02 Ocak 2010 00:00

BAKAN iSSiZLiKLE TEHDiT ETTi

Fabrikalarının kapatılması nedeniyle işsiz kalmaları gündeme gelen TEKEL işçilerine, AKP Hükümeti 4-c’ye geçmeleri teklifi yaptı.

Paylaş

Fabrikalarının kapatılması nedeniyle işsiz kalmaları gündeme gelen TEKEL işçilerine, AKP Hükümeti 4-c’ye geçmeleri teklifi yaptı. TEKEL işçilerinin direnişi ile yeniden gündeme gelen 4-c ne demek? TEKEL işçileri neden 4-c’ye geçmek istemiyor?
Özelleştirme mağduru Sümerbank işçilerinin yaşamlarındaki değişim, 4-c’nin ne demek olduğunu anlatıyor.
Sümerbank Fabrikası’ndan 4-c’ye geçen işçiler, o zaman aldıkları ücretin şu an sadece yarısını alıyorlar. Konu sadece ücret mi? Elbette değil. Ücretin dışında da yaşadıkları pek çok olumsuz durum söz konusu. Sümerbank’taki 70’e yakın çift, ekonomik sıkıntılar nedeniyle boşanmış. Sadece kendi statüleri değil aralarında birkaç yaş fark olan çocuklarının statüleri de değişti. Hükümetin yaptığı, çalışma süresinin 11 aya çıkartılması ve ücrete yapılacak zammın da özünde 4-c sistemini değiştirmediğini düşünen sümerbank işçileri, bu sistemin tamamen kaldırılması için mücadele çağrısı yaptılar.
‘ZAMANLA ANLADIK’
Sümerbank fabrikası işçileri, özelleştirmeye karşı yıllarca mücadele etti. Ancak özelleştirme saldırısını durduramadılar. Özelleştirmeyi durduramamalarının nedeni hiç kuşkusuz yalnız kalmalarıydı. Fabrika kapanana kadar 4-c diye bir çalışma şekli yoktu. Ancak Sümerbank işçilerinin eylemleri onlara yeni bir iş kapısı açtı. 4 yıl önce 600 civarında işçi 4-c statüsünde çalışmaya başladı. 4-c’nin nasıl bir çalışma şekli olduğunu yaşayarak öğrendiler ve bugün TEKEL işçilerine şu çağrıyı yapıyorlar: “Sakın kabul etmeyin.”
Sümerbank’ın kapanmasının ardından 4-c’ye geçen Mesut Eryürek, “Dışarıda yapacak bir şey bulamadığımız için bize de cazip geldi, biz de başladık. Ama zamanla yanlış yaptığımızı anladık” dedi.
2 BİN LİRA KREDİ ÇEK, 10 AY ÖDE
“Biz işe başlarken bizi geçici olarak işe aldılar. Bizi ilk etapta geri hizmetli olarak çalıştırdılar. Daha sonra yeteneklerimize göre başka işler de vermeye başladılar. Ben mesela, kaymakamlıkta yazı işlerine bakıyorum, aracı ben kullanıyorum, yabancı dilimden faydalanıyorlar. Kaymakamlıkta AB büro temsilciliğimiz var. Yurtdışından gelen yabancılarla birlikte çevirmeklik yapıyorum. Ne varsa bizim elimizden geçiyor” diyen Eryürek, bütün bunları yaparken bir lira bile fark almadıklarını anlatıyor.
Cumartesi-pazar günleri dahi çalışsalar fazla mesai ücreti alamadıklarını söyleyen Eryürek, belli bir çalışma saatleri olmadığını, sözleşmelerinde, “İşyeri ne zaman açılır ne zaman kapanırsa çalıştırılabilirler” yazdığını söyleyerek; “Mesai bitti mesela bu akşam, ama saat altı buçukta tekrar gideceğim. Artık ne zaman bitecek belli değil” dedi.
Eşinin de kendisi gibi 4-c statüsünde çalıştığını anlatan Eryürek, ancak kıt kanaat geçindiklerini söylüyor. Eryürek, “İki ay boşta kalıyoruz. İnanın hemen gidip iki milyar kredi çekiyoruz. Diğer ödemelerimizi yapıyoruz. İki ay bizi geçindirsin diye. Sonraki on ay o iki ayı kapatmaya çalışıyoruz” diye konuştu.
TEKEL İŞÇİSİ MÜCADELEDEN VAZGEÇMEMELİ
Ersan Çarkı da Tapu Kadastro Bölge Müdürlüğü’nde 4-c’li olarak çalışıyor.
Çarkı, “Bana 4-c nedir diye soranlara şöyle cevap veriyorum: bizim aylık ortalama gelirimiz 2004 yılında 1000 liraydı. Altı ikramiyemiz vardı. 2005 yılında 450 liraya on ay çalışmaya başladık. 450’yi on ay onla çarpıp 12’ye bölünce 375 lira maaş oluyor. Bu bir anayasa ihlalidir. Devletin, yüz binlerce işçiyi işten atıp kendi belirlediği açlık sınırının altında çalıştırıyor olması, bir insanlık suçudur. Maalesef böyle bir şey yaşıyoruz” diye konuştu.
4-c ile bu koşullarda çalışmak zorunda bırakıldıklarını anlatan Çarkı, bugünlerde 4-c’ye geçmemek için direnen TEKEL işçilerine şu çağrıyı yapıyor: “TEKEL işçileri bulabilecekleri en büyük güce bugün ulaştılar. Eğer bu güce ulaşmışken bundan geri adım atarlarsa, ömürleri boyunca bugünü ararlar. TEKEL işçileri ne yapıp edip bu birleşmiş güçlerini, bizimle kıyaslandığında kamuoyunun arkasındaki desteği çok iyi değerlendirmek zorundadırlar. Bunun için tabii ki bizim de uzaktan bir tavsiyeden daha çok onlara destek vermemiz lazım. Benim açımdan, biliyorum ki TEKEL işçileri kazanırsa mutlaka ben de kazanırım. En değerli ve en önemli demokratik güçlerin desteği olur diye düşünüyorum. Bu bakımdan da TEKEL işçilerinin AKP’nin sonu açısından bir başlangıç olabileceğini düşünüyorum. Bunun içinde bu memlekette insan haklarından, işçi haklarından bahseden herkesin, TEKEL işçilerinin mücadelesine omuz vermesi gerektiğini düşünüyorum.”
EK İŞ YAPMAK YASAK, BEKLEYECEKSİN
Tapu Kadastro Bölge Müdürlüğü’nde çalışan Yüksel Göynük, 10 ay çalıştıklarını, iki ay ücretsiz izinde olduklarını söylüyor. Bu iki ayda hiçbir ücret almadıklarını, sağlık haklarından yeteri kadar yararlanamadıklarını ifade eden Göynük, “İkramiye yok, yemek parası yok. Hatta Bakanlar Kurulu’ndan yemek parası verilmesi kararı çıktığı halde vermiyorlar. Ne kadar çalış derlerse çalışacaksın. Ama ücret talep etmeyeceksin. Ben işçi miyim, memur muyum çözemedim. İşlerine gelince memursun, gelmeyince 4-c’lisin diyorlar. Ne ek bir ödeme alıyorsun ne de başka bir şey. Vermiş oldukları 650 lira ile geçinmeye çalışıyorsun” dedi.
Genelde Aralık 15 ile Şubat 15 arasındaki dönemde ücretsiz izne gönderildiklerini aktaran Göynük, ek iş yapmanın yasak olduğunu, bu süre içinde para getiren bir işte çalışıp yakalanırlarsa memurlara verilen cezanın uygulandığını söyledi.
Göynük, “Önceden yapmış olduğumuz birikimlerimizi, tazminatlarımızı tüketiyoruz. Mesela çocuklarımızı dört dörtlük okullarda başkaları gibi okutamıyoruz. Onları alıyoruz işe veriyoruz. Yani onların getireceği üç kuruşa bakıyoruz. Benim oğlum var bir tane, 18 yaşında, doğal gaz işlerinde çalışıyor. İkimiz çalışıyoruz ancak karnımızı doyurabiliyoruz. 4-c’li çalışanların genelde ailevi durumları bozuluyor. Yani öncesi gibi dört dörtlük değil, maddi sıkıntı o biçim. Yani onların istediklerini yerine getiremeyince sıkıntı yaşıyorsun. İntihar edenler, kafayı bozanlar oldu. Çöp toplayan arkadaşlarımız bile var” diye konuştu. (İstanbul/EVRENSEL)

PAKETLEMEDEN ANAOKULUNDA AŞÇILIĞA
Hatice Unutmaz: Sümerbank işçisiydim. Paketleme bölümünde çalışıyordum. Şimdi anaokulunda çocuklara yemek yapıyorum. Çocukların yemeklerini, alışverişlerinin hepsini yapıyorum. Yanımda yardımcı var ama sabah 07.00 akşam 19.00 arası çalışıyorum.
Peki, koşullarınız nasıldı, şimdi nasıl?
Tabii ki Sümerbank’ta çalışma koşulları daha iyiydi. Keşke orada çalışmaya devam etseydik de emekli olmasaydık. Yani oradaki şartlar çok farklıydı. Maaş konusunda, iş konusunda çok iyi koşullarda çalıştık o zaman. İşte emekli olmak için burada gün dolduruyoruz. Bir ayım kaldı. Sonra bırakacağım.
Bu dört yılda on ay çalışıp iki ay ücretsiz izinde mi oluyordunuz?
Ben okulda çalışmaya devam ediyordum. Maaş ve sigorta kesiliyordu. Başka kimse yoktu çalışmak için, okul kendi bütçesinden ayırıp veriyordu.
Ne kadar ücret alıyorsun?
Şimdi 600-650 alıyorum.
Peki TEKEL işçilerini izliyorsundur. Kadınlar 4-c’ ye geçmeyeceğiz diye günlerdir Ankara’dalar. Sen 4-c’ yi yaşayan biri olarak onlara ne söylersin?
Umarım dirençleri sonuç verir. Onlar yararlanırlar. İyi bir maaş, kadro hakkı kazanırlar. 4-c’nin maaşı düşük, ücretsiz izne çıkarıyorlar. Umarım onlara kadro verirler de daha iyi olurlar.

