09 Ocak 2010 05:00

KUŞATILAN ÇEVREMİZ

Rütbeliler JİTEM yok diye buyurdu ve olay bitti. Onlara JİTEM’in var olup olmadığını, varsa da ne olduğunu soranlar ikna oldular demek; kimsenin daha bir şey sorduğu yok, ortam temizdir abiler..

Paylaş

Rütbeliler JİTEM yok diye buyurdu ve olay bitti. Onlara JİTEM’in var olup olmadığını, varsa da ne olduğunu soranlar ikna oldular demek; kimsenin daha bir şey sorduğu yok, ortam temizdir abiler..
Halkın gözünün önünde oynanan bu oyun bir orta oyunudur, ortaya çıkan ise tam bir kepazeliktir.
Bizde devlet yanlış yapmaz, yapsa da gıkı bile çıkmaz. Düzen, gerekli gördüğü durumlarda istediği teşkilatı kurar, kurulu teşkilatı kullanır, bunların tümü devletin bekası içindir. Bu düzenin halka karşı kullandıklarına bir baksanız, neler var neler. 12 Eylül öncesinde 1 Mayıs, Maraş, Çorum katliamlarını yapan ve yaptıranları hatırlayınız. Darbeci generallerin, faşist katilleri yurtdışına çıkarıp çete kurdurduğu dönemi hatırlayınız. Daha sonra Güneydoğu’da açılan Hizbullah tezgahını; itirafçıları toplayıp JİTEM’den maaşa bağladıklarını da hatırlayınız.
Bunlar gözümüzün önündeyken, antetli bir kağıda atılan bir imza ile tümü inkar ediliyor, düzen kendini resmen aklıyor. Üstelik bu sefer öyle uzun teferruata da gerek yok, o imza ıslaktır, yani belge gerçektir. Sen gözümün içine bakarak, hem de devletin resmi kağıdına yazarak yalan söyleyeceksin, ben de sana inanacağım öyle mi? Sana inanmadığım için beni bir de asimetrik bilmemne ile suçlayacaksın öyle mi? Değil işte. Bu ülkede binlerce faili meçhul cinayet işlenmiş, katliamlar yapılmış; senin iki satır yazınla mı kapanacak bu işler?
Bir soruya alınacak cevap,sorunun soruluş şekline bağlıdır. Çanak soru diye bir şeyi eskiden pek bilmezdik mesela, yeni yeni öğrendik.. Utangaç ve çekingen bir şekilde JİTEM var mıydı, yok muydu diye sorarsanız, alacağınız cevap işte budur.
Kontrgerillanın dünyanın değişik ülkelerinde, değişik isimlerdeki örgütlenmelerinin birçoğu yıllar önce tasfiye edildi ve sorumluları yargılandı. Ülkemizde de yapılması gereken bu iken, oynanan bu orta oyunu ile kontrgerillanın tasfiye edilmek istenmediği açıkça sergileniyor. Düzen, halka karşı bu tür yapılanmaları kendisine hâlâ gerekli görüyor ve koruyor, kolluyor. Bu çeteleri ve örgütleri düzenin ayrılmaz bir parçası olarak yanımızda yöremizde görmeye, ensemizde hissetmeye alışmamız isteniyor.
Toplum olarak,alışkanlıkları çabuk kapan bir yapımız var. Soygun, rüşvet, yolsuzluk gibi olaylar çağdaş ülkelerde iktidarları devirirken, bizde sıradan ve alışılmış olaylar olarak benimsenir. Kontrgerillayla, cinayet çeteleriyle yaşamak da bu alışılmışlığın dışına çıkmıyor, birileri kaderimizi resmi yazılarla belirlemek istiyor.
Demokratikleşmenin olmazsa olmazı olan yüzleşme ve hesaplaşma yapılmadıkça, bunun üzerine gidilmedikçe kimse oralı olmayacak, o resmi yazılar masalarda gidip gelecek; o belli oldu.. Halkın ekonomik talepleri ağır işsizlik ve yoksulluk koşullarında gündemin tepesindeyken, demokratik taleplerde bizim ısrarımız ve direncimiz sürmelidir. Ekonomik taleplerin yoğunlaştığı dönemlerde bizim görevimiz,bu talepleri öncelik sırasına koymadan halkın talebi haline getirmek, oynanan orta oyununu bozmaktır.
Birileri istedikleri kadar bizi işlettiklerini zannetsinler,oradan oraya yazı dolandırsınlar, Ankara caddelerinde macera filmi çevirsinler; biz bunları yutmuyoruz. Yıllardır bize bozguncu derler zaten, oynanan bu oyunu da bozacağız, bozmalıyız.
ERTUĞRUL ÜNLÜTÜRK
ÖNCEKİ HABER

İsrail çocuk öldürdü

SONRAKİ HABER

KHK ile ihraç edilen kanser hastası Haluk Savaş, pasaportunu aldı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa