Kürtlerin iradesine kelepçe

Kürtlerin iradesine kelepçe

ÜLKE gündemini uzun süre işgal eden ‘açılım’ tartışmaları, aylar sonra bir yere bağlandı.


ÜLKE gündemini uzun süre işgal eden ‘açılım’ tartışmaları, aylar sonra bir yere bağlandı. Ve Kürt sorunu Meclis’e taşındı. Ancak görüşme için iktidarın verdiği tarih, Atatürk’ün ölüm yıl dönümü olan 10 Kasım’dı. Bu durum, açılıma karşı olanlara fırsat yarattı. AKP’nin kendi eliyle verdiği koz muhalefet tarafından kullanıldı. Yıl sonu geldiğinde ise AKP’nin tasfiye planı devreye girmişti. Açılıma damgasını vuran olay, belediye başkanlarının kelepçelenmesi oldu. DTP kapatılmış, vekillere de kelepçe gündeme gelmişti.
MECLİS’E TAŞINDI AMA...
Ülke gündemini uzun süre işgal eden ‘açılım’ tartışmaları, aylar sonra bir yere bağlandı. Ancak Meclis’te yapılacak görüşme için iktidarın verdiği tarih, Atatürk’ün ölüm yıl dönümü olan 10 Kasım’dı. Bu durum, açılıma karşı olanlara fırsat yarattı. AKP’nin kendi eliyle verdiği koz muhalefet tarafından kullanıldı.
DERSİM İSYANI!
Ancak bu döneme asıl damga vuran gelişme, CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen’in ön görüşmeler sırasında söyledikleri oldu. Öymen, Dersim katliamını ‘O zaman da analar ağlamadı mı?’ diyerek savununca, bu konu uzun süre tartışma konusu oldu. Öymen ve kendisine sahip çıkan CHP, eleştirilere ve protestolarla karşı karşıya kaldı. Ve CHP’den istifalar yaşandı.
AKP MECLİS’TE DE AÇILMADI
Bu tartışmalar arasında AKP Hükümeti, Meclis’te de açılmadı. Kimi küçük adımlarla ilgili bilgiler verilse de, AKP’nin açıklamaları kimseyi tatmin etmedi. Kürtlerin talepleri kırmızı çizgilerle çevrildi. Talepler karşılanmazken Başbakan da açılım gibi ‘tek’lemeye başladı. Erdoğan, “Tek millet, tek vatan” vurgulu açıklamalar yaptı. Bu gelişmeler, açılıma dair umutları kırmaya ve beklentileri zayıflatmaya başladı.
HABUR UMUDU…
Açılım sürecinin köşe taşlarından birisi de “eve dönüşler” oldu. Açılım, Kandil ve Mahmur’dan gelen toplam 34 kişilik barış gruplarının Habur’dan giriş yapmasıyla yeni bir tartışmaya sahne oldu. Herkes gelenlere ne olacağını tartışırken, 34 kişi de Öcalan’ın çağrısıyla geldiklerini ve pişman olmadıklarını söyledi.
AKP DTP’Yİ HEDEFE KOYDU
Ancak bu olumlu tablo kısa sürede dağıldı. Rüzgar yön değiştirdi. AKP başta olmak üzere barış karşıtları, Habur’da yaşananları ve DTP’yi hedef almaya başladı. Başbakan ve AKP kurmaylarının DTP’yi suçlayan ve hedef gösteren açıklamaları birbirini izledi. Bu açıklamalarda zirveyi ise Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek’in “DTP adeta ‘Beni niye kapatmıyorsunuz?’ diyor” şeklindeki açıklaması oluşturdu.
VE DTP KAPATILDI
Ve Çiçek’in açıklamaları hemen karşılık buldu. Anayasa Mahkemesi, iki yıldır beklemede olan DTP’nin katılması davasını gündeme aldı. 4 günlük görüşmelerin ardından daha “açılım”ın birinci yılı bitmeden, DTP kapatıldı. Türk ve Aysel Tuğluk’un vekillikleri düşürüldü ve 37 kişiye siyaset yasağı getirildi. Gerekçeli karar da jet hızıyla yılın son günü açıklandı.
12 EYLÜL GİBİ...
Kamuoyu, kapatmanın antidemokratikliğinin yaratacağı olumsuz sonuçları tartışırken, Kürt siyasetçilere bir kez daha siyaset yasağı getirildi! Belediye başkanları ve yüzü aşkın Kürt siyasetçi 12 Eylül manzaralarıyla kelepçelenerek gözaltına alındı ve ardından tutuklandı. Ardından ise yılın son günlerinde milletvekillerinin ifade krizinde kelepçelenerek ifadeye getirilmeleri gündeme geldi. Yani Kürtlerin siyaset yapmasının önü kapatılarak, iradeleri kilit altına alındı.
NE AÇILIM AMA!..
Yani yıl sonu geldiğinde, AKP’nin içeriğinin ne olduğu sorgulanan açılımının ne olduğu ortaya çıkmış oldu. Tıpkı sürecin yürütücüsü olan Atalay’ın, Irak görüşmeleri sırasında söylediği gibi; açılımın özü “tasfiye” oldu. Kürtler, siyasetçiler ve örgütleri bir bir tasfiye edilirken, Kürt sorununda çözüm umutları da 2010’a kaldı. Yaşananlar, 2010 yılında AKP’nin tasfiye çabalarının yanı sıra halkın barış taleplerinin ve çabalarının da süreceğini gösteriyor.

AKP HÜKÜMETİ ÇOK MU AÇILDI?
Kürt sorununda yarattığı beklentinin altında ezilen AKP Hükümeti, bu defa iyice açılma yoluna gitti. Kıbrıs, Ermeni, Alevilik, Roman...açılımlar birbirini izledi. Ancak bu açılımlar sadece sözde oldu. Ele alınan hiçbir konuda somut ilerleme yaşanmadı. Aksine, pek çok konuyu gündeme getiren AKP, sorunların özünü görünmez veya silik kılma yoluna gitti. Ve kendi başarısızlıklarının üzerini örtmek için açılım taraflarını ya muhatap almadı ya da kışkırttı. Tıpkı Alevi açılımında olduğu gibi... Önce yüz binlerle sokağa çıkan Alevilerin taleplerini görmezden gelen hükümet, ardından yaptıklarının üzerine adeta tüy dikti. Alevi Çalıştayı’na Maraş katliamının bir numaralı sanığı Ökkeş Şendiller’i çağırdı. Alevileri isyan ettiren bu durum, AKP’nin açılım anlayışını da gözler önüne serdi.
www.evrensel.net