilerinin basın açıklaması polisler tarafından engellendi

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa