2009 Eğitimin sorunları <br>katlandı

2009 Eğitimin sorunları
katlandı

2009’da, eğitim sürecinde olması gereken nüfusun belli bir bölümü eğitim hakkından yararlanamadı, artan öğrenci sayısına rağmen¸ bütçeden eğitime ayrılan pay ihtiyacı karşılayamadı...


2009’da, eğitim sürecinde olması gereken nüfusun belli bir bölümü eğitim hakkından yararlanamadı, artan öğrenci sayısına rağmen¸ bütçeden eğitime ayrılan pay ihtiyacı karşılayamadı, ataması yapılmayan öğretmenlerin sayısı 200 bini aştı, iş güvencesiz çalışmayı esas alan geçici ve sözleşmeli öğretmenlik ise sorun olmaya devam etti. Tüm bunların yanı sıra kalabalık sınıflar, okulların fiziki alt yapı ve donanım eksikliği, ikili eğitim, taşımalı eğitim, bilimsellikten uzak ders kitapları, kadrolaşmaya paralel olarak gerçekleşen sürgünler, eğitimde 2010’a devreden başlıca sorunlar.
İLKÖĞRETİM ZORUNLU ANCAK....
İlköğretim zorunlu olmasına rağmen ilköğretim çağ nüfusunun yaklaşık yüzde 5’i eğitim hakkından yoksun bırakılırken, ortaöğretim nüfusunun yüzde 42’si okula devam edemedi. 6 yaş ve üstü Türkiye nüfusunu oluşturan 64 milyon kişinin, 4 milyon 930 bin 12’si hâlâ okuma yazma bilmiyor. Düzenlenen kampanyalara rağmen ekonomik, sosyal, toplumsal nedenlerle ilköğretim çağında on binlerce kız çocuğu okulu terk etmek zorunda kaldı.
DERSLİK VE ÖĞRETMEN AÇIĞI
Öğrenci sayısındaki artışa karşın, derslik, okul ve öğretmen sayısında ise her geçen yıl daha da azaldı. 2002-2003 eğitim yılında 35 bin okul sayısı, 2008-2009 eğitim yılında 33 bin 700’e indi. Öğrenci sayısı ise 2002-2003 yılında 10 bin 300 iken, 2008-2009 eğitim yılında 10 bin 700’e çıktı.
Derslik, okul ve öğretmen sorunu yaşanırken AKP döneminde ise bütçeden eğitime ayrılan pay, ihtiyacı karşılayacak kadar artmadı. Yine eğitimin finansmanı, 40’ı aşkın kalemde öğrencilerden para toplanarak velilerin üzerine yıkıldı.
BÜTÇE AZALDI
2009 yılında MEB bütçesinden yatırımlara ayrılan pay yüzde 4.57 olarak belirlenmesi bile AKP hükümetlerinin eğitime verdiği değeri göstermesi açısından da yeterli.
SINAV...
Milli Eğitim Bakanlığı’nın Ortaöğretim Kurumları Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sınavı’nın (OKS) yerine, her yıl yapılacak olan Seviye Belirleme Sınavı ile dershaneler okulların yerini almaya başladı. İlk defa 2008 yılında yapılan Seviye Belirleme Sınavı ile dershane sistemi daha da büyüdü. Bugün ise başlı başına bir sektör haline geldi.
OKULLAR SATIŞA ÇIKARILDI
AKP, bu yıl da genel özelleştirme politikalarını eğitim alanında, okulları satışa çıkararak gösterdi. İstanbul Valisi Muammer Güler satışa çıkarılan 22 okulu açıklayarak bu okullardan elde edilecek gelirin yeni okulların yapılması ve arsaların kamulaştırılmasında kullanılacağını söyledi. “Satışlara rantı çok yüksek okullardan başlana bilineceğini’’ dile getiren Vali Güler, ‘’Satışı yapılacak okulların mekanlarının turizm veya iş merkezi olarak değerlendirile bileceğini’’ belirtti.
Satışı planlanan okulların önce kapatılıp sonra da satılmasına karşı, sendikalar, odalar, siyasi partiler bir araya gelerek Okuluma Dokunma İnisiyatifi oluşturdu.
ÖĞRENCİLER FİŞLENDİ
Başta İstanbul ve Ankara olmak üzere birçok yerde ilköğretim ve liselerin önüne polis dikildi. Öğrenciler potansiyel suçlu görülerek fişlendi. Eskişehir’de valilik Milli Eğitim Müdürlüğü okullara yazı göndererek ‘suç işlemeye meyilli’ öğrencilerin kimlik bilgilerini istedi.
Eskişehir Valiliği’nin talimatıyla İl Milli Eğitim Müdürlüğü okullara resmi bir yazı göndererek, okullarda ‘suç işleme eğilimi olan’ ve ‘risk grubu içine giren’ öğrencilerin tespit edilmesini istedi. Eğitimciler, öğrencileri suç işlemeye eğilimli, potansiyel bir tehlike olarak gören bir ‘fişlemeyi’ kınadı. Yine okullarda öğrencilerin yürüttükleri örgütlenme çalışmalarına izin verilmeyerek, yönetim de söz hakkı sahibi olmaları engellendi. Öğrencilerin gerici ve ırkçı oluşumlara yönlendirilmesine göz yumulurken, özellikle maddi imkanı olmayan öğrencilerin tarikat ve cemaat evlerinde dini örgütlenmelerin içinde yer almaları sağlandı.
KATSAYI SORUNU
Meslek liselerinin üniversiteye girişlerindeki katsayı uygulamasında yapılan değişiklik Danıştay tarafından iptal edildi. Ortaya çıkan durum siyasal hesaplaşma konusu yapıldı. Binlerce meslek lisesi öğrencisinin mağduriyeti söz konusu olurken imam hatip liselerinin pozisyonu ve varlığı hâlâ devam ediyor.


TİCARİLEŞTİRMENİN SON ADIMLARI ATILDI

2009’da üniversitelerde de durum pek de parlak geçmedi. Patronların üniversiteler üzerinde söz sahibi olmalarına olanak sağlayan danışma kurulları, çeşitli gerekçelerle öğrencilere verilen cezalar, tadilatta olan ya da kapanan yurtlar yüzünden yaşanan barınma sorunu, bursların kesilmesi ile harçlara yapılan zamlar... Tüm bunlar bilimsel çalışma yapmaları gereken öğrenciler önünde engel olarak durmaya devam ediyor.
BARINAMIYORLAR
Bu sene de üniversiteli öğrenciler okul masraflarını karşılayamayıp, okurken bir yandan da iş bulup çalışmaya devam ediyor. Öğrencilerin çoğu bir ayı 150-200 TL ile geçiriyor, günde bir öğün ile bütün günü idare ediyorlar.
Üniversite öğrencileri için bu sene yaşadıkları en can yakıcı sorun ise barınma oldu.
*İstanbul Üniversitesi Vezneciler Kız Yurdu’nun tadilatı, bitmesi gereken bir tarihte başlayınca öğrenciler mağdur oldu. Yurtları tadilat nedeniyle boşaltılan yüzlerce kız öğrenci ise, erkek yurdu olarak kullanılan Edirnekapı Yurdu’na yerleştirildi.
*Eskişehir Dumlupınar Yurdu’ndaki ambar olarak kullanılan alanda öğrenciler yerleştirildi. 60 kız öğrenci karanlık ve rutubetli ambarda dizilen ranzalar kalıyorlar. Ambarda yatak ücreti olarak günlük 6 lira ödeyen öğrenciler, katın temizliğini de kendileri yapıyor.
*Yeni açılan üniversitelere kayıt yaptıran öğrencilerin de barınma sorunlarına çözüm üretilmiyor. En temel neden, yeterli yurt kapasitesinin olmayışı. Bazı rektörler ise sorunu kendilerinden bağımsız görerek çözümü ev sahiplerinden destek aramakta buluyor. Bingöl Üniversitesi’nde okuyan öğrencilere kiralık ev verilmiyor. Öğrenci sayısı 10 bini bulan Adıyaman Üniversitesi’nde de yurt sorunu yaşanıyor. Dünya Üniversitesi diye yola çıkan Erzincan Üniversitesi öğrencileri, yurt yetersizliği nedeniyle ev tutmaya çalışıyor. Ancak Erzincan’da ki gayrimenkul sahipleri, aileye ayrı öğrenciye ayrı tarife uyguluyor.
Geçen sene belediye bursların kesilmesi yani sıra, bu sene de harçlara da yapılan zamlar öğrencilerin belini büktü. Yüksekokul ve lisans programlarında yüzde 8, ikinci öğretimdeyse yüzde 500’e varan oranlarda zamlar yapıldı. Öğrencilerin mücadelesi sonucu tüm zamlar yüzde 8 olarak belirlendi.
DANIŞMA KURULLARI
Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı, tüm üniversite Rektörlüklerine yükseköğretim kurumlarında Danışma Kurullarının kurulmasına ilişkin yönetmelik taslağı gönderdi. Bu yönetmelik ile üniversitenin asıl bileşenleri olan öğrenciler alınacak kararlara hiçbir şekilde dahil edilmezken, üniversitenin bulunduğu yerdeki ticaret ve meslek odaları, belediye ve benzeri kurumların patronları üniversitenin eğitimi ile ilgili alacağı kararlara ortak olması öngörülüyor.
SORUŞTURMALAR
YÖK Disiplin Yönetmeliği’nde yer alan, “Öğrencilik sıfatına yakışmayan tutum ve davranışta bulunmak”, ‘Toplum içinde hoş karşılanmayacak bir vaziyette bulunmak’ gibi esnek tanımlamalar ile ‘birbirlerine sarıldıkları’, ‘bildiri dağıttıkları’, ‘halay çektikleri’, ‘toplu halde bir araya geldikleri’, ‘stant açtıkları’, ‘etkinlik duyurusu astıkları’ gibi gerekçelerle binlerce öğrenci soruşturmadan geçirilip, üniversiteden atılma tehdidi ile karşı karşıya kaldı.
Bu yıl, İstanbul Üniversitesi’nde 54 öğrenciye 14 yıl 9 ay uzaklaştırma cezası verildi.



EĞİTİMCİLERİN SORUNLARI DEVAM EDİYOR

TÖB-DER zamanında öğretmenlerin üç gün grev yaparak, Haziran ayında iki gün, Eylül ayında 14 gün olan ek ders ücretleri gasp edildi. Yine OKS-ÖSYM sınavları öncesi öğrencilere yönelik verilen 1 haftalık izinlerde öğretmenlerden ek ders ücreti kesildi. Rehber öğretmenlerin bakmakla yükümlü olduğu öğrenci sayısı artırılarak rehber öğretmen sayısı düşürüldü. Şu an 2 bin 200 öğrenciye bir rehber öğretmen düşüyor. Liselerde Beden Eğitimi, Müzik ve Resim dersleri seçmeli hale getirilerek bu derslerin ve öğretmenlerinin sayısı azaltıldı. Öğrenciler bir öğretim yılı içinde bu derslerden sadece birini seçmelerini öngörüldü. Eğitim emekçilerinin güvencesiz istihdamı sorun olmaya devam etti. Statülere ayrılan sözleşmeli, ücretli ve vekil öğretmen atamalarında artış oldu. Ataması yapılmayan öğretmenlerin sayısı 200 bini aştı. Atanmayan öğretmenler çözümü örgütlü mücadelede bularak örgütlendi. Ataması Yapılmayan Öğretmenler Platformu’nu oluşturan öğretmenler kitlesel eylemlerle seslerini duyurmaya çalıştı. 25 Kasım uyarı grevi sonrası greve katılan eğitim emekçileri hakkında soruşturmalar açıldı, cezalar verilmeye başlandı. Okullarda 25 Kasım grevine destek veren öğrencilere okul idarelerince disiplin cezaları verildi.
Sevim Kahraman
www.evrensel.net