07 Ocak 2010 00:00

zama zingo

* Bulgaristanlı arkadaşları tenzih ederim ama oradaki dizi izleyicileriyle ilgili bir belgesel yapılmış, ona dair söyleyeceklerim var.

Paylaş

* Bulgaristanlı arkadaşları tenzih ederim ama oradaki dizi izleyicileriyle ilgili bir belgesel yapılmış, ona dair söyleyeceklerim var. Bizim dizileri bayıla bayıla izliyorlarmış, reyting rekorları kırıyorlarmış, Gümüş’tür, Kurtlar Vadisi’dir. Peki, buna ne diyebilirim, biz de aynı haltı yedik. Fakat, o dizilerde anlatılanları kendilerine ve “aile yapılarına” uygun buluyorlarmış ya, ben en çok oraya takıldım. Şu sıralar favorim olan Aşk-ı Memnu’daki aile yapısını ben hiçbir yerde görmedim mesela. Onu biz bile aile yapımıza uyduramıyoruz, Bulgaristan’da nasıl uydurmuşlar acaba?
* Samanyolu’nda, hani Özcan Deniz’in dizisi olan Samanyolu’nda, çünkü kanal olanını da izliyorum, malum, neler var anlatacak da şu küçücük köşeye sığmaz. Geçen bir kolye koparma sahnesi vardı, slow motion. Ağır çekim de derler. O zaman düşündüm, ağır çekim olması zorunlu sahneler var. Mesela her dizide mutlaka iki üç kolye koparma olur. Vurulma, düşme gibi hayati sahneler de mutlaka en az bir kez ağır çekim tekrar edilir. Ama kolye koparılıyorsa, hele o inci kolyeyse, tek tek o inciler yavaaaş yavaş yere düşüp zıp zıp öyle zıplar ki. İzlemiş gibi oldunuz değil mi?
* Küçük Kadınlar dizisinde, bu sezon kardeşlerden biri gitti ya, kız başına düşen felaket sayısı mecburen arttı. Son bölümde, kızlardan birinin gözü çıkmıştı, biri hamileydi, öteki kocasının gazabına uğradı.
ÇAĞDAŞ GÜNERBÜYÜK
ÖNCEKİ HABER

ORGANİZE İŞLER

SONRAKİ HABER

Ekrem İmamoğlu’nun seçim çalışmalarını destekleyen kütüphaneci depoya sürüldü

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa