02 Ocak 2010 05:00

Ekonomide bir yılı böyle geride bıraktık

Küresel ekonomik krizin etkileri 2007 yılında açığa çıkmaya başladı. 15 Eylül 2008 tarihinde dünyanın...

Paylaş

Küresel ekonomik krizin etkileri 2007 yılında açığa çıkmaya başladı. 15 Eylül 2008 tarihinde dünyanın en büyük yatırım bankalarından biri olan Lehman Brothers’ın batmasıyla tam anlamıyla açığa çıktı. 2009 yılına da damgasını vurdu. Özellikle 2009 yılının ilk çeyreği, dünya ekonomisi için olağanüstü kötü geçti. Çok sayıda ülke ekonomide daralmayla karşı karşıya kaldı. İlk çeyrekte Türkiye ekonomisi yüzde 14.7 gibi çok yüksek bir oranda daraldı. Daralan ekonomiyi canlandırmak için ülkeler ardı ardına teşvik ve kurtarma paketleri açıkladılar. En büyük teşvik paketini, 787 milyar dolarla ABD oluşturdu. Türkiye de, tedbir paketlerini uygulamaya koydu.
Türkiye’nin açıkladığı paketlerde, büyük konutlarda; ticari araç ve otomobiller, elektronik, beyaz eşya, mobilya, bilişim, iş makinalarında vergi indirimleri yapıldı. Tüketici kredilerindeki Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu (KKDF), gayrimenkul alım satımlarında tapu harcı düşürüldü. KOBİ’lere kredi desteği için 4 milyar liralık paket açıklandı. Bazı sektörlerde krizin etkilerini azaltmak için üç aylığına uygulamaya konulan ÖTV ve KDV indirimleri, oranlarda değişiklik yapılarak, daha sonra 30 Eylül 2009’a kadar uzatıldı.
Merkez bankaları da ekonomileri yeniden canlandırmak için faiz oranlarını tarihi dip noktalara indirdiler. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası da, 18 Aralık 2008 tarihinde yüzde 15 olan borçlanma faiz oranını, 19 Kasım 2009 tarihinde yüzde 6.5’e kadar düşürdü.
CUMHURİYET TARİHİNDE GÖRÜLMEMİŞ İŞSİZLİK
Teşviklerin tümü sermaye kesimine, ev ve araba alacak parası olanlara yönelik oldu. Emeklilere, işsizlere bir defalığına harcama çeki verilmesi vb. uygulamalar gündeme geldiyse de, hiçbir zaman hayata geçmedi.
Adı İstihdam Paketi olarak açıklansa da işsizlik aldı başını yürüdü. Her ne kadar finansal denilse de, kriz en fazla istihdamı vurdu. Tüm dünyada işsizlik en önemli sorun olarak ortaya çıkarken, dünya genelinde küresel kriz nedeniyle işsiz kalanların sayısının 100 milyonu bulacağı raporlara yansıdı.
Türkiye’de işsiz sayısı 2009 yılı Şubat ayında yüzde 16.1’e ulaştı. Bu oran Cumhuriyet tarihinde görülmüş en yüksek işsizlik oranıydı. İşsizlik oranı ağustos ayında yüzde 13.4’e geriledi. Resmi işsizlik bu seviyelere oturdu kaldı. Üç yıl boyunca bu düzeyde seyredeceği bizzat hükümetin Orta Vadeli Ekonomik Programı’nda ortaya kondu.
2009’a Türkiye, YTL’den “Yeni” ibaresi kaldırarak girdiği Ocak ayında yaşanacak birçok sorunun ipuçlarını gördü. 8 Ocak’ta Hazine nakit dengesinin, 2008 sonu itibariyle 16.3 milyar TL açık verdiği açıklandı. Nakit dengesi 2009 yılı boyunca hiç düzelmedi.
ŞUBATA DAVOS DAMGASINI VURDU
Şubat ayında bazı ilklere tanık olduk. ABD’de 787 milyar dolarlık dev teşvik planı kabul edildi. Neredeyse otomotiv sanayisi kurulduğundan bu yana lider olan ABD’nin satışlarda liderliğinin sona erdiği, Çin’in, otomobil satışlarında ilk kez ABD’yi geçtiği açıklandı. Bir diğer açıklama ise Kanada’nın bütçesinin 1976 yılı Mart ayından bu yana ilk defa açık vermesiydi.
1971 yılından beri, dünyanın en zenginlerine ve güçlülerine ev sahipliği yapan Davos’ta dünyaya şekil vermek için bir kez zirve gerçekleştirildi. Son yıllarda kapitalist küreselleşmenin yarattığı eşitsizlikler, sosyal perişanlık gündeme gelmiyor değildi. Ama son tahlilde, kimsenin kapitalizme imanından şüphesi yoktu. 2009’da ise Davos’un beyaz karlarını gölgede bırakan, uçup giden karların yarattığı kasvet hakimdi.
1 Şubat’ta Davos’ta düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu, küresel ekonomik sistemin yeniden inşası çağrısıyla sona erdi.
Doğan Yayın Holding’e (DYH) Maliye Bakanlığı tarafından toplamda yaklaşık 826.3 milyon TL’lik vergi/ceza ihbarnamesi tebliğ edildi. AKP’yi eleştiren medya kuruluşuna bu ceza tebliğinin yapılmasının ardından, mart ayı, art arda sermayeye yönelik, yukarıda değinilen teşvik paketlerinin açıklandığı bir ay oldu. Martta doların 1.8250 liraya çıkması üzerine Merkez Bankası, döviz satım ihalelerine yeniden başlarken, mevzuatta yapılan düzenlemeyle ruble ve riyalle ticaretin de önü açıldı. Söz konusu gelişme, AKP Hükümeti’nin sermayeye dönük teşvikini hızlandırdı.
Dünyada da mart ayında olumlu bir hava estirildi. Borsalardaki hızlı yükseliş, ‘Yeşil filizler görüldü’ yorumlarını beraberinde getirdi. Buna göre yeşil filizler belirir belirmez, dertler ve sıkıntılar geride kalacak, kapitalist sistemde ciddi düzenlemeye dahi gerek duyulmaksızın yola devam edilebilecekti. Yola devam ediliyor ama sıkıntılar 2009 sonuna kadar azalmadı.
YAZIN SICAĞINDA TANIKLIKLARIMIZ
Yazın sıcak aylarında İstanbul Sanayi Odası’nın (İSO) Türkiye’nin 500 büyük sanayi kuruluşu listesi açıklandı. Listede TÜPRAŞ, geçmiş yıllarda olduğu gibi yine ilk sırayı aldı. 500 büyük firma içerisinde yer alanların kriz fırsatçılığı yaptığı, yüksek kârlarına rağmen işçileri işten çıkardığı gerçeği listeyle birlikte meydana çıktı.
5 Temmuz’da BOTAŞ’a borcunu ödemeyen, doğal gazı pahalı tüketmemizde etkisi olan Başkent Doğalgaz Dağıtım AŞ’ye ait yüzde 80 hissenin, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından “satış” yöntemiyle özelleştirileceği bildirildi.
7 Temmuz’da kredi kartı borçları yapılandırılmasına gidildi. Artık mızrak çuvala sığmıyordu. Bir araştırmaya göre büyük kentlerde yetişkin nüfusun yüzde 57’si en az bir kart kullanıyor. Harcamaların yüzde 40 kredi kartı ile yapılıyor. Süper market ve giyim harcamalarının yüzde 70’i, akaryakıt harcamalarının yüzde 55’i kredi kartı ile gerçekleştiriliyor. Kredi kartlarının tüm bakiyesini düzenli olarak kapatanların sayısı ise yüzde 25’i bulmuyor. Borç bakiyesine enflasyonun tam 10 katı faiz tahakkuk ettiriliyor. Bankaların faizi yüzde 6.5, yurttaşın faizi ise yüzde 65... Büyüyen başka bir sorun ise çeklerdi. Merkez Bankası tarafından bankalara duyurulan toplam karşılıksız çek sayısı, 2009 yılının ilk yarısında, geçen yılın aynı dönemine göre yaklaşık yüzde 50.7 arttı.
13 Temmuz’da Nabucco Doğalgaz Boru Hattı Projesi’nde “dönüm noktası” kabul edilen Hükümetlerarası Anlaşma, taraf ülkelerin başbakanlarınca Ankara’da imzalandı. Türkiye’nin enerji koridoru olması büyük bir şaşaa ile duyurulurken, Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker, TMO’nun bu yıldan itibaren fındık alımı yapmayacağını açıkladı. Ama sermaye için 12 Temmuz’da iyi bir haber verilmişti. Varlık barışı uygulaması ikinci defa uygulamaya konulmuştu.
31 Temmuz’da IMF, krizin maliyetinin 10 trilyon doları aştığını bildirdi. Temmuz ayındaki tek iyi haber Hasankeyf’e yönelikti. Ilısu Barajı projesi için finansman sağlayan Alman Euler Hermes Kreditversicherung, Avusturya’nın Kontrollbank ve İsviçre’nin Exportrisikoversicherung adlı bankalar projeden kredi desteğini çekti.
EMEKÇİLERE SONBAHAR HÜZNÜ
Eylül ayında orta vadeli program açıklandı. Başbakan Yardımcısı Ali Babacan programı açıklarken, 2009 yılında yüzde 6 küçülme yaşanacağını duyurdu. Açıklanan üç yıllık program emekçiler için kötü haberler taşıyordu. Birkaçı şöyle sıralanabilir: “Memur-işçi maaş ve ücretleri düşük tutulacak. Yatırımları yok denecek kadar düşecek. Sağlıktan tasarruf edilecek, vatandaşın sağlık faturası kabartılacak. Belediyelerin, kaynak yaratma adına, vatandaşın cebine el atmasının önünü açacak düzenlemeler yapılacak.” Üç yıl boyunca uygulanacak hedefleri ortaya koyan program, IMF’nin onaylayabileceği, onun anlayışının ruhuna uygun bir program olarak sahnedeki yerini aldı.
3 Eylül’de Enerji Piyasası Denetle Kurulu’nun, elektrik fiyatının yüzde 21’lik zammı onayladığı haberi geldi. 8 Eylül’de Doğan Yayın Holding AŞ’ye 3 milyar 755 milyon lira ceza kesildiği bildirildi. 30 Eylül’de ise IMF-Dünya Bankası sonbahar dönemi toplantıları İstanbul’da protestolarla başladı. 1 Ekim’de IMF Başkanı Dominique Strauss-Kahn, Bilgi Üniversitesi’ndeki konferansı sırasında ayakkabı fırlatılarak protesto edildi.
30 ve 31 Aralık’ta gelen haberler, yılın ‘kara’ haberlerle kapanmasına yol açtı. Önce Hasankeyf’i yok edecek olan Ilısı Barajı için kredi vermekten vazgeçen 3 yabancı bankanın ardından, çevre bakanı 3 yerli bankayla anlaştığını söyledi. Yılın son günü ise akaryakıta, sigaraya, içkiye, köprü ve otoyola zam yapıldığı duyuruldu. (EKONOMİ SERVİSİ)

TARIM HAVZASI ÇÖZÜM MÜ?
Türkiye’de 30 tarım havzası belirlendi. Türkiye tarımının en önemli sorunlarından birisi, üretimin planlanamaması sorununu çözeceği iddiasıyla ortaya atılan Tarım Havzaları Destek Modeli, tartışma yarattı. Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker’in ‘devrim’ sözleriyle tanıttığı model, çiftçi örgüt ve temsilcilerinin, “Ülkenin tarım ihtiyaçlarıyla örtüşmediği gibi çiftçilerin de yararına değil” eleştirisiyle karşılaştı.
Hükümetin açıkladığı model, Türkiye’yi 30 tarım havzasına (toprak, iklim, topografya, bitki istekleri verilerine göre) bölüyor. Ve bu havzalarda 16 ürün destekleme kapsamına alınıyor. Destek kapsamı ve destek miktarı havzalara göre değişecek. Bazı havzalar daha çok desteklenebilecek. Sistemin yararları hakkındaki iddialar şunlar: Planlı bir tarımsal üretim gelecek. Verimi artacak. Arz açığı olan ve ithal edilen tarım ürünlerinin üretimi desteklenerek, ürün açığı kapatılacak ya da açık azaltılacak. Hangi havzada hangi ürünün yetiştirilmesi halinde ne tür destekten yararlanabileceği hükümet tarafından önceden açıklanacağı için üretici avantajlı olacak. Çünkü üretici, hangi ürünü ne kadar üreteceğinin kararını önceden verecek...
İddialarına bakınca, düzenleme oldukça olumlu gözükmesine rağmen, uygulanan politikaların iddiaları hayata geçirmeye imkan vermeyeceği eleştirileri öne çıktı. Farklı havzalarda bulunan iki komşu ilçenin, desteklenecek ürün ve uygulanacak destekleme miktarları açısından farklı pozisyonlarda olabileceğine dikkat çekilen eleştirilerde, bu durumun, Tarım Havzaları Destek Modeli’ni siyaseten hem güçleştireceği, hem de siyasal kaygılarla uygulamanın yanlış yönlendirilebilme olasılığını artıracağı belirtildi.

GDO SAVAŞLARI

Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, yıl içerisinde Genetiği Değiştirilmiş Organizmalı (GDO) ürünlerle ilgili yönetmelik yayımladı. Sendikalar, bilim adamları, ilgili meslek kuruluşları yönetmeliğe tepki gösterdi. Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar (GDO) yönetmeliğinin iptali ve yürürlüğünün durdurulması istemiyle Danıştay’da dava açıldı.
Kamuoyunda tepki yaratan GDO yönetmeliği yayımlandıktan 25 gün sonra değiştirildi. “GDO’suz ürünlerin etiketinde GDO’suz olduğuna dair ifadeler bulunamaz” hükmü çıkarıldı. Oranlar kaldırıldı, bir üründe milyonda 1 bile GDO olması halinde, ürün GDO’lu kabul edilecek.
Danıştay, GDO’lu ürünlerle ilgili yönetmeliğin bazı maddelerinin yürütmesini durdurdu. Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker, “Benden bakanlık olarak savunma istenmeden bu karar verildi. Neticede mahkeme kararı, uygulayacağız” dedi.
TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Gökhan Günaydın, Danıştay’ın, GDO yönetmeliğinin yürütmesini durdurmasıyla söz konusu ürünlerin ithalatına ilişkin hiçbir düzenleyici işlem kalmadığını, GDO’lu ürünlerin ülkeye serbestçe girebildiğini söyledi. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, aralık ayında, kamuoyunda sıkça tartışılan Genetiği Değiştirilmiş Organizma (GDO) hakkında çeşitli bilgileri içeren iki sayfalık bir broşür hazırlayıp, elektronik ortamda vatandaşların e-maillerine gönderdi. Buna karşılık bilim adamları ve çevreciler, olayın peşini bırakmayacaklarını duyurdular.

NÜKLEERDE HUKUK SAVAŞI

Nükleer santral kurma konusunda, tüm eleştiri ve tehlikelere rağmen, oldukça kararlı olan AKP, 2009 yılına bu konuda hızlı girdi. 19 Ocak tarihte ihale yapıldı. Nükleer santral yarışmasında, teklif veren JSC Atomstroyexport-JSC Inter Raoues-Park Teknik ortak girişim grubunun üçüncü (fiyat) zarfı açıldı. Buna göre Ortak Girişim Grubu, birim fiyat ağırlıklı ortalama olarak kilovatsaat başına 20.79 sent, değerlendirmeye esas indirgenmiş birim fiyat olarak ise 21.16 sent fiyat teklifinde bulundu. Zarfın açılmasıyla birlikte, ucuz denilen nükleerin oldukça pahalı bir enerji olacağı açığa çıktı.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler, söz konusu konsorsiyumun önceki fiyat teklifi dışında yeni bir revize mektubu TETAŞ Genel Müdürlüğü’ne verdiğini bildirdi. TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası (EMO), nükleer santral ihalesinde Yarışma Komisyonu’nu devre dışı bırakarak, ihalenin tek katılımcısının “hukuka aykırı tekliflerini” incelemek üzere TETAŞ Enerji Alış Dairesi’nin görevlendirilmesi nedeniyle suç duyurusunda bulundu.
TETAŞ, Mersin Akkuyu’da nükleer santral kurulması için 24 Eylül 2008 tarihinde yaptığı yarışmayı iptal etti. Danıştay’ın yürütmesini durduğu ihalenin iptaliyle, Türkiye son 15 yılda 4. kez nükleer ihalesini iptal etmiş oldu.

ZİRVE VE PROTESTO
IMF-Dünya Bankası yıllık toplantılarının 7. gününde genel kurula geçildi. Konuşmalarda “yoksullukla mücadele” gereği öne çıktı. İstanbul’da yapılan IMF-DB zirvesinde küresel ekonominin iki günahkar kurumu olarak adlandırılan IMF ve Dünya Bankası, acı gerçekleri açıkladılar. Dünya Bankası Başkanı Robert Zoellick, “Kağıt üzerindeki vaatler aç karınlara yemek götüremez, toprağa tohum ekemez. Artık küresel mali mimaride yapılacak değişiklikleri hızlandırmamız gerekiyor” dedi. IMF Başkanı Dominique Strauss-Kahn ise “2010’da da birçok ülkede işsizlik devam edecek. Kriz sonrasında 90 milyon insan ağır yoksullukla karşı karşıya kalacak” diye konuştu.
Dünya Bankası Başkanı Robert Zoellick, “Küresel krizin bir sonucu olarak, bu yıl 59 milyondan fazla insan işini kaybedecek. Afrika’nın az gelişmiş bölgelerinde 30 bin ile 50 bin bebek ölebilir” dedi.
Taksim Meydanı’nda toplanan yaklaşık binlerce kişi, IMF ve Dünya Bankası’nı protesto etti.
Polis göstericilere müdahale etti. Olayların meydana geldiği sırada, Taksim’de bulunan 55 yaşındaki İshak Kalvo, kalp krizi geçirerek hayatını kaybetti.
ÖNCEKİ HABER

Asgari ücret artışı, çalışan yeni yoksullar yaratacaktır!

SONRAKİ HABER

Ekrem İmamoğlu: Rakibimiz 18 bin oyla yanıldı, ben 3 bin oyla yanıldım

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa