BAŞYAZI

BAŞYAZI

  • 2009’un son günü, bu ülkede alın teriyle geçinenler için tam anlamıyla bir “zam yağmuru” günüydü.


    2009’un son günü, bu ülkede alın teriyle geçinenler için tam anlamıyla bir “zam yağmuru” günüydü.
    Eğer bir gazete ya da gazeteci, tümüyle zamcıların uşaklığına soyunmamışsa; en azından “zam yağdı” diyen ve içinde üzüntü hissettiren bir haber yapması gerekirdi. Hele bu gazete ve gazeteciler, “Yoksulların yaşadıklarını biz biliriz. Öteki partiler zengin partisi” diyen bir siyasi geleneğin “yandaşı”ysa, böyle yapmaları gerekirdi.
    Evet, AKP Hükümeti’nin “yandaşı” basından söz ediyoruz.
    AKP ve hükümetinin en popüler iki “yandaşı”ndan Sabah ve Star gazeteleri, zamlara ancak 4. sayfalarında yer vermişler.
    Ama AKP ve hükümetinin “yarı resmi yayın organı” olarak bilinen Yeni Şafak gazetesinin haberi, hem bu gazetelerdeki gazeteciliğin hem de “yandaşlığın” geldiği boyutu göstermesi bakımından ibret vericidir.
    Yeni Şafak, ajansların bile “Zam fırtınası” olarak geçtiği haberi, “IMF fırtınası” olarak vermiş.
    Yani haber, “IMF ile hükümet anlaşacak” haberi üzerine borsanın coşup, 53 bin puanı aşmasını, faiz ve dolardaki düşüşleri, piyasada olumlu anlamda fırtına etkisi yaptığını öne sürerek, zamları desteliyor. Zamlar da, “IMF ile anlaşmanın koşulu” (IMF, anlaşmak için “denk bütçe” şartını koşmuş!) olarak yapılan bir işlem olarak verilmiş!
    Böylece zamdan şikayet edenlere de, “Zamları IMF yaptırdı” diyerek, hükümeti hedef olmaktan çıkartmayı amaçlıyor.
    Yeni Şafak, bu haberle; zamları hükümetin yaptığını ve bu zammın işçi, işsiz, emeği ile geçinenleri vuracağını saklamak için gerçeği saptırsa da, mızrak öylesine büyük ki, Yeni Şafak’ın “battal boy” yalan çuvalına yine de sığmıyor.
    Ve bu saptırma haberden şu dört gerçek, herkesin gözleri önüne seriliyor:
    1-) Yeni Şafak gazetesi, artık zamların emekçileri nasıl ezdiğini umursamayan, ama piyasaların yükselip rantiyenin, para babalarının, paradan para kazananların kazanmalarından büyük mutluluk duyanların sesi olmuştur.
    2-) Yeni Şafak gazetesi, geçmişteki IMF karşıtlığını ve hükümetlerin IMF’nin emrinde olmasına karşı çıkma tutumunu terk ederek, IMF ile anlaşmadan yana en büyük sermaye çevrelerinin sesi olmaya karar vermiştir. Hükümetin, IMF istedi diye zam yapmasından da hiç rahatsız olmadığını gösteren, ar damarı çatlamış Yeni Şafak, finans piyasalarını coşturan IMF anlaşmasından büyük mutluluk duyduğunu ortaya koymuştur.
    3-) AKP Hükümeti ve onun başı Erdoğan’ın ikide bir IMF’ye kafa tutar gibi konuşmalarının boş bir efelenme olduğu, Yeni Şafak’ın haberinden anlaşıldığı gibi, AKP Hükümeti’nin de IMF istedi diye zam yaptığı Yeni Şafak’ın ağzından itiraf edilmiştir. Böylece “IMF emrediyor hükümet yapıyor” sloganı atan emekçilere, “Bizim irademiz yok mu ki, IMF emretsin de biz yapalım?” diye kızan Başbakan Erdoğan’ın da emekçilere boşuna kızdığı, bizzat gazetesi tarafından dünya aleme ilan edilmiştir.
    4-) Borsa, faiz döviz fiyatları üstünden inip kalkan ve piyasalar denilen alan, sermayenin halk ve emek düşmanlığının en açık göründüğü alandır. Bunun böyle olduğu bu kez Yeni Şafak tarafından tescil edilmiştir. Yani halk, ekonomik politikalardan ne kadar zarar görüyorsa, borsa ve finans piyasaları o kadar hoşnut olmaktadır!
    Kısacası Yeni Şafak, “zamların” üstünü örteyim derken, hükümetin ve kendilerinin, IMF ve büyük sermaye yandaşlığını, halkın sıkıntılarını umursamadıklarını ortaya koymuştur.
    Yeni Şafak’ın bu tutumu, aynı zamanda AKP Hükümeti’nin emek düşmanlığında geldiği aşamanın göstergesidir.
    Onun içindir ki hükümet, zamları yaparken pervasız olduğu kadar emekçilerin hakları konusunda da utanmazca suçlamalarla bu hakları yok saymaktadır. Dün çalışma bakanı bu utanmazlığı, 4-c’yi savunup “4-c’de çalışan işçilerin maaşlarına 100 TL zam ve yılda bir ay fazla çalışma” dayatırken, bunu bile onlara sunulan bir lütuf olarak göstermiştir. TEKEL işçilerini, asgari ücretle çalışacak milyonlarca işsiz olmasıyla da tehdit eden bakan, işsize iş bulmayı, artık hükümetin sorumluluğu olmaktan çıkardığını da ilan etmiştir.
    Ne diyelim; böyle hükümete böyle gazete!
    İHSAN ÇARALAN
    www.evrensel.net