ÇALIŞIRKEN İŞÇİ, CEZADA MEMURSUN

Recai Gezer: Tapu sicil müdürlüğü’ne bağlı olarak çalışıyorum. Hükümetin çıkarmak istediği özel İstihdam büroları var ya onu devlet kendisi yapıyor. Ben temizlik işinden tut arşivine gelen evrak sayılarına, gelen vatandaşı bilgilendirmeye kadar bütün dairenin yükünü çekiyorum. Sümerbank’ta çalışırken en son çıkışımızda bin lira net maaşımız vardı. İkramiyeleri dahil ettiğinde 1200 oluyordu. 375 lirayla 4-c’ye başladık. Bugün hesabımı yaptım, 620 lira geçiyor elime. Şu anda izinliyim, çalışmıyorum. Bu iki ayda ek iş de yapamıyoruz, çünkü yasak. Çalışıp yakalandığın zaman bir daha 4-c hakkını da kazanamıyorsun. Yol paran yok, yemek hakkın yok, sosyal güvencen yok. İşi bitirmek zorundasın. Bunu yapamadığında da 657’ye tabi tutuluyorsun. Memurlara verilen ceza veriliyor. Çalıştırırken işçisin diyorlar ama.
BÜTÜN DÜZENİMİZ DEĞİŞTİ
Tabii ki bu durumdan birçok şekilde etkilenen var. Boşananlar var, akıl sağlığını kaybedenler var, ailelerini kaybedenler var. Bakırköy Sümerbank Derneği’ni kurduk. Arkadaşlarımızla irtibatı koparmamak için. Maddi olarak bütün arkadaşlarımız sorun yaşadı. Ücretleri birden 375 liraya düştü. Belli şeylerde değişiklik yapmak zorundasın. Çocuğunu verdiğin okuldan almak zorunda kalanlar oldu. Harcamana dikkat ediyorsun. Çoğu arkadaşımızın tazminatları gitti. Evleri gitti, boşananlar var. Yaptığımız birikimleri kullanıyoruz.
Ben şuan babamın evinde oturuyorum. Evimi kiraya verdim, yoksa çocuğumu okutamam. Çocuğumu okuldan almamak için evimi kiraya verdim.
11 AY ARTI 100 LİRAYI KABUL ETMESİNLER
TEKEL işçileri eğer birliklerini bozmazlar ve diğer sivil toplum kuruluşlarını çekebilirlerse kazanacaklar. Kazanmaları diğer 4-c’lilere de etki edecek. Ama şöyle bir söylenti var: 11 ay artı 100 lira diye bir sistem teklif edilecek diye. Eğer bunu kabul ederlerse kaybederler. 4-c’yi kabul etmesinler. Bu sistemle 4-c’nin özünde bir şey değişmiyor. Yine kölelik koşullarında çalışıyorsun. Bütün haklarıyla başka bir kuruma geçiyorlarsa geçsinler. Başka bir teklifi kabul etmesinler. Ama kesinlikle 4-c’yi ya da 11 ayı kabul etmesinler. Boşuna direnmiş olurlar.

Bakan’dan TEKEL işçisine işsizlik tehdidi

ÇALIŞMA ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer, hükümetin 4-c’li çalışanlara yönelik yaptığı iyileştirmeyi açıkladı. Buna göre 4-c’lilerin çalışma süresi 11 aya çıkartılırken, maaşlar yine yoksulluk sınırının altında kaldı. Dinçer, 4-c’yi kabul etmeyen işçileri “işsiz kalmakla” tehdit etti.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer dün Bakanlık binasında düzenlediği basın toplantısıyla hükümetin TEKEL işçilerinin direnişinin ardından gündeme getirdiği 4-c’li çalışma konusundaki düzenlemeleri açıkladı.
Dinçer, Türk-İş ve TEKEL işçilerinin üye olduğu Tek Gıda-İş’i kastederek, 4-c’nin “Bugün 4-c uygulamalarını eleştiren sendika ve konfederasyon başkanlarının yoğun talebi ve girişmiyle” hayata geçirildiğini savundu. TEKEL’in özelleştirmelerin ardından sadece tütün alım ve ambarlama işlemleri yaptığını, bu işlemlerinde geçtiğimiz Haziran ayında sona erdiğini belirten Dinçer, şu an Diyarbakır ve İzmir Balatçık Fabrikaları dışındaki işyerlerinde yapılacak hiçbir iş kalmadığını söyledi.
4-C’Lİ 11 AY ÇALIŞACAK
Dinçer, Maliye Bakanlığı ve Devlet Personel Başkanlığı ile yapılan çalışmaların sonucunda 4-c’lilerin çalışma sürelerinin 11 aya çıkarıldığını, maaşlarına ise eğitim durumuna göre 114 TL ile 117 TL arasında artış yapıldığını açıkladı. Bakanın açıkladığı rakamlara göre en düşük 4-c’li maaşı 772 TL, en yüksek 4-c’li maaşı 938 TL oldu. Bakan Dinçer, çalışma süresinin 1 ay yükseltilmesini de hesaba katarak 4-c’lilere yüzde 25’in üzerinde maaş artışı yapıldığını savundu.
Daha sonra gazetecilerin “TEKEL işçilerinin bunu kabul etmemesi halinde hükümetin ne yapacağı” yönündeki sorusunu Dinçer, konuyu pazarlık süreci olarak görmediklerini belirterek, TEKEL işçilerinin 4-c’ye geçmesi konusunda geri adım atmayacaklarını vurguladı.
Kriz sürecinden geçildiğini, Türkiye’nin en önemli sosyal sorununun işsizlik olduğunu belirten Ömer Dinçer, hükümetin mevcut şartlarını zorlayarak TEKEL işçilerine istihdam imkanı verdiğini savundu.
Dinçer, işçilerin iyileştirmelerden yararlanarak eylemlerine son vermelerini istedi.
BAKANDAN TEHDİTLİ ‘HAK’ TARİFİ
Dinçer, TEKEL işçilerinin özelleştirmenin ardından işyerlerini alan firmanın teklifini tercih etmedikleri için 4-c’yi kabul etmiş sayıldıklarını iddia etti. Dinçer bir gazetecinin “Şu an ortalama ayda 2 bin 200 TL alan TEKEL işçilerinin maaşlarının 772 TL’ye düşmesine karşı çıkmaları bir hak arayışı değil mi?” sorusuna “Eğer hakkı tarif edeceksek, ben bir hak tarifi yapmak isterim.
Bu işçi arkadaşlarımız kıdem, ihbar ve iş kaybı tazminatlarını aldıktan sonra işsiz kalacaktı” diye yanıt verdi. Şu anda aynı şartlarda çalışan kamu işçisine ihtiyaç olmadığını söyleyen Dinçer, “İhtiyaç olmadığında ve şartlarınız buna el vermediğinde yapılacak şeyi ben size soruyorum” diyerek işten atma imasında bulundu. İşçileri 4-c’ye geçirerek yeni bir istihdam yarattıklarını savunan Dinçer, “Ülkemizde bu şartlarda çalışacak çok sayıda insan olduğunu görmek gerekir” diyerek işçileri işsizlikle tehdit etti. (Ankara/EVRENSEL)

BAKAN İŞÇİLERİ KIZDIRDI

Çalışma Bakanı Ömer Dinçer'in sözleri TEKEL işçilerini öfkelendirdi. 4-c'yi kabul etmeyeceklerini belirten işçiler, hükümeti istifaya çağırdılar. Bakan'ın sözlerine tepki gösteren Tek Gıda-İş Genel Başkanı Mustafa Türkel, talepleri kabul edilmezse 12 bin TEKEL işçisinin eşleriyle birlikte ölüm yürüyüşüne başlayacağını söyledi. Türkel, “Ya haklarımızı alacağız, ya da 12 bin kişi dünyanın gözü önünde ölmeyi göze alacak” dedi.
Türkel, “Ankara'nın sırça köşklerinde oturanlar derdimizi anlamamış” dedi. Çalışma Bakanlığı'nın görevinin işçilerin haklarının korunmasından sorumlu olduğunu belirten Türkel, Bakan'ın “kıdem ve ihbar tazminatlarını verdik, çalışıp çalışmamak kendi tercihleri” yönündeki sözlerine “Yok öyle yağma, 4-c'yi kabul etmiyoruz” diyerek yanıt verdi.
Bakan Dinçer'in 4-c uygulamasının sendikaların isteği üzerine hayata geçtiği iddiasını yalanlayan Türkel, “Biz özelleştirme mağdurlarının sorunlarına çözüm istedik. 4-c istemedik. 4-c'yi çıkaranların da, icat edenin de Allah belasını versin” dedi.
Çarşamba günü TEKEL işçilerinin bulunduğu her yerde verilen mücadele ile ilgili referandum yapacaklarını açıklayan Türkel, referandumdan mücadeleye “evet” kararı çıkması halinde 12 bin TEKEL işçisinin eşleriyle birlikte kefen giyerek ölüm yürüyüşüne başlayacağını söyledi.
(ANKARA)
Sema Barbaros - Gökhan Durmuş
ÖNCEKİ HABER

‘Bizi ayıranlar utansın’

SONRAKİ HABER

Cargill işçileri direnişlerini İstanbul'a taşıdı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa