Sözleşme piyangosu kime vuracak?

Sözleşme piyangosu kime vuracak?

ARALIK ayının bitimiyle beraber ülke genelinde on binlerce, Aliağa’da ise onlarca sözleşmeli işçinin sözleşme süresi doldu.


ARALIK ayının bitimiyle beraber ülke genelinde on binlerce, Aliağa’da ise onlarca sözleşmeli işçinin sözleşme süresi doldu.
Bu ay içerisinde pek çok işçinin sözleşmesinin yenilenmeyerek işten çıkarılması söz konusu.
Onlar şimdi işten çıkarılma piyangosunun kendilerine vurmaması için umutla bekliyorlar. Bu işçilerden birisi de Aliağa’da limanlarda çalışan, henüz 24 yaşındaki Ahmet Solak. Ahmet, gemilerin limana giriş çıkışlarıyla ilgileniyor ve bu işi bir tanıdık sayesinde bulmuş. “O zaman seçimler vardı, bir nevi anlaşma yaptık sanki. İş bulma karşılığı seçimlerde çalışmak gibi” diyor gülümseyerek. Ama kullandığı bu yöntem ya da yaptığı bu anlaşmanın süresi dolmuş. Şimdi Ahmet’in kafasında, “Acaba sözleşmeyi uzatacaklar mı, yoksa işsiz mi kalacağım?” düşüncesi bütün günlerinin karamsar ve umutsuz bir şekilde geçmesine yol açarken, seçimlerde görüştüğü “dost”larını görmenin nedense mümkün olmadığını söylüyor.
Ocak ayı yaklaşmaya başladığından itibaren günlerinin kararmaya başladığını ifade eden Ahmet Solak, “Sözleşmeli çalışıyorum ve sözleşmeyi tekrarlamak ya da bitirmek, sadece işverenin keyfine kalmış bir durum” diyor.
ODUN PARÇALARI TOPLUYOR
“Kış geldi eve yakacak alamadık hâlâ. Yolda giderken topladığım odun parçalarını kullanıyoruz yakacak olarak. Kardeşim dershaneye gidiyor. İşten çıkarılırsam uzun süre tekrar iş bulabileceğimi sanmıyorum, bu da endişelerimi daha da artırıyor” diyen Ahmet Solak, yüksekokul mezunu.
Yol kenarında odun toplama işini anlatırken gülümseyerek, “Aslında onun bile bir zevki var” sözleriyle hayata sıkıca sarılarak, dik duruşundan taviz vermiyor Ahmet Solak... Aynı duruşun seçim dönemindeki arkadaşları için pek geçerli olmadığını düşünüyor. Birçok arkadaşı belediyede bir kapıda iş bulmuş... Ancak görüşmeleri pek mümkün olmuyormuş. “İnsanlar çabuk değişebiliyor. Gece gündüz dolaştığımız insanlardı, şimdi görüşmek mümkün olmuyor” sözleriyle özetliyor durumu.
Sözleşme dönemi sıkıntısı pek çok belediye işçisini de yakından ilgilendiriyor. Hemen her belediyede kadrolu işçiden daha çok sözleşmeli, taşeron işçi çalışıyor. Aliağa Belediyesi işçileri içinde de işçi çıkarılacağı söylentisi, sözleşmeli çalışan diğer işçiler gibi kara kışı daha kara yapıyor. Bu işçiler için belki de en büyük ümit, işten çıkarılmamaları. Ama herkes biliyor ki, birileri mutlaka çıkarılacak, yerine belki başka birileri alınacak. Hem de hiçbir açıklama yapılmadan, yıllarca çalışmış olmalarına rağmen, tazminat alamadan…
İŞSİZLİK VE YOKSULLUK ARTIYOR
İşçilerin yaşadığı mahallelerde ise yoksulluk giderek artıyor. Misafir olduğumuz evlerin kimisi akıyor; odanın ortasına, koltuğun üstüne kovalar dizilmiş, saatlerce yağan yağmurla adeta arkadaş olunmuş. Kimisinde ise genizleri yakan, harlı ateşiyle gemi söküm atölyelerinden getirilen yağlı odunlar yanmakta... Kapı, pencere, duvardaki çatlaklar bezle kapatılmış...
Sözleşmesinin yenilenmesi, işten çıkarılmama umudu taşıyan işçinin eşi Birgül Hanım, “İlköğretime giden çocuğumuzu dershaneye gönderiyoruz. Kimse buradaki okuldan memnun değil. Öğretmen açığı çok ve her şey için bizden para istiyorlar. Vermek zorunda kalıyoruz. Çocuklarımız doğru dürüst eğitim alamıyor. Çok şikayet oluyor velilerden okulla ilgili, ama hiç çözülmüyor” diyor. (İzmir/EVRENSEL)

‘SENDİKA SADECE KADROLULARLA İLGİLENİYOR’

Belediye işçilerinden birisi, “Sendika sadece sınırlı sayıda olan kadrolu işçilerle ilgileniyor. Hatta bu kadrolu işçiler bize amirlik yapıyor. Hepsi için söylemek doğru olmasa da, sendika temsilcileri de çavuş gibi davranıyor, çünkü müdürler onlar aracılığıyla işi kontrol ediyor. Bizim sıkıntımız aylar öncesinden başlıyor. Eylül ayı başladı mı bizim için de hazan mevsimi başlıyor. Her yıl sözleşmeler yenilenir ve bir kısım arkadaş işten çıkarılır. Taşeron çıkarıyor diyorlar ama işe alınacak işçileri belediye başkanı, yardımcıları, müdürler filan belirliyor, alınan söz verilen insanlar. Taşeron kim bazen biz de bilmiyoruz” diyor ve çok konuştuğunu düşünerek, “Yeter, kimse bizden bilmesin. Zaten bunları herkes biliyor ama kimse söyleyemiyor” diyor.
Turan Kara
www.evrensel.net