06 Ocak 2010 00:00

Yan gelip yatan sizsiniz!

Adıyaman TEKEL Tütün İşletmesi Müdürlüğü’nde çalışan işçiler; Başbakan’ın kendilerini kastederek sarf ettiği “Yan gelip yatarak para kazanma dönemi kapanmıştır” sözlerine tepkili.

Paylaş

Adıyaman TEKEL Tütün İşletmesi Müdürlüğü’nde çalışan işçiler; Başbakan’ın kendilerini kastederek sarf ettiği “Yan gelip yatarak para kazanma dönemi kapanmıştır” sözlerine tepkili. Hakları için bulundukları Ankara’da polisin vahşi saldırısına da öfkeli olan işçiler, sabah yediden akşam beşe kadar çalıştıklarını belirterek, “Yan gelip yatan, kendilerine gemicikler alan onlar” diyorlar. İşçiler, Başbakan’ın bu söylemle halkın diğer kesimleriyle işçileri karşı karşıya getirmeye çalıştığını ifade ediyorlar.
Haftalardır hakları ve insanca bir yaşam için direnen TEKEL işçilerinin tepkisi büyük. İşçiler, bir taraftan zor koşullarda çalışmaya devam ederken, bir taraftan da geleceklerini tehdit eden 4-c uygulamasına, ekmeklerinin ellerinden alınmak istenmesine karşı direnişlerini sürdürüyor. Polisin saldırısının yanı sıra Başbakan’ın sözlü saldırılarına da hedef olan işçilerle yaşadıklarını konuştuk. Yaklaşık 650 işçinin çalıştığı Adıyaman TEKEL İşletmesi’nde çalışma koşullarının ağırlığı ve sağlıksızlığı göze çarpıyor. Adıyaman TEKEL hizmet binasının bulunduğu bahçede 3’er katlı 6 lojman, 7 katlı işletme binası, 2 idare binası ve ambarlar bulunuyor. İdare binasında görüştüğümüz işçilerle birlikte, ilk önce yemek yapılan bölüme gidiyoruz. Oradan da işletme binasının birinci katında bulunan kadın işçilerin dinlendiği ve yemek yediği bölüme gelerek, buradaki kadın işçilerle görüşüyoruz. Burası havasız ve tozlu. Kadın işçilerin kullandıkları maskeler, onları tozdan korumanın çok uzağında. Sağlıksız koşullarda harıl harıl çalışan kadın işçiler, yaşananlara öfkeli.
BAŞBAKAN HALKI KIŞKIRTIYOR
7 katlı işletme binasının katlarını tırmanmaya başladığımızda, ilk önce karşımıza depo çıkıyor. Deponun neredeyse yarıdan fazlası işlenmiş tütün balyaları ile dolu. Bir üst kata çıktığımızda makine sesleri iyiden iyiye duyulmaya başlıyor. Burada çalışan işçilerden Yasin Kaya’yla sohbet ediyoruz. Yasin Kaya, Başbakan’ın TEKEL işçileri ile ilgili sözlerine oldukça tepkili; nasıl çalıştıklarını gösteren Kaya, “Yan gelip yatanın kim olduğu belli” diyor. Başbakan’ın işçilerle halkı karşı karşıya getirmeye çalıştığını dile getiren Yasin Kaya, “12 yıldır çalışıyorum. Başbakan yalan söylüyor. İsterse beni işten atsın. Ben 12 yıldır boş durmadan çalışıyorum. Yan gelip yatanlar kendileridir. Kendilerine gemicikler alıyorlar. Başbakan’ın hanımı altın sektöründe söz sahibi. Ben 12 yıl önce sınavla bu hakkı kazanmışım. Bugün kalkıp benim elimden bunu alıyor” sözleriyle tepkisini dile getiriyor. Kaya, ‘Yan gelip yatıyorlar’ sözünü de çalışma koşullarını anlatan şu sözlerle boşa çıkartıyor: “Sabah saat yedide çalışmaya başlıyoruz, saat 11.30’a kadar. Bir saat öğle istirahatı ve yemek molası var. Akşam saat 17.00’ye kadar hiç durmadan çalışıyoruz. Çalışma ortamımız aşırı tozlu. Sağlıksız. Makine 1 saat arıza verse amirlerle yaka paça oluyoruz. Onlar da bize ‘Yan gelip yatıyorsunuz’ diyor. Kimse bize laf söylemesin. Başbakan sözünün sahibi ise bana iş versin, yılın 12 ayı çalışmaya hazırım. Milleti işçiyle karşı karşıya getirip, kendisi ortadan sıyrılıyor.”
YETİM HAKKI YİYEN BİZ DEĞİLİZ
İşletme içinde çalışan işçilerin hepsinin ağzında tozdan korunmak için maskeler var. Burada konuştuğumuz işçilerden Abdullah Borazan, Başbakan’ın kendilerine karşı ‘Yetimin hakkını kimseye yedirmem’ demesine anlam veremediğini dile getiriyor. Kimsenin hakkını yemediklerini belirten Borazan, “Hakkımızla çalışıyoruz. Bronşit olduk, ayaklarımıza yel geldi. İş güvencesi, işçi sağlığı denen bir şey yok. Ne halde çalıştığımızı görüyorsunuz” şeklinde konuştu.
KADIN İŞÇİLER İKİ KERE EZİLİYOR
İşletme binasının katlarından yukarı çıktıkça makine sesleri de artıyor. Değişmeyen ise işçilerin çalıştıkları bölümlerin soğuk ve aşırı tozlu olması. Elektrikli ısıtıcılar kâr etmiyor. Kadın işçilerin çalıştığı kata geldiğimizde, işçiler çalışma ortamlarının sağlıksızlığından şikayet ederek, hükümete kızgınlıklarını dile getiriyorlar. İşçilerden Güler Cömert, “Tütün sarıyoruz. Tayyip Erdoğan diyor ki: Yatarak para kazanıyorlar. Hani, kim yatarak para kazanıyor? Bak hele arkadaşlar nerede oturmuş! Bu şekilde mi para kazanılır? Yatıyorlar mı?” diyor. Cömert, kızgınlığını şu sözlerle ifade ediyor: “Aşağıda iki kelime konuşacaktık hemen yukarı çıkardılar. Ha bire yukarı çıkın diyorlar. Kendiniz şahit oldunuz. İçeriye dayanabiliyor musunuz? Biz maske taktığımız halde nefes alamıyoruz. Eve gittiğimizde aşağıda değiştirdiğimiz kıyafetleri bile değiştirmek zorunda kalıyoruz. Arabaya bindiğimizde yabancı biri varsa burnunu kapatıyor. Bunları hep yaşıyoruz, ama Tayyip Erdoğan orada bağırarak diyor ki: Yatarak para kazanıyorlar.” Kadın işçilerin çalışma koşullarının erkek işçilerden daha ağır olduğunu söyleyen Güler Cömert, “Biz buradan çıkacağız diye günlük 8 dengimizi kırmak zorundayız. Her zaman kadınlar ezildi. Kadın evde eziliyor, işte eziliyor, dışarıda eziliyor, eylemde bile kadınlar sıkıntı çekiyor” diyor.
YAN GELİP YATAN KİMMİŞ?
İşletme binasının önüne geldiğimizde nakliyat kamyonlarının tütün getirdiğini görüyoruz. Kamyonlardan tütünleri indiren işçilerden Mehmet Bayrak, “Bunlar barakadan geliyor. Bağlanıp geliyor. Biz burada yukarıya tütün gönderiyoruz bayanlara. Bayanlar da tütün balyalarını orada kırıyorlar. Aşağıya makinelere gönderiyorlar. Oradan da tongaya... Tongadan tekrar barakaya... Barakadan da sevkıyat yapılıyor. İstanbul, İzmir, Samsun, Tokat gibi yerlere gidiyor. Günlük kamyonlardan 400 balya indiriyoruz. Her bir bayan işçiye 8 balya düşüyor. Bu 8 balyayı akşama kadar bitirmek zorundalar” sözleriyle, bir günlük çalışmayı anlatıyor ve ekliyor: “Yan gelip yatan kimmiş belli oluyor değil mi?”
Ali Yalçın ise işverenlerin ve amirlerin ayrımcılık yaptıklarını vurgulayarak, ısınma sorununu anlatıyor. Tütün işlenen bir ortamda elektrikli ısıtıcılarla ısınmanın tehlikeli olduğunu belirten Yalçın, kaloriferler olduğunu, ancak kaloriferden sadece amirlerin kaldığı lojmanların faydalandığını söylüyor.
(Adıyaman/EVRENSEL)

TÜRK-İŞ’İN TUTUMU YETERLİ DEĞİL
TEKEL idare binasında bulunan Tek Gıda-İş Sendikası temsilcilik odasında görüştüğümüz İşyeri Baştemsilcisi Ahmet Şahin, hükümete tepki gösterirken, Türk-İş’in tutumunu da caydırıcı bulmadığını söyledi. “Sayın Başbakan’ın seçimde Adıyaman’a geldiğinde yaptığı bir simit hesabı vardı. Biz 5 kişilik bir simit, çay hesabı yapıyoruz. Sayın Başbakan’ın bugün bize teklif ettiği aylık bunu karşılamıyor” diyen Şahin, “10 ay çalıştırıp 2 ay eve göndererek, sosyal hakkımız, özlük haklarımız olmadan çalıştırmak istiyor” dedi. Şahin, bunu kabul etderlerse geleceklerinin amirlerin iki dudağı arasında olacağını dile getirerek, “Hiçbir kıdem tazminatı ve sosyal hakkın olmuyor. Yani işveren, istediği zaman 5 yıllık da on yıllık da çalışmış olsan istediği zaman seni işten çıkarıyor, hiçbir tazminat ve hak tanımadan çıkarabiliyor” dedi. “Başbakan işçilerin yattıklarını, çalışmadığını söylüyor. Halbuki yıllardır çalıştık, ürettik” diyen Şahin, “TEKEL bu ülkenin en fazla vergi ödeyen kurumlarından biriydi. Bir zamanlar 33 bin personel çalışırken, çiftçilerle 600 bin aile geçinirken, bugün 12 bin kişinin devlete yük olduğu söyleniyor” şeklinde konuştu. Türk-İş’in tutumunun da tatmin edici olmadığını söyleyen Şahin, şöyle konuştu: “Beklentimiz bu değildi. Hükümetin işçiye karşı gösterdiği iradeyi, Türk-İş hükümete karşı göstermedi. Biz Ankara’da iken Sayın Türk-İş başkanının hükümet yetkilileri ve bakan ile görüşürken, bizlerin temsilcisi ve tarafı değil arabulucu gibi davrandığını biliyoruz. Oysa bize karşı konulan tavrın en az iki mislini koymalıydı ki, Bakan Hayati Yazıcıoğlu, mevkisini, sorumluluğunu bilsin. Bakan sanki özel bir şirketin temsilcisi, patronu gibi davrandı. Türk-İş’in buna çok daha sert bir karşılık vermesi gerekirdi. Alınan eylem kararları bence caydırıcı değil.”

4-C ÖLÜM DEMEK

İşçilerden Fadime Altan, Başbakan’ın verdiği hiçbir sözü tutmadığını, tersine, haklarının daha fazla gasp edildiğini belirtti. “AKP başa geldiğinde refah düzeyini yükselteceğini söyledi ama tersini yapıyor. 4-c ile de bunu gösterdi” diyen Altan, “4-c bizim için ölüm demek. Ben 1.200 lira maaş alıyorsam 4-c’ye gittiğimde 500-600 maaş alacağım. Sağlık güvencem , izin hakkım olmayacak. Hayatım, müdürün iki dudağının arasında. O isterse kalacağım, istemezse sözleşmemi feshedecek ve atacak” sözleriyle neden direndiklerini anlattı. “Ankara’ya ilk gittiğimizde çok kötü günler geçirdik” diyen Altan, “Polisin biber gazına, tazyikli suyuna maruz kaldık. 3 gün yağmur altında kaldık. Tekrar gideceğim Ankara’ya, hakkımızı alana kadar direneceğiz. Hiçbir baskı bizi yıldıramayacak” sözleriyle de kararlılıklarını dile getiriyor. 17 yıldır TEKEL’de çalıştığını söyleyen Fadime Altan, erkeklere göre iki kat zorluk yaşadıklarını belirtiyor. “Çünkü biz hem burada çalışıyoruz, hem evde. Burada erkek, evde kadın durumundayız. Hem ev işimizi yapıyoruz hem çocuklara bakıyoruz ve bu bizi yıpratıyor” diyor.
Metin Alan
ÖNCEKİ HABER

Arınç’ın işçileri kandırması Meclis’e taşınacak

SONRAKİ HABER

23 yaşındaki asansör teknisyeni akıma kapılarak öldü

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa