01 Ocak 2010 00:00

GENETİĞİ DEĞİŞTİRİLMİŞ OYUNLAR

GDO konusunda yayınlanmış birçok araştırması olan Mikrobiyolog ve Amerika’daki Maharishi Yönetim Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. John Fagan, GDO’lu ...

Paylaş

GDO konusunda yayınlanmış birçok araştırması olan Mikrobiyolog ve Amerika’daki Maharishi Yönetim Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. John Fagan, GDO’lu ürünlerin; solunum bozukluğu, ciltte kızarıklıklar, nezle, göz nezlesi, baş ağrısı gibi alerjik tepkilere neden olduğunu, hatta şok etkisine yol açarak ölüme bile sebebiyet verdiğini söyledi. Ancak çok uluslu şirketlerin GDO’yu yaygınlaştırmak istediğini vurgulayan Fragan, “Tarım ilaçlarını pazarlamak için sıkıştırdıkları gibi GDO’lu tohum satmak için de Türkiye, Afrika ve Asya’da bunu yaygınlaştırmak için çaba harcıyorlar. Hindistan’da patlıcana da dahil etmek isteniyor. Türkiye’de, önce soya ve mısıra, sonra hepsine dahil etmek isteyeceklerdir” dedi.
GDO konusunda yayınlanmış birçok araştırması olan Mikrobiyolog ve Amerika’daki Maharishi Yönetim Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. John Fagan, GDO’lu ürünlerle ilgili ANKA’nın sorularını yanıtladı.
ABD’DE 37 KİŞİ ÖLDÜ, 5 BİN KİŞİ HASTA
Hücresine yapay gen eklenen bir bitkinin, metabolik düzeyde etkilendiğini, bu durumun doku ve organizmalarda değişikliğe neden olduğunu söyleyen Fragan, “Bu bitkinin besin değerini düşürüyor” dedi. Bu bitkilerin insan sağlığına da zarar verdiğinin altını çizen Fragan, “Bir besin, genetiği değiştirildiği zaman yeni bir protein yaratıyor. Bu yeni proteinler alerji yaratabiliyor. Mesela GDO’lu patates yiyorsunuz, yeni bir protein var ve alerjik tepkiler yaratacak vücutta. Solum bozuklukları, cilt bozuklukları, kızarıklıklar, nezle, göz nezlesi, sindirim sisteminin bozulması, dokuların sağlıksızlaşması, tipik tepkilerden bazıları. Başınız ağrıdı mesela, yediğin mısırdan mı, başka bir şeyden mi bilemiyorsun. Çünkü ne yediğin beli değil” dedi. Genetiği değiştirilmiş bakterilerin, zehirli bir bileşik de oluşturarak daha kuvvetli alerjik tepkilere neden olabildiğine, ani şok yaratarak ölüme bile yol açabildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Fragan, bu zehirli etki ile ABD’de 37 kişinin öldüğünü, 5 bin kişinin de hastalandığını bildirdi.
‘ÇAĞIN GERİSİNDE KALINIR’ YALANI
GDO ile dünyada Amerikalı, İsviçreli, Alman asıllı dev şirketlerin ilgilendiğini, dünyadaki GDO’ların yüzde 96’sının 5 ülkede imal edildiğini; bu ülkelerin ABD, Kanada, Avustralya, Brezilya ve Arjantin olduğunu, pamuk eklendiğinde Çin ve Hindistan’ın da bu ülkelere dahil edildiğini söyleyen Fragan, GDO taraftarlarının, “Türkiye bunu kabul etmezse, dünyanın gerisinde kalır” sözünün gerçeği yansıtmadığının altını çizdi.
Fragan şunları söyledi: “Gerçek bu değil. Bu ticari amaçla yapılan, etkili olmayan, hatta bu çağda yapılmaması gereken bir teknoloji. Batıda genel olarak kabul edilmeyen bir teknoloji. Tarım ilaçlarını pazarlamak için nasıl sıkıştırıyorlarsa, bunun için de Türkiye, Afrika ve Asya’da bunu yaygınlaştırmak için çaba harcıyorlar. Türkiye’de hepsine dahil etmeyi isteyeceklerdir. Önce soya ve mısıra, sonra hepsine.” (İstanbul/ANKA)

GDO’YA ULUSAL GÜVENLİK İÇİN DE DİKKAT!
GDO’lu tohum verildiğinde, çiftçilerin, geleneksel tohumları bir kenara bıraktığını; bu tohumların, 1 yıl beklediği zaman öldüğünü ve kullanılamaz hale geldiğini vurgulayan Fragan, “Tarım için kullanılan tohumları Türk çiftçileri kontrol edemezse, besin üzerindeki kontrol elden kaçar. Gıda güvenliği kalmaz. Bu sadece gıda güvenliği değil, ulusal güvenlik meselesidir ve çok ciddi bir sorundur” uyarısında bulundu. Fragan, Türkiye’de GDO’lu ürünlere izin vermeye eğilimli, zayıf bir yönetmelik çıkartıldığını, ancak insanların buna kuvvetli bir tepki gösterdiğini ve bunun üzerine hükümetin tekrar gözden geçirdiğini hatırlattı. GDO’lu ürünlerin bakarak anlaşılacak bir durum olmadığını, ancak soya ve mısır katkı maddesi olarak, keklere, bisküvilere, şekerlere ve birçok gıda maddesine sıçradığını söyleyen Fragan, tüketicilere, “Yediğiniz şeylerin etiketini okuyun. Mısır, soya varsa, pamuk yağı varsa veya kanola varsa, o zaman risk var demektir. En güvenlisi organik yiyin. Güvendiğiniz yerlerden gıdayı alın. Mümkünse güvendiğiniz tarlalardan, çiftçilerden alışveriş yapın” tavsiyesinde bulundu.
ÖNCEKİ HABER

Yerli, yeni ve yenilenebilir enerji

SONRAKİ HABER

Mumlar gözaltındaki Ayşegül Tözeren'in özgürlüğü için üflendi

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa