‘Bizi ayıranlar utansın’

‘Bizi ayıranlar utansın’

TEKEL işçileri, Ankara’ya gelişlerinin 17. gününde, yeni yılı Türk-İş’in önünde, birçoğu ailesinden, çocuklarından uzak karşıladı.


TEKEL işçileri, Ankara’ya gelişlerinin 17. gününde, yeni yılı Türk-İş’in önünde, birçoğu ailesinden, çocuklarından uzak karşıladı. Daha yakın illerden çocukları, yakınları yanlarına gelen işçiler ise hem kararlı, hem öfkeli... Çocuklarının gözyaşları karşısında daha duygusal ama kararlılıkları artmış olarak, haklarını almadan dönmeyeceklerini söylüyorlar. İşçiler, ailelerinden uzak olmalarında sorumluluğu olan yöneticilere, “Bizi ayıranlar utansın” diye sesleniyorlar.
‘KUSURA BAKMAYIN SESİMİZ KISILDI’
Muş TEKEL Yaprak Tütün’den gelen Sami Fırat, önce Kürtçe uzun havayla başladığı sohbetimizde, 2 çocuk babası olduğunu ve 17 gündür Ankara’da bulunduğunu; çocuklarını çok özlediğini söyleyerek devam ediyor. Fırat, sesinin kısıklığından dolayı özür dileyerek, “Kusura bakmayın, 17 gündür bağıra bağıra sesimiz çıkmıyor” dedi.
Muş TEKEL’de 260’a yakın kişinin çalıştığını, 167’sinin Ankara’ya geldiğini, peyderpey bir kısmı dinlenmeye giderken, diğerlerinin geldiğini anlatan Fırat, “Nöbetleşe yapıyoruz bu işi” diyor.
Muş’tan 3 çocuk babası Metin Kaya da arkadaşının sözlerine katılıyor. Grup halinde Muş’tan gelen işçiler arasında yaşadıklarını anlatıyor iki işçi de. “17 gündür bu meydanlarda, sokaklardayız. Gerçekten de çok zor oluyor ama direnmeye devam edeceğiz. Gönül isterdi ki, biz de çoluk çocuğumuzun yanında olalım, yeni yıla birlikte girelim. Ama ne yazık ki şartlar elvermedi” diyorlar.
‘KIZIMIN YERİNE ÖPMEK İSTEDİM AMA...’
Metin Kaya, çocuklarına olan özlemini anlatırken oldukça duygusal, “Benim buradan bayan arkadaş geçti, çocuğunun elinden tutmuş. İnanın o çocuğu öpmek, ‘Kızım, benim çocuğum yanımda değil, onun yerine seni öpeyim’ demek istedim ama söyleyemedim” diyor, susuyor.
Gece gündüz, soğukta, kışta çocuklarından uzak buralarda olmanın zorluğundan söz ediyor Kaya ve “Başbakan, siyasiler yıldızlı otellerde istirahat yapar, yeni yılını kutlarken, biz de Ankara’nın soğuğunda, ayazında, çoluk çocuğumuzdan ayrı, haplarla ayakta durmaya çalışıyoruz” diyor, üzüntülü... Ardından ekliyor Kaya: “Şu an bile karnımız aç, akşam yemeği yiyemedik, sıcak bir çorbaya hasretiz. Biz buraya ekmek mücadelesi için geldik. Tek amacımız çoluk çocuğumuzun hayatını güvenceye almak.”
MANİSA’DAN AİLECEK GELMİŞLER
Manisa Saruhanlı TEKEL Yaprak Tütün İşletmesi Müdürlüğü’nden gelen işçi Hüseyin Ege’yi yalnız bırakmayan ailesi de yılbaşını Türk-İş’in önünde, soğukta, ayazda geçirenlerden. Beş kişi gelmiş Manisa’dan. Çocukları, eşi, annesi, kayınvalidesi...
Annesi Hatice teyze, zamanını oğlundan çok diğer işçilerle geçiriyor ve öfkeyle yönetenlere sesleniyor: “Bu millet aç, bu millet sefil... Manisa’nın köyünden kalkıp geldim. Memlekette para doluydu, tütün ekiliyordu, pamuk ekiliyordu. Şimdi hepsi kalktı. Şimdi millet aç, perişan.”
“Onlar tepede yatıyor, biz burada perişan....” diyor ve ekliyor Hatice teyze: “Pazar geliyor et alamıyoruz, balık alamıyoruz, giyim alamıyoruz.”
Yapılanların “günah” olduğunu belirten Hatice teyze, “Günahtır günah. Öteki dünyada günah yazacaklar. Bunlar haram aramıyor, miras istemiyor, alın terinin karşılığını istiyor” diyor öfkeyle, ellerini sağa sola sallayarak...
Annesi, babaannesi ve anneannesi ile babasını görmeye gelen 12 yaşındaki Hatice Nur Ege de Başbakan’a sesleniyor: “Biz buralarda, sokaklarda eylem yaparken, siz oralarda Antalyalarda tatil yapıyorsunuz. Babamın özlük hakkını istiyorum, 4-c’ye hayır diyorum.”
KÜÇÜCÜK GÖZLERDEN AKAN YAŞLAR...
Tek Gıda-İş Tokat Şube Başkanı ve aynı zamanda TEKEL işçisi Suat Karlıkaya da 17 gündür görmediği kızı Zeynep, oğlu Mert ve eşi ile hasret gideriyor. Bizi kırmıyor ve yeni yılı sokakta, soğukta Türk-İş’in önünde geçirmelerine ilişkin duygularını anlatıyorlar.
Eşi, daha önce geldiğinde eşini gördüğünü ama çocukların babalarını 17 gündür görmediğini söylüyor. “Çocuklar alışkın değiller babalarından bu kadar ayrı kalmaya. Gönlüm elvermedi, sokakta da olsa bir arada olalım dedik ve çocukları babalarına getirdim. İşte görün, utansınlar. Söyleyecek başka bir şey bulamıyorum, utansınlar...” diyor gözleri çakmak çakmak...
Küçük Zeynep bir eli annede, bir eli babada, “Niçin geldin” sorumuza, “Babamı desteklemek için geldim” diyebiliyor ancak, sonra ağlayarak annesinin eteklerine sarılıyor. Babası da annesi de ikna edemiyor Küçük Zeynep’i... Kızına dayanamayan anne ise “Bize yaptıkları neyse ne de bu çocukların hesabını veremeyecekler” diye konuşuyor, üzüntülü, öfkeli...
“Babamı ziyarete geldim, çok özledim” diyen 6. sınıf öğrencisi Mert’in dudaklarından, soğuğun da etkisiyle titrek; “Ne diyeyim ki, ayıranlar utansın” sözleri dökülüyor...
HESABINI VERECEKLER
17 gündür görmediği kızının ağlaması içine dokunan ve kendisini güçlükle tutan Suat Karlıkaya ise “Kızımın gözyaşlarının, hepsinin hesabını sormak boynumun borcu” diye konuşuyor. Bu kadar vicdansızlık olamayacağını belirten Karlıkaya, Ankara’nın Tokat dönüşünün de olacağını ve AKP il başkanını kastederek, “vekaleten bakan il başkanından da bunun hesabını soracağını” vurguluyor.
Hâlâ annesinin eteğinden başını kaldırmayan kızını göstererek, “Bunun gibi binlerce çocuk var ağlayan sızlayan. Bunların hesabı ağır olacak, bilinsinler” diyor Baba Karlıkaya ve “ülkeyi yönetmenin kolay, ancak insanların sorunlarına çare bulmanın, çözmenin zor olduğunu” da sözlerine ekliyor. Karlıkaya da eşi gibi, “Bizi bu hallere düşürenler utansın” diye bitiriyor sözlerini...
BİR OĞLU YANINDA, BİRİ İZMİR’DE
İzmir’den Fadime Kış da Türk-İş’in önünde yılbaşını bankın üzerinde oğlu ile geçiren TEKEL işçilerinden biri. Bir oğlu ile eşi İzmir’de kalmış, “İnşallah hakkımızı alıp, çoluk çocuğumuzun yanına temelli döneriz” diyor. Günlerdir çocuklarını yalnız bıraktığını, bir bakanı olmadığını ama Ankara’ya da gelmek zorunda olduğunu anlatan Kış, “Bu yılbaşı öyle paramparça olduk. Bir oğlum ile babası İzmir’de, küçük oğlum burada benimle...” diyor.
3. sınıfa giden oğlu Onur ise soğuktan korunmak için başına geçirdiği kapşonu çıkarmadan oturuyor; utangaç, sadece adını söylüyor...
DESTEĞE GELMİŞLER
Ankara Batıkent’ten işçilere desteğe gelen Menşure Şenöz, “Eşim ve oğlum ile desteğe geldik” diyor, belediye emeklisi eşini ve oğlunu göstererek. “Bu yapılanları, bu insanlar hak etmedi. Bu insanlar yetim hakkı da yemiyor, alın terlerinin karşılığını istiyor” diyen Menşure Şenöz ekliyor: “Asıl başımızdakiler yetim hakkı yiyor. Başımızdakilerin oğulları alın teri ile gemi almıyor ya...” (Ankara/EVRENSEL)

EMEKTEN YANA SANATÇILAR MORAL VERDİ
Emekten yana sanatçılar Edip Akbayram, Sabahat Akkiraz, Mustafa Özarslan Türk-İş önünde TEKEL işçilerine ezgileriyle moral verdiler, yeni yıllarını kutladılar. TKP ve ÖDP’nin ortaklaşa organize ettiği, Türk-İş önündeki konsere TEKEL işçilerinin de katılımı geniş oldu. Konser öncesi TKP Genel Başkanı Erkan Baş ve ÖDP Genel Başkan Yardımcısı Haydar İlker işçilere seslenerek, “Türkiye’de işçi sınıfının var olduğunu gösterdiklerini” söylediler.
Daha sonra alkışlar arasında kürsüye gelen Edip Akbayram, işçileri selamlayarak, “Sizi sulara atanlar, üzerinize gaz bombası atanlar bir gün bunun hesabını verecekler” dedi. Ezgileriyle işçilere moral veren Akbayram’dan sonra Faruk Demir, Sabahat Akkiraz ve Mustafa Özarslan da türküleriyle TEKEL işçilerinin mücadelesine destek sundular. Akkiraz, “Haklı davanızda yanınızda olmak istedim, türkülerimle sizi selamlamak istiyorum”; Özarslan da “Direnenlerin kazanacağını bir kez daha seyredenlere göstereceksiniz” dediler. Sevinç Eratalay da yine işçilere moral veren sanatçılardan oldu. Türkülerle coşan işçilere Ankaralılardan da geniş destek geldi.


‘BÜTÜN YILLAR BİZİM OLSUN’
İzmir Balaçık’tan Ruşen Turan da yeni yılı ailesinden uzak, Ankara’nın ayazında karşılayanlardan. “Çoluğumuzla çocuğumuzla birarada olmayı biz de isterdik, ama sorumlusu biz değiliz” diyen Ruşen Turan da bu davanın artık TEKEL işçisinin davası olmaktan, hatta Türkiye’nin davası olmaktan çıktığını, uluslararası boyut da kazandığını söylüyor. “İşçi sınıfının şanlı direnişinin adım adım örülmeye çalışıldığını” belirten Turan, “Ne olursa olsun kazanmakta kararlı olduklarının” altını çiziyor.
Kendi çocuklarının 20’li yaşlarda olduğunu ve niçin Ankara’da olduğunu anlatabildiğini, kendisini desteklediklerini vurgulayan Turan, “Bazı arkadaşların küçücük çocukları geldiler. O manzaraya insan dayanamıyor” diyor. Turan’ın yeni yıl mesajı da mücadeleye, kazanıma dair oluyor; “Siyasetçiler, yönetenler 5 yıldızlı otellerde kutluyorlar. Bizim mücadelemiz zafere ulaştığında biz de o zaman kutlayacağız. Bütün yıllar bizim olsun.”

TEKEL İŞÇİSİNİN DİRENİŞİ OLMAKTAN ÇIKTI

TEKEL işçileriyle birlikte Ankara’ya gelen ve yılbaşını da onlarla Türk-İş’in önünde geçiren Tek Gıda-İş Genel Başkan Danışmanı Servet Akbudak, TEKEL işçilerinin sadece 17 gündür olmadığının altını çiziyor ve “TEKEL işçisi özelleştirmeye karşı cepheden bir direniş sergiledi. TEKEL işçisinin 12 yıllık bir direniş geçmişi var” diyor.
Ankara’nın bu dondurucu soğuğunda direnen TEKEL işçisinin de elbette yeni yılı sıcak evinde, çoluk çocuğu ile karşılamak istediğini belirten Akbudak, “Ancak kölelik koşullarına karşı isyan ve öfkelerini ifade etmek için 17 gündür Ankara’dalar” diyor.
Bu mücadelenin TEKEL işçisinin mücadelesi olmaktan çıktığının altını çizen Akbudak, “Herşeyden önce 4-c’ye tabi tutulan 70 bin insanın mücadelesi. Emeğin mücadelesi, bundan sonra özelleştirme ile karşı karşıya kalacak işçilerin, tüm ezilenlerin mücadelesi” diyor. Bunun aynı zamanda demokrasi ve özgürlük mücadelesi olduğunu da ifade ederek, “Bu mücadele sistemin mağdur ettiği, toplumun değişik kesimlerinin de sahiplenmesi gereken bir mücadele” çağrıyı yapan Akbudak, TEKEL işçisinin aklını ve yüreğini kullanarak mücadeleyi bugüne getirdiğini söylüyor.
Türk-İş’in aldığı miting kararlarını olumlayarak, bu eylemlerin “genel grev, genel eylem zeminini olgunlaştıracağını” vurgulayan Akbudak, sardece tek konfederasyonun değil, tüm konfederasyonların da bu eylemi sahiplenmesini istiyor. Akbudak sözlerini şöyle bitiriyor; “Yeni yıla direnişle girmemiz olumlu bir gelişme. 30 yıllık baskılanmış emeğin yeni yılda diriliş, çıkış göstermesini umut ediyoruz.”
Sultan Özer - Abidin Çınar
www.evrensel.net