03 Ocak 2010 00:00

Mücadelemiz birleşmeli

Çiğli’de bulunan ve 4/c dayatmasına karşı mücadele eden Balatçık TEKEL işçileri, işten atılan ve işe dönmek için mücadele eden...

Paylaş

Çiğli’de bulunan ve 4/c dayatmasına karşı mücadele eden Balatçık TEKEL işçileri, işten atılan ve işe dönmek için mücadele eden Kent AŞ. işçileri ve kriz gerekçesiyle çalışma koşulları her geçen gün ağırlaşan Çiğli Organize Sanayi işçileri yaptıkları toplantıda mücadelelerinin birleştirilmesini tartıştılar.
Emek Partisi Çiğli İlçe Örgütü’nün çağrısı ile Gelincik Düğün Salonu’nda bir araya gelen işçiler birbirlerine mücadele deneyimlerini aktarırken, sendika konfederasyonlarının tutumunu da eleştirerek her şeyi sendikalardan ve sendikacılardan beklemek yerine TEKEL işçilerinin yaptığı gibi sendikaları da harekete geçirmek için tabanda bir mücadele vermek üzere örgütlenmenin zorunluluğuna vurgu yaptılar.
Çoğunluğunu kadınların oluşturduğu TEKEL Balatçık Fabrikası’ndan katılan işçiler, Ankara’da bulundukları dönem yaşadıkları saldırıyı anlatarak Ankara’da bulunan işçilerin nasıl kararlı olduğuna vurgu yaptı. Bir kısım işçi bir an önce Ankara’ya dönüp arkadaşlarına katılmak için uğraştıklarını dile getirirken İzmir’de kalanların da boş durmaması gerektiğini belirttiler.
TEKEL İŞÇİLERİ CESARETLENDİRDİ
Kent AŞ. işçileri komitesinden işçiler ise uzun süren mücadelelerinde, 650 km. Ankara’ya yol yürüdüklerini ancak sendikacıların uzlaşmacı tutumu nedeniyle sonuç alamadıklarını anlattılar. Kent AŞ işçileri, “Ankara’dan dönüp sendika ile aramızda mesafe oluşunca kendi aramızda komite kurabildik şimdi kendi mücadelemizde kendi kararlarımızı alıyoruz. Özellikle TEKEL işçilerinin mücadelesi bizleri yeniden harekete geçmekte cesaretlendirdi” diyerek birleşme çağrısı yaptılar.
Organize Sanayi Sitesi’nde bulunan özel tütün fabrikalarında, plastik, metal ve tekstil iş kolunda çalışan işçiler de söz alarak, özellikle TEKEL işçilerinin mücadelesinin işyerlerinde tartışıldığını, bir yandan bu mücadelelerden heyecanlanan işçiler olurken, kendi çalışma koşullarının daha kötü olması daha düşük ücret alıyor olmaları nedeniyle de, TEKEL işçilerinin aleyhine hükümetin yaptığı propagandanın kafa karıştırabildiğini anlattılar.
“Bunun için TEKEL işçilerinin mücadelesini organize işçilerine anlatmalıyız. TEKEL işçileri servis duraklarında, işçi kahvelerinde, fabrika önlerinde diğer işçilere eylemlerini, taleplerini anlatırsa, işçiler medyadan değil doğrudan işçilerden bilgilenmiş olur” dediler.
MÜCADELELER BİRLEŞTİRİLMELİ
Toplantıya katılan Eğitim-Sen 2 No’lu Şube üyesi öğretmenler ve Çiğli PTT’de çalışan Haber-Sen yöneticisi Hüseyin Özdem de 25 Kasım’da gerçekleştirdikleri uyarı grevini ve grevin taleplerini anlatarak, mücadelelerin birleştirilmesini gerekliliğine vurgu yaptılar.
Toplantıda TEKEL ve Kent AŞ. işçilerinin mücadelesinin halka ve organize işçilerine anlatılması için mahallelerde toplantılar yapılması, dayanışma etkinlikleri düzenlenmesi, Türk-İş’in almış olduğu eylem kararlarının Çiğli’de daha etkili hayata geçirilmesi ve yeni eylemler örgütlenmesi, örgütlü örgütsüz işçilerin, işsizlerin, kamu emekçilerinin mücadelesini birleştirme görevlerini önüne koyan bir komite oluşturuldu. 4 TEKEL, 3 Kent AŞ. ve 4 Organize işçisi ile 2 kamu emekçisinden oluşan 13 kişilik bir komite kuruldu.


‘İŞÇİNİN İŞÇİDEN BAŞKA DOSTU YOK’
Ercan Çelik (Kent AŞ. ): Bizler İzmir’den Ankara’ya yürürken CHP vekilleri yanımızda olmadı çünkü bizi bu hale getiren CHP’ydi. Ama TEKEL işçilerinin Ankara eylemine sadece siyasi rant sağlamak için destek verdiklerini bilmeliyiz. İşçinin işçiden başka dostu yok. Biz bir birimize güvenmeliyiz. Bizler buradan Ankara’ya yürüdük CHP merkezi ile görüşüp ‘sorunu çözün’ diyecektik ama DİSK yöneticileri CHP Genel Merkezi’ne giderken, “Üstünüzdeki DİSK yeleklerini çıkartın” dediler. Çünkü CHP, DİSK’e, “Böyle bir şey yaparsanız bütün belediyelerdeki işçileri Belediye-İş sendikasına yönlendiririz” demiş. Süleyman Çelebi tutumuyla kesinlikle işçinin yanında olmadığını göstermiştir.

Fatma (TEKEL): Her şeyden önce bizim inanmamız gerekiyor. Mücadele ortak olmalıdır. Erdoğan üzülsün, çünkü biz uyandık artık her şeyin farkındayız. Bizler emeğimizi canımız pahasına yedirmeyeceğiz. Yetim hakkını bizler yemedik. Yetim hakkını oğlunun gemiciğinde, eşinin yüzüğünde aradık. Kendileri işçi kıyımı yaparak bizim çoluk çoğuğumuzun hakkını yiyor. Başbakanı bu duruma biz getirdik. Sandıkta da hesabını soracağız, biz kazanacağız.
Servet Fırat (Kent Aş.): Sorun sadece TEKEL ve Kent AŞ. işçileri değil. Sorun ülkede yaşayan tüm işçilerin sorunudur. Şarteller bizim elimizde. Özelleştirme adı altında memleketi sattılar. Bundan sonra artık genel gevin gerçekleşmesi gerekiyor. Ankara’da TEKEL işçileri yalnız değildir.

Bülent Ermeş (Kent AŞ. ): Sendikaları eleştirmeliyiz ama sendikacıların tutumu bizim moralimizi bozmamalı. Sendikaların içi boşaltılmış. İşçilerin bağımsız olarak birleşmesi gerekiyor. Ferdi hareketler kitlesel hareketlere zarar veriyor. Bu yüzden birleşik mücadele sağlanmalı.

Tuncay Atalay (Aliance One Tütün): Biz de organize işçileri olarak İşyeri Komitesi kurmalıyız. Bizim işyerimizde de Tek Gıda-İş örgütlü ama Türk-İş’in aldığı karar, özel sektör olduğu gerekçesi ile uygulanmıyor. Sendikalar samimiyetsiz davranıyor. Bir işi başarmak istiyorsak tabanda birlik olmalıyız. Bireysellikten uzaklaşılmalı.
Kazım Solak ( TEKEL): Eskiden sendikalar siyasileri dolayısıyla siyaseti belirlerlerdi. Şimdi ise siyasiler sendikaları belirliyorlar. Sendikalar arka bahçe olmuş. Bundan ötürü direnişler amacına ulaşamadan içi boşaltılıyor. Sorunun ana kaynağı bu. Mücadele komiteleri kurulmalıdır.
(İzmir/EVRENSEL)
ÖNCEKİ HABER

Sefalet ücretini kabul etmiyoruz!

SONRAKİ HABER

Malatya'da “103 Korkmaz Barış Elçilerimizi Anıyoruz” şiarıyla bir araya gelindi

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa