07 Ocak 2010 05:00

Sırıklar düzgün, hayat eğreti

PERŞEMBE günleri Çine’nin halk pazarıdır.

Paylaş

PERŞEMBE günleri Çine’nin halk pazarıdır. Sanırsınız ki; Madran Dağı ile Çine Ovası sebze ve meyveye dönüşmüş de, pazaryerinde Çinelilerin huzuruna çıkmış. Zeytinden incire, yaş sebze meyveden narenciyeye, zeytinyağından pekmeze bir bolluk, bir bereket ki değme gitsin.
Menderes Bulvarı’ndan pazaryerine girerken, Hacı Emin Camisi’nin avlu duvarına yaslanmış boy boy sırıklar dikkatimizi çekiyor. Satıcıya; “Yunus Emre’nin pişmek için girdiği Taptuk Emre Dergahı’na taşıdığı odunlar gibi böylesine muntazam düzgünlükteki sırıklar ne işe yarıyor” diye soruyoruz.
Satıcı Mehmet Bölük, “Bunlar zeytin hasadında kullanılan zeytin silkeleme sırıklarıdır. Bu sırıklar Ödemiş’in Bademli beldesinin dağ köylerinde yetişen deli (aşısız) kestanelerin sürgünlerinden yapılmaktadır. Bakmayın siz böyle basit göründüğüne; bu sırıklar, kesiminden pazara sunumuna kadar on-on bir defa elden geçerek işlenmektedir. Basit görüntüsüne rağmen yoğunlaşmış bir emek vardır. Sizin de belirttiğiniz gibi tam bir derviş çilesidir” diyor.
“Peki sırıklar nasıl yapılıyor?..” “Dağda belirli boy ve kalınlığa ulaşanlar tespit edilerek kesimi yapılır. Kesilen bu sırıklar hayvan veya insan gücüyle dağdan indirilerek köylerde bulunan atölyelere getirilir. Atölyede ilk olarak fırınlanır, fırın işlemi bitenler sıcak mengeneye konularak düzgünlüğü sağlanır. Mengenede birkaç gün bekletildikten sonra kabukları soyularak budakları temizlenir. Daha sonra tasar işlemi dediğimiz uçlarının sivriltme işlemi yapılır. Tasar işlemi biten sırıklar soğuk mengeneye alınır. Son olarak sıyırga işlemi yapılır ve boylarına göre seçilerek deste bağlaması yapılır. Bu sırıklar beş boy olarak imal edilir, hasat esnasında her botun kendine göre bir işlevi vardır. Sırık fiyatları boyuna göre değişmektedir. En küçüğünü 5 TL’den, en büyüklerini de 25 TL’den satmaktayız.”
Bir diğer satıcı Mehmet Sarı ise, “Aydın’ın Köşk ilçesinden geliyorum. Aydın ve ilçelerinin pazarlarını dolaşıyorum. Bizim bu bölgede zeytin iki yılda bir verir; bir yıl var yılıdır, bir yıl yok yılı. Bu yıl yok yılı olduğu için satışlarımız çok düşük.
Çoğu gün masraflarımı bile karşılayamıyorum. Var yıllarında ise az çok bir hareketlilik oluyor satışlarımızda. Bu yıl zeytinyağı fiyatları çok düşük olduğu için biz de satış yapmakta zorlanıyoruz. Hükümet buna bir çözüm bulsa iyi olur. Yoksa her yıl işler kötüye gidiyor” diyor.
ÇUBUK ALDI AMA...
Pazaryerinde kendi işine yarayan birkaç sırık satın alan Soğukoluk köyünden zeytin üreticisi Hüseyin Çelik, “Bu yıl zeytinde yok yılı olmasına rağmen bazı mevkilerimizde bu yıl da zeytin var. Biz salamura zeytinden çok yağlık zeytin üretiyoruz. Bu yıl zeytin yağlarında asit oranı çok yüksek olmasından dolayı zeytinyağı fiyatları oldukça düşük. Bir kilogram zeytinyağını 3-3.5 TL’ye satıyoruz. Şu satın aldığım orta boy sırık için tam 6 kg yağ satmam gerekecek. Bir tek sırıkla iş bitmiyor. Zeytin hasadı adamla olur. Bir silkeleyici, iki toplayıcı amale götürsen en az 55-60 TL yevmiye vermem gerekiyor. Mazot desen üç liraya dayandı. Bu nedenle çok sıkıntılıyız. Emeğimizin karşılığını alamıyoruz. Hükümetin zeytinyağı üreticilerinin sorunlarına bir çare bulmasını bekliyoruz” diyor.
Kime dokunsak bin ah işitiyoruz. Bir zamanlar Aydın elleri için “Dağından yağ, ovasından bal akar” denilirdi. Bir yanda bolluk bereket, bir yanda hızlı bir yoksullaşma... Bu ne yaman bir çelişki, çözebilene aşkolsun!
(Çine/EVRENSEL)
Celal Şenol
ÖNCEKİ HABER

Çiftçi, borcunu ödeyemiyor

SONRAKİ HABER

Öcalan’ın ikinci açıklaması ve bir sondaj süreci

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa