Cezaevinden çıkartıp cinayet işlettiler

Cezaevinden çıkartıp cinayet işlettiler

AİHM, Türkiye’yi bir ‘faili meçhul’ cinayetten daha tazminata mahkum etti. 1994’te, jandarma kontrol noktasında bir araca bindirildikten sonra başları ezilmiş ve vurulmuş halde bulunan...


AİHM, Türkiye’yi bir ‘faili meçhul’ cinayetten daha tazminata mahkum etti. 1994’te, jandarma kontrol noktasında bir araca bindirildikten sonra başları ezilmiş ve vurulmuş halde bulunan 4 kişinin öldürülmesine ilişkin davada, Türkiye’yi 40 bin euro manevi tazminat ödemeye mahkum eden AİHM, yaşam hakkının ihlal edildiği olayda, etkili bir soruşturma yürütülmediğini vurguladı.
AİHM kararında, 4 kişinin öldürülmesi nedeniyle yargılanan Abdülhakim Güven’in olay tarihinde cezaevinden operasyona götürülmek için çıkartıldığının saptanmasına rağmen beraat ettirilmişti. JİTEM denince akla gelen ilk isimlerden olan Güven’in adı Abdülkadir Aygan’ın ifadelerinde de bir çok kere yer aldı. Aygan işlenen bir çok cinayette Güven’in bizzat yer aldığını söylemişti.
OLAY NASIL OLMUŞTU?
6 Mart 1994’te, Cizre’den Silopi’ye giden Abdülaziz Gasyak, Süleyman Gasyak, Yahya Akman ve Ömer Candoruk’un bulunduğu araç, kontrol noktasında jandarmalar tarafından durduruldu. Bu sırada yol kenarında plakası kapatılmış, Renault marka bir otomobil de park halinde bekliyordu. Jandarmaların yanında ise Diyarbakır’da, hakkında faili meçhul cinayetler nedeniyle 9 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemiyle dava açılan Albay Cemal Temizöz’le birlikte yargılanan JİTEM mensupları Abdülhakim Güven ve Adem Yalçın da bulunuyordu. Bu sırada kontrol noktasından geçen minibüsün içindeki A.M. adlı tanık, jandarmalarla durdurulan araçtakiler arasında tartışma yaşandığını gördü. A.M.’nin anlatımına göre, 4 kişi, 2 itirafçı ile birlikte arabaya bindirilerek, Cizre yönüne doğru götürüldü. Araçlar hareket ederken, camdan bir şey atıldığını gören A.M., minibüsten inerek atılan nesneyi aldı ve bunun Ömer Candoruk’un ehliyeti olduğunu fark etti. A.M., araçların Cizre yönüne doğru giderken anayoldan ayrılıp, Holan köyü yoluna saptığını gördü ve ertesi gün, Candoruk’un evine gitti ve gördüklerini ailesine anlattı.
BAŞLARINI EZİP, KURŞUNLAMIŞLARDI
Candoruk’un ailesi hemen polis ve jandarmaya başvurdu ancak bilgi alamadı. Bunun üzerine Holan köyüne giden aile, buraya gelen araçlardan bir kişinin atlayarak kaçmaya çalıştığını, bu kişinin vurularak öldürüldüğünü, ölen kişinin arabanın bagajına konulduğunu ve hayattaki 3 kişi ile birlikte Bozalan köyü yakınındaki jandarma karakoluna götürüldüğünü anlattı. Aile, yaptığı araştırma sonunda, diğer 3 kişinin vurulduğunu da tarlada çalışan bir köylünün gördüğünü açığa çıkarttı. 4 kişinin cesetleri, 1 gün sonra 8 Mart’ta, üstleri toprak ve taşla örtülmüş biçimde, karakol yakınında bulundu. Başları taşla ezilmiş, silahla vurulmuşlardı.
DEFALARCA HAPİSTEN ÇIKARILDILAR
Jandarma, 1995 ve 2002’de, faillerin bulunamadığına yönelik savcılığa yazılar gönderdi. Bir grup avukatın ısrarıyla, 2002’de, Diyarbakır savcısı, ölenlerin yakınlarını sorguladı ve şikayetçi olmamaları konusunda asker tarafından tehdit edildikleri yönündeki ifadelerini aldı. Savcı bunun üzerine tanıkları da sorguladı. 2003’te, Abdülhakim Güven bulunarak sorgulandı. Güven ise olay tarihinde cezaevinde olduğunu söyledi. İkinci itirafçı Adem Yakın ise sorgusunda olay tarihinde askerde olduğunu söyledi. Savcılık, itirafçıların cezaevinden yada askerlik yaptıkları yerden alınarak operasyonlara götürülebildiklerini dikkate aldı ve iki itirafçı JİTEM elemanı hakkında 2003’te dava açtı. Şırnak’ta yapılan yargılamalar sırasında, Güven’in, olay tarihinde cezaevinden 10 günlüğüne çıkartıldığı anlaşıldı. Güven, sadece olay tarihinde değil, öncesinde ve sonrasında da sıkça cezaevinden çıkartılmıştı.
GÜVEN DEĞİL FOTOĞRAFI GELDİ
2005’te tanık A.M.’yi sorgulayan mahkeme, Abdülhakim Güven yerine yeni çekilmiş bir fotoğrafını salona getirtti. A.M. ise Güven’i bu şekilde teşhis edemeyeceğini söyledi. Bunun üzerine Güven ve Yakın’ın beraati talep edildi. Mahkeme de sanıkların beraatine hükmetti. Gerekçeli kararda, ‘güvenlik güçlerine yardım eden Güven’in böyle bir cinayet işlemesinin mantıklı olmadığı, hayatın olağan akışına aykırı olduğu’ ifade edildi. Yargıtay da 2006’da sanıkların beraatine ilişkin kararı onadı.
DEVLET MAHKUM EDİLDİ
Ancak 2009’da, Albay Temizöz hakkında faili meçhul cinayetler nedeniyle açılan iddianamesinde 4 kişinin öldürülmesi olayına da yer verildi. Bu cinayetler nedeniyle, beraatine karar verilen Güven ve Yakın suçlandı. Tüm bu gelişmeleri göz önünde bulunduran AİHM, iki itirafçının ve güvenlik güçlerinin cinayetlere karışıp karışmadığı konusunda Türkiye’nin anlamlı bir soruşturma yürütmemiş olduğuna karar verdi. Öldürülen 4 kişinin ailelerine 10’ar bin euro tazminat ödenmesine karar veren AİHM, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin ‘yaşam hakkı’ ile ilgili 2. maddesinin de ihlal edildiğine hükmetti.
(HABER MERKEZİ)

CEZAEVİNDEN OPERASYONA GÖTÜRÜLDÜ
Emniyet birimleri, olay yerinde düzenledikleri raporda, cinayetlerin PKK tarafından işlendiği yönünde görüş belirtti. Bu kişilerin köy korucusu olmayı yakın zaman önce kabul ettikleri belirtilerek, bu durum cinayetlere gerekçe gösterildi. Aileler ise ölenlerin koruculuğu kabul etmediklerini belirterek, buna itiraz etti. İtiraza rağmen olayla ilgili başka hiçbir adım atılmadı. Ne görgü tanıkları, ne aileler sorgulandı. Olayı PKK’nin yaptığı iddiasıyla, dosya Diyarbakır DGM Başsavcılığı’na gönderildi. Diyarbakır Savcısı ise jandarmaya faillerin bulunup bulunmadığını ara sıra sormak dışında herhangi bir adım atmadı.

www.evrensel.net