04 Ocak 2010 00:00

BAŞYAZI

DTP milletvekili ve DTP’nin kapatılması sırasında milletvekilliği de düşürülen Ahmet Türk’ün, Ankara’da “kiralık ev” bulması da sorun oldu.

Paylaş

DTP milletvekili ve DTP’nin kapatılması sırasında milletvekilliği de düşürülen Ahmet Türk’ün, Ankara’da “kiralık ev” bulması da sorun oldu.
Konu dünkü gazetelerde “ayrıntıları”yla var. Bazı gazeteler olayı manşet bile yapmışlar.
Bugün, Türk’ün “kiralık ev bulamaması” Evrensel’in başyazısına oturması, malumu ilan etmek için değil elbette!
Bugün, “Türk’ün evi”nin bu köşede konu olmasının nedeni, gazetelerin, bütün açıklık getirme çabalarına karşın, inandırıcı, “gerçek şudur” diyen bir haber yapamamış olmalarıdır.
Özet olarak olanlar şöyle:
Ahmet Türk, Mardinli, “dostu” da olan Ahmet Demircan’ın Oran Sitesi’ndeki dairesini kiralar. Eski evdeki eşyaları derleyip toparlayıp, kamyona yüklemiş ve Kamyon Oran’a doğru yola çıkmışken, emlakçıdan Türk’ün eşine telefon gelir: “Evi başkasına kiraladık size veremeyeceğiz!”
Evin Türk’e verilmemesine neden olarak ise herkes başka bir gerekçe öne sürmektedir;
Gerekçe 1: Emlakçı, Türk’e verilen daire de dahil sitede bütün dairelerin kiraya verildiğini, bu yüzden de sitede Türk’e verecek daire kalmadığını söylemektedir.
Gerekçe 2: Kimliği belirsiz bazı kişiler; “apartman sakinleri”nin binada bir albayın da oturduğunu öne sürerek, Türk’ü bu binada istemedikleri belirtmektedirler.
Gerekçe 3: Mardinli ve Türk’ün tanıdığı bir kişi olan müteahhit (aynı zamanda Anayasa Mahkemesi’nin yeni binasının da müteahhididir.) ev sahibi son anda, evi vermekten vazgeçmiş, “Türk dostumdur. Aramızda kontrat olsa vazgeçmezdim” gibi garip ve çelişik bir ifadeyle konuşmaktadır.
Bütün bunlar yetmiyormuş gibi, AKP Milletvekili Kemalettin Göktaş; “Oran’daki dairemi Türk’e veririm. Gelsin otursun!” diye, sanki sokakta kalmış Türk’e el uzatmayla kalkmıştır.
Ortada kiralanmış, ama sonra sahibi vazgeçtiği için taşınılamamış bir ev vardır. Ama ev Ankara’da, taşınacak kişi Ahmet Türk olunca; her şey “Kozmik kasadaki sırlar”dan daha karmaşık hale gelmektedir.
Peki bu “gerekçelere” inanılabilir mi?
Bir emlakçının bir kişinin evini (hele bu kişi sitenin müteahhidi ise. Binanın adı da zaten Demircan-2’dir) “Ona vermişsin ama ben iptal ediyorum” deme hakkı olmaz, olamaz. Dahası binada başkaca da boş daireler olduğu halde emlakçı; “Size verecek hiç dairemiz yok” diyorsa olanları emlakçının iradesine asla bağlayamayız.
Ev sahibi Demircan’ın de evini Türk’e verip sonra da vazgeçmesi kendiliğinden olabilecek bir şey değildir; mantıklı değildir.
Kimi gazetelerin iddia ettiği gibi, apartman sakinlerinin bir araya gelip “Türk’ü istemiyoruz” kararı alması, bir “mahalle baskısı” da akla uygun değildir. Zaten binada oturanlardan bu olaydan haberdar olmadığı da gazetelere yansımıştır. Geriyi iki ihtimal kalıyor.
1-) Binada etkili yetkili kimi oturanların bir ya da birkaç kişinin inisiyatif kullanarak emlakçıyı baskılamasıdır (tehdit demeyelim hadi.) Ama bu ihtimal, böyle güçlü bir ev sahibinin varlığı karşısında çok küçük bir ihtimaldir.
2-) Doğrudan kimi karanlık güçlerin Türk’e ev verilmemesi konusunda ev sahibini ikna etmesidir. Büyük olasılıkla da böyledir.
Hangisi doğru olursa olsun ortada, bugüne kadar görülmemiş, açıkça bir ayırımcılık, bölücülük, Türk-Kürt kışkırtıcılığı vardır. Olay, bir ya da birkaç kişinin densizliğinden öte, ülkedeki siyasi havanın bizzat iktidar tarafından yürütülen ve Kürt direniş odaklarına karşı girişilen saldırının yarattığı havanın sonucudur.
Dahası bu politikalardan vazgeçilmezse, bu tür ayırımcılığın yayılması, kentlerin, büyük kentlerdeki semtlerin gettolaşmasının önlenemeyeceği bir yola girilecektir. Bu,1980’lerin Beyrut’u olmaya giden yoldur. Ülkeyi yönetenler bunun için ortamı son derece uygun hale getirmiştir.
Dolayısıyla Türk’e ev vermeyen Demircan’ı baskılara boyun eğen, hükümetle içli dışlı olan ve yeni ihaleler için dostu Türk’ü satan bir Kürt burjuvası; emlakçıyı, “kontra örgütlenmenin son düğümü olabilir” şüphesiyle eleştirebilirsiniz ama asıl olan; ülkeye yayılan ayrımcılık, ırkçılık ve şovenizmle zehirlenen havadır. Bunun sorumlusu da işleri bu hale getirin AKP hükümetidir.
İHSAN ÇARALAN
ÖNCEKİ HABER

Gençler tiyatro oyunuyla ‘baz öldürür’ dedi

SONRAKİ HABER

Rasim Ozan Kütahyalı, Beyaz TV'ye geri döndü

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa