ROJEV

ROJEV

  • Özel Kuvvetlere bağlı iki subayın Başbakan Yardımcısı Arınç’ın oturduğu semtte ve ellerinde Arınç’ın adresinin yer aldığı bir kağıtla yakalanmasından sonra...


    Özel Kuvvetlere bağlı iki subayın Başbakan Yardımcısı Arınç’ın oturduğu semtte ve ellerinde Arınç’ın adresinin yer aldığı bir kağıtla yakalanmasından sonra, Genelkurmay’dan bilindik açıklamalar yapılmaya başlandı: “TSK’ya karşı asimetrik psikolojik savaş yürütülüyor!” Söz konusu ihbarın ABD’den yapılmış olmasını, TSK’nın yıpratılmaya çalışılmasının kanıtı olarak gösteriyorlar. Peki, o zaman biz soralım: Özel Kuvvetler Komutanlığı Seferberlik Tetkik Kurulu’nun önceli olan ‘Özel Harp Dairesi’ ne zaman ve nasıl kuruldu? Özel Harp Dairesi, Türkiye’nin NATO’ya üye olmasından sonra oluşturuldu ve burada çalışan subaylar ABD’de eğitildi. Bunlar, TSK’nın ‘gayri nizami harp’ten sorumlu birlikleri. Üstelik 2008’de Genelkurmay’ın, gayri nizami harpten sorumlu ‘Seferberlik Bölge Başkanlıkları’nı 12’den 24’e çıkarma kararı aldığı ve mevcut ‘düşman’ tanımının kapsamını genişlettiği yönünde haberler de basında yer almıştı. Yani, ihbarın ABD’den yapılması asılsızlığını değil, derin ilişkileri göstermesi bakımından dikkat çekicidir. Nihayetinde yakalanan subaylarda Arınç’ın adresinin ne aradığı ve bunlar yakalandıktan sonra o kağıdın neden imha edilmeye çalışıldığı soruları hala yanıtsız.
    Türkiye’nin NATO’ya üye olmasından sonra ‘Özel Harp Dairesi’ adıyla oluşturulan ‘kontrgerilla’ örgütlenmesi, bugün ‘Seferberlik Tetkik Kurulu’ üzerinden yürütülüyor. Bu yüzden Arınç olayından sonra, Özel Kuvvetler’in Seferberlik Dairesi Ankara Bölge Müdürlüğü’nün özel yetkili savcı tarafından aranmasıyla ülkenin karanlık geçmişine ait birçok olayın aydınlanabileceği beklentisi ortaya çıkmıştı. Ama bu gelişmelerle eş zamanlı olarak Başbakan Erdoğan, Genelkurmay Başkanı Başbuğ ve Kara Kuvvetleri Komutanı Koşaner ile içeriği açıklanmayan bir görüşme yaptı. Yapılan bu görüşmenin ardından özel harpçi Orgeneral Sabri Yirmibeşoğlu’nun “mükemmel bir organizasyon” olarak açıkladığı 6-7 Eylül olaylarından 1 Mayıs 1977’e, 1978 Maraş olaylarından darbelere ve Bölge’de 25 yıl sürdürülen özel savaşta yaşanan binlerce kayıp, cinayet ve katliama kadar ülke egemenlerinin gizli tarihinin sayfalarının ortaya çıkmasının önüne geçildi.
    Her fırsatta bize AKP’yi bir ‘demokrasi savaşçısı’ olarak sunmak için canla başla çalışanlar bir kez daha yanıldı. AKP, demokrasinin değil, egemenlik mücadelesinde kendini daha güçlü var etmenin derdindedir. AKP, Ergenekon davası sürecinde de aynı tutumu takınmıştı. Başbakan Erdoğan ve partisi, kendilerine karşı darbe hazırlığı iddiaları konusunda aslan kesilirken, iş Ergenekon sanıklarının Bölge’deki karanlık icraatlarının açığa çıkarılması meselesine gelince üç maymunu oynamaya başlamışlardı. Son olayda da aynı tablo yaşandı. Egemen güçler arasındaki çatışma, sisteme zarar vermeyecek şekilde ‘kontrollü’ olarak yürütülmeye çalışılıyor. AKP, kendisini mağdur göstermeye, demokratik çabalarının baltalanmaya çalışıldığı izlenimi oluşturmaya çalışıyor ama gelişmeler ülkede 50 küsur yıldır halka ve demokrasi güçlerine karşı provokasyonlar, cinayetler tertip eden kontrgerilla örgütlenmesinin açığa çıkarılmasına doğru ilerleyince yapılan gizli görüşmelerle sürecin önüne geçmeye çalışıyor. Cumhurbaşkanı Gül, devletin bu çatışan odakları arasındaki uzlaşmanın sözcülüğünü yapıyor: “’yla ilgili olarak tasvip etmeyeceğim şekilde yayınlar yapılıyor. Öyle şeyler oluyor ki, mesela, ‘Vay efendim, Diyarbakır Emniyet Müdürü’nü (Gaffar Okkan suikastını kastediyor) biz kendimiz vurmuşuz gibi. Bazı şeyler çok ölçüsüz yapılıyor. Bunlar doğrusu rahatsız edici şeyler. Beni de çok rahatsız ediyor. Yok devletin yatak odasına girildi gibi ifadeler doğru şeyler değil.”
    Genelkurmay’ın “bize karşı asimetrik psikolojik savaş yürütülüyor” diye velvele koparması boşuna değil. Çünkü 60 yıldır halka karşı işlenen suçların eskisi gibi halktan gizlenme koşulları giderek ortadan kalkıyor. Emekçileri, Kürtleri ve Alevileriyle ezilen halk kesimleri mücadelede güçlerini birleştirdikçe, bu ülkenin tarihi de yeniden yazılacak.
    ÇETİN DİYAR
    www.evrensel.net

    0 yorum yapılmış

      Yorum yapın

      Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.