05 Ocak 2010 05:00

SAĞLICAK

Anayasa, kamu hizmetlerinin memurlar ve “Diğer kamu görevlileri eliyle” gördürüleceğini belirtiyor.

Paylaş

Anayasa, kamu hizmetlerinin memurlar ve “Diğer kamu görevlileri eliyle” gördürüleceğini belirtiyor. Devlet Memurları Yasası “Diğer kamu görevlileri” açılımını “Sözleşmeli personel, geçici personel ve işçiler” olarak yapıyor. Yasa’nın 4-c maddesine göre kamuda “Geçici personel”; “Bir yıldan az süreli veya mevsimlik hizmet olduğuna karar verilen görevlerde, belirtilen ücret sınırları içinde sözleşme ile çalıştırılan kimseler” olarak tanımlanıyor.
Bir tarafta “Kamu Personel Rejimi Reformu” çerçevesinde tüm çalışanlar sözleşmeli hale getiriliyor. Diğer tarafta; işgücü piyasasında esneklik yaygınlaştırılarak yeni çalışma biçimleri düzenleniyor, kamu kuruluşları özelleştirilerek ya da tasfiye edilerek yandaş sermayeye peşkeş çekiliyor.
“Geçici personel” kavramı hükümetin özelleştirmelere yoğunlaştığı 2004 yılında gündeme geldi ve uygulamayla özelleştirme sonucunda işsiz kalacak işçilerin diğer kamu kurum ve kuruluşlarında istihdamının sağlaması amaçlanıyor. Özelleştirilen ya da tasfiye edilen kamu kurumlarındaki çalışan sayısına göre Bakanlar Kurulu kararı ile işsiz bırakmama adına istihdam edilecek “geçici” kadrolar tahsis ediliyor. Bir gün kaybolacağı varsayılan bu grup ne işçi ne de memur sayılıyor.
Eski konumuna göre hak kayıplarına uğrayan kamu emekçileri eğer örgütlü davranamaz ve hakkını arayamazsa bir süre sonra çaresizlikler içerisinde kaderine razı oluyor. Ya emekli oluyor ya köyüne dönüyor ya da yoksulluğun pençesine…
Sistem, bir kurgu içerisinde tüm çalışanlara geri dönüş şansı vermeden, sendikasız ve iş güvencesiz ortamda iş bulduğuna şükrettirerek çıkmaz bir yola yönlendiriyor. Küreselleşen kapitalist sistem ve neoliberal işbirlikçileri için “Sağlıklı çalışma hakkı” içi boşaltılmış genel bir söylemden başka bir anlam ifade etmiyor.
TEKEL işletmelerinin kapatılmasıyla hak arama mücadelesini Adana, Adıyaman Ankara, Amasya, Aydın, Batman, Bursa, Bitlis, Denizli, Diyarbakır, Hatay, İstanbul, İzmir, Malatya, Manisa, Muğla, Muş, Siirt, Samsun, Tokat, Trabzon’dan Ankara’ya taşıyan binlerce TEKEL işçisi eylemlerini sürdürüyor. Özelleştirme mağduru işçiler “Ölmek var dönmek yok” diye haykırarak zor koşullarda 22. güne kadar dayandılar.
Hükümet bu eylemden, başlamadan korktu; daha Ankara’ya gelmeden şehir girişlerinde yolları tuttu. Polis, panzerlerle sabahın köründe barikatlar kurdu, şehre girişi engelleyemedi ama meydanlarda öldüresiye saldırdı…
TEKEL’in birçok işletmesinin özelleştirilmesi ya da kapatılması hükümet üstü güçlerin tercihiydi. Hükümetin çokuluslu sermayeye sözü vardı ve geri adım atmak istemiyordu. Kullanılan “orantısız güç” sistemin tümden dönüşümüyle orantılı politik bir tercihti. Hükümet özlük haklarıyla kamu işletmelerine nakil hakkı veremezdi; yeni bir “Yol açılsın iz olsun” istemiyordu…
Hükümet direnişten rahatsız ve yeni tekliflerle eylemi kırmaya çalışıyor. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer adı üstünde ‘geçici’ işçilere işten çıkarmama sözü verdi ve “Artık eylemi bitirin, evinize dönün” çağrısı yaptı. Aynı kişi “İstihdam için bir ihtiyaç söz konusu değilse, orda boş yatıyor olmanın ve maaş bekliyor olmanın bir manası olabilir mi” diye konuştu.
TEKEL işçileri hükümetin yüzde 14-17 ‘zam’ sözünü kabul ederlerse; eski ücretlerinin yarısına dahi yaklaşmayan ücret hakkına sahip olacaklar, ekonomik sıkıntıya düşenler kendine yeni iş arayacak ve devletin yakasından düşecek.
TEKEL işçileri hükümetin “Hiçbir işçinin de kendi istemedikçe işten çıkarılmayacağı” sözüne kanarsa; bulundukları şehirden başka bir yerde istihdam edilebilecekler ve yeni ortamı kaldıramayanlar devletin yakasından düşecek.
TEKEL işçileri hükümetin “Çalışma süresinin 10 aydan 11 aya çıkarıldığı” sözünü kabul ederlerse; kıdem tazminatı ve senelik izin hak kayıpları olacak. Koşulları kaldıramayanlar devletin yakasından düşecek.
TEKEL işçileri “Yeni bir iş” sözünü kabul ederlerse; pratikte sendika hakkını kaybedecekler. Örgütsüzleşip, yalnızlaştıklarında devletin yakasından düşecekler.
Bugün hükümet kendince yeni haklar vaat ediyorsa sendikal bir güç ile baş edemediğindendir…
CELAL EMİROĞLU
ÖNCEKİ HABER

Sincan Belediyesi’nde işçi kıyımı

SONRAKİ HABER

Antep'de bulunan Sof Dağı’ndaki çevre yıkımına dikkat çektiler

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa