09 Ocak 2010 00:00

YOLCULAR İÇİN EL AYNASI

Bir yolcu gördüm,

Paylaş

Bir yolcu gördüm,
Ona rastlayıncaya kadar karşılaştığım diğer yolcular gibi o da durup dinlenmeden mukayeseler yaparak gidiyordu.
O yolcular, geçip geldikleri yerler ile o an görüp yaşadıklarını mütemadiyen karşılaştırır, sonuçlar çıkararak birbirlerine anlatırlardı. Aralarından bazıları bütün bunları yazıp çizmekten geri kalmazdı.
Hayatının biricik dersini büyük bir cömertlikle paylaşmaktan zevk alır gibiydi her biri. Üstelik bu kadarla kalmaz, sanki oralara gitmiş olanlar sadece kendileriymiş gibi davranır ve bir daha asla başka birinin ayak basması mümkün değilmiş gibi anlatırlardı. Hatta onlara biraz daha dikkatle kulak verilecek olursa, gittikleri yerin sadece onlar oradayken var olduğuna inanmak bile mümkündü.
Belki de orası, onlar çıkıp geldikten sonra öylece donup kalacak, hatta durgun su birikintilerinde açan nilüferler gibi titrek bir buğunun içinde kaybolup gidecekti. Sanki gerçek bir yeryüzü parçasında değil, kendi hayal dünyalarında yarattıkları bir başka yerde geziyorlardı. Mukayeseler aleminde.
Yaptıkları bütün mukayeselerden çıkan sonuç, yani keşfettiklerini sandıkları o büyük gerçekler, her dinleyişimde aklımı karıştıran bir dizi sözcükten ibaretti benim için. Gel gör ki, ilk zamanlarda ben de yolculuk hallerinin ayrılmaz bir parçası sanmıştım o mukayeseleri. Olmazsa olmaz gibi, her yolcunun esas vazifesi buymuş gibi davranmıştım.
Ancak neden sonra farkına varmıştım durumun. Bir türlü içim elvermiyordu artık, sadece mukayeseler üstünden yaşanan yolculukları daha fazla sürdüremeyeceğimi anlamıştım. O nedenle, ne birlikte yolculuklara çıkabiliyordum diğerleriyle ne de beni yanlarına almak istiyorlardı çoktandır. Bu çekingen ve kararsız halimle yanlarında olmamı istemiyorlardı.
Yalnızdım. Arada bir karşılaştığım birkaç kimsesiz yolcuyu saymazsak eğer bir başıma gidiyordum. Yine de her zaman olduğu gibi yollardan hangisinin nerede çıkmaza dayandığını, hangi yolun nereye vardığını merak etmekten kendimi alamıyordum.
Onu son kez gördüğüm gün bütün yolculuklarım değişte. Karşılaştığımız zaman değil, ondan ayrıldıktan hemen sonra...
“Bu gidiş hiç bitmez,” demiştim onu gördüğüm sırada; rastgele edilmiş bir selam cümlesi gibi çıkmıştı ağzımdan sözler.
“Hangisi biter peki?” diye sert bir sesle cevap vermişti, “hem bitirmek niye?”
“Ne zaman yola çıktın?” diye sormuştum, yaşadığı zamanla geçtiği yolları karşılaştırmaktı asıl niyetim,
“Ne başladığın bir zaman vardır bu yolculuklara, ne de yolların biteceği bir yer,” demişti bana. Ondan sonra yaptığım yolculukların hiçbiri eskisi gibi olmadı.
ÖZCAN YURDALAN
ÖNCEKİ HABER

Türk Metal Sendikası’nda değişen ne?

SONRAKİ HABER

Sendika ve odalardan kayyum tepkisi: Demokrasiye ağır bir darbe

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa