Zamlar çileden çıkarıyor

Zamlar çileden çıkarıyor

Asgari ücrete yapılan göstermelik zam; ardından emekli maaşlarına yapılan ve beklentileri karşılamaktan uzak olan zammın ardından tartışmalar sürüyor.


Asgari ücrete yapılan göstermelik zam; ardından emekli maaşlarına yapılan ve beklentileri karşılamaktan uzak olan zammın ardından tartışmalar sürüyor. AKP Hükümeti daha bu zamları yapmadan temel ihtiyaç maddelerine gelen ekstra zamlarla verdiğinin kat kat fazlasını geri aldı. Ama kendini övmekten de geri durmuyor.
Emekçilerin kiraya, elektriğe, sigaraya verdiği paranın artması yetmezmiş gibi vergiler de her geçen gün artıyor. AKP Hükümeti sıkıştıkça kendisinden önceki hükümetler gibi halkın cebine göz dikiyor. Ve halkın cebindeki paralar azaldıkça bankalar art arta yüksek kârlar açıklıyor.
İstanbul’un emekçi mahallelerinden Alibeyköy’de de yapılan zamlar insanların yaşamını daha da zorlaştırıyor. Bir taraftan işsizlik yüzünden sıkıntı yaşayan halk, öte taraftan da yapılan zamlar yüzünden nasıl geçineceğini; hatta nasıl yaşayacağını kara kara düşünüyor. Zamlar insanları neredeyse çileden çıkarmış durumda.
‘ZAM ‘YEMEYE’ ALIŞTIK’
Evlerine misafir olduğumuz Han Ailesi de bu sıkıntıları yaşayanlardan. Kızının gazeteci olduğu halde iş bulamamasından yakınan Miyase Han zamlardan her zaman olumsuz etkilendiklerini anlatıyor. “Oğlum konfeksiyoncu, bayramdan önce işten çıkardılar, hâlâ iş arıyor. Gidiyor 10-15 gün bir yerde çalışıyor. Adam kriz bahanesiyle kapatıyoruz diyip işten çıkarıyor. Yine işsiz kalıyor. Ya da çalışıyorlar para alamıyorlar” diyen Miyase Han, zam ‘yemeye’ artık alıştıklarını söylüyor. Apartmanda elektrik faturalarını neredeyse iki kata çıktığını anlatan Miyase Han, “Fırsatçılar her zaman bir şeyler yapıyorlar” diyor.
“Bunlara karşı bir şeyler yapmak için birlik olmak gerekiyor. Senin benim tek başımıza yapacağımız bir şey değil. Tüm halk birlikte olursa ancak bunlardan kurtuluruz” diyen Miyase Han, “Ama bu hükümete karşı kim bir şey söylerse televizyonlardan görüyoruz başına gelmedik şey kalmıyor. Bir şekilde yolunu bulup susturuyorlar milleti” diyerek tepkisini dile getiriyor.
KÖLELİK HAYATI
YAŞATIYORAR
Hasta yatağından kalkıp konuşan Özgül Han ise “On yıla yakın gazetecilik yaptım. Çeşitli gazetelerde çalıştım. Üç yıldır doğru düzgün iş bulamıyorum. İş bulsam da kriz bahanesiyle 12 saat çalıştırıyorlar. Asgari ücret bile vermiyorlar” diyerek özetliyor yaşadıklarını. Kendi alanında iş bulamadığı için garsonluk, tezgahtarlık yapmak zorunda kaldığını ifade eden Özgül Han, “Çok ağır şartlarda, çok düşük ücretle çalıştım” diye konuştu. Gelen zamlardan dolayı artık insanların faturalarını bile ödeyemediklerini belirten Özgül Han, “Hiç sosyal hayatımız kalmadı. Tek sosyal hayatımız evde oturup televizyon seyretmek oldu” dedi. “Hayatımız resmen tecrit altına alınmış gibi. Kölelik hayatı yaşatıyorlar bize” diyerek bitiriyor sözlerini Özgül Han.
‘KADERİMİZ DEĞİL’
Evin gelini ise şöyle anlatıyor sorunlarını: “Yedi yıllık evliyim. Eşim yedi yıldır çalışıyor. Maaşı bin liranın altına indi ama hiç üstüne çıkmadı. Kriz nedeniyle işten çıkardılar. Üç aydır boş geziyordu. Bir haftadır çalışmaya başladı. 850 TL maaş vereceklermiş. Bu parayla çocuğumuza nasıl bakacağız. Faturaları nasıl ödeyeceğiz. Bilemiyorum. Bu bizim kaderimiz değil. Ama ne yapacağımızı da bilemiyoruz.” (İstanbul/EVRENSEL)

HESAPLAR O KADAR ÇOĞALDI Kİ!
Krizin etkisini doğrudan yaşayanların başında da esnaflar geliyor. Mahallede market işleten Atilla Bektaş, “Hükümete güvendik ama bizi yarı yolda bıraktı. Hesaplar o kadar çoğaldı ki birçok insan artık borcunu ödeyemiyor. Yıllardır müşterim adam mecburen veriyorum. Ama adam işsiz hele bu zamlardan sonra ödeyecek durumları kalmadı. Bu bizim işimizi de etkiliyor” diyor. İnsanların ne yapacağını bilemez durumda olduğunu anlatan Bektaş, esnafın da müşterinin de zor durumda olduğuna dikkat çekiyor. Doğalgazı kullanamadıklarını her ay 40 lira gelen elektrik faturasının 80 liraya çıktığını söyleyen Bektaş, dükkanına da 250 lira elektrik faturası geldiğini anlatıyor. “Artık hiçbir şey kullanmıyoruz. Nasıl oldu biz de bilmiyoruz. Birden bire faturalar ikiye katlandı. İnsanlar bir daha bu hükümete oy vermeyi düşünmüyorlar. Bir an önce bir şeyler yapmalı. Bu zamlara karşı çıkılmalı” diyerek noktalıyor sözlerini Bektaş.

ZAMLAR YETMİYORMUŞ GİBİ
Aydın Yaman da mahallede esnaflık yapıyor. O da aynı sorunlardan söz ediyor. “Her şeye zam geldi. Bu hem vatandaşı zor durumda bıraktı hem de bizim işlerimizi bitirdi. Vatandaşın kimisi tepki gösteriyor, kimisi de ‘bu memlekette zamma alıştık, bir hafta sonra unuturuz’ diyor. Ben çocuklarımı dershaneye gönderiyordum. Şimdi dershaneden almayı düşünüyorum çünkü dershane paralarını karşılayamıyorum” diyen Yaman işlerinin durma noktasına geldiğini ifade ediyor. Zamlar yetmiyormuş gibi bir de Alibeyköy’de “kentsel dönüşüm” adı altında yıkımların başlayacağını anlatan Yaman, “Halk tedirgin bir şekilde bekliyor. Eğer sessiz kalırsak zamlar da gelmeye devam edecek. Evlerimizi de başımıza yıkacaklar. Herkes bu hükümetten şikayetçi. Ama ne yapacağımız da bilemiyoruz. Tek tek eleştirmektense birlikte olup sesimizi yükseltmeliyiz” diyor.

EVLENME HAKKI BİLE YOK!
Uğur Gülmez ( Berber-13 yıllık esnaf): Son zamlar herkesi etkilediği gibi bizi de derinden etkiliyor. Özellikle elektrik zammı bizi aşırı derecede etkilemiş durumda. Son gelen faturam 230 TL, kiram 1000 TL. Bunun stopajı, doğalgazı, suyu; varın gerisini siz düşünün. İnanır mısınız eskiden sakal tıraşından kazandığım ile bu dükkanı çevirdiğimi bilirim. Şimdi insanlar bırakın sakal tıraşı olmayı 20 günde bir geldiği berbere 2 ayda bir geliyor. Bu da tamamen halkın kazandığı paranın çoğunu zorunlu ihtiyaçlarına ayırmasından kaynaklı. Bunun üzerine bu zorunlu ihtiyaçlara birde zam yapıyorsunuz.Adam evin yolunu bulamıyor; kaldı ki bize gelecek, biz de para kazanacağız. Çok zor çok. Askerden yeni geldim evlenmek istiyorum. Ama bu şartlarda mümkün mü? İnsanın evlenme hakkını bile elinden alıyorlar. Zamlar, fakirlere. Sen hiç gördün mü zengin birinin zam derdinin olduğunu. Özellikle tekstilde çalışanlar feryat figan. Onlarcası işsiz kalmış. Zaten işsiz kalmış adama bir de zamla vuruyorsun. Tuzu kuruların alttakileri düşündüğü yok. Yakında biz de dükkana kilidi vuracağız o kadar.
Hani eskiden fakirin evde zeytini olur, hiç olmazsa onu yerdi. Şimdi artık evde zeytin bile kalmadı. Dolabın kapağını her açtığımda dolap bana küfür ediyor.
Buna dur demek yine bize düşüyor. Hep beraber dur dersek ancak bir şeyler belki düzelebilir. Yoksa ensemizde boza pişirmeye devam edecekler.
YA BEN HESAP BİLMİYORUM YA DA...
Erdal Irmak (İletişim-10 yıllık esnaf): Zar zor ayakta duruyorduk. Sağ olsunlar onu da bitirdiler. Sigara kullanmıyorum. Ama sigara kullanan bir sürü müşterim var. Sigara deyip geçmeyin. Toplamda bir sürü para ediyor. Adama ne diyeyim. İçme gel benden alışveriş yap mı diyeyim. Geri kalan zamları hiç sormayın. Elektrik 1.32 falan diyorlardı.Ya ben hesap bilmiyorum.Ya da yalan söylüyorlar. Gelen fatura belli. Tüketim belli. Kirası, faturası falan çıkabilen varsa gelsin çıksın bu işten. Günde 1 cihaz satarsam günü kurtardım diyorum. 1 cihazdan kârım 30-40 lira. Sürekli zarar. Bilmiyorum nereye kadar gider bu iş. Bu sorunlar yetmezmiş gibi caddeye bağlanan anayolu kapatıp alt geçit yapıyorlar. Gidin kime sorarsanız sorun. Bu alt geçit gerekli mi diye. Gereksizse altında art niyet var. Bu kadar açın olduğu ülkede toklar nasıl rahat uyuyabiliyor hayret etmek lazım.
Çözüm belli sessiz, tepkisiz kalmayacaksın. Herkes hoşnutsuzluğunu dile getirse ne zam gelir, ne hükümet kalır. Beraber ses çıkarmak gerekli anlayacağınız. ‘Hamdolsun, çok şükür’le karın doymuyor ne yazık ki.
HER GÜN BİR ÖNCEKİNDEN KÖTÜ
Uğur Bolat (Kahveci-10 yıllık esnaf): Babamın başlattığı işi devam ettiriyorum. 25 yaşındayım. Şimdiden umut falan kalmadı hayatımda. Her gün bir öncekinden kötü oluyor. Bir sigara yasağı çıkarttılar. İşler yarı yarıya azaldı zaten. Arkasından zam zam... Vatandaşın elini ayağını çektirdiler. Adam geliyor bir çay içiyor, 2 saat oturuyor. Cebinde ikinci çaya para yok. Evde bunalmış zaten. Ya işsiz ya da 3 kuruşa çalışıyor. Biraz rahatlamak için kahveye geliyor. Bir sigara yakacak. Hop yasak kardeşim. Adam bir sürü para verdiğim sigaramı dışarıda içeceğim benim burada işim ne? Çayımı evde de içerim diyor. Çekip gidiyor. Bize desinler ayrı bölüm yapın diye onu yapalım. Havalandırma falan koyalım. Sanki insanlara zorla sigara içiriyoruz?
İnsanlar ne zaman ki ben demeyi bırakır biz demeye başlarsa bu memlekette bir şeyler yoluna girmeye başlar. Aksi takdirde her şeye baştan razı oluruz.

ZAMLAR GERİ ALINSIN, YIKIMLAR DURDURULSUN!
Emek Partisi Eyüp İlçe Başkanı Ünsal Türkoğlu, krizle birlikte milyonlarca işçinin işini kaybettiğini, ücretlerin eridiğini, halkın, sağlığa, eğitime, kiraya, borçlara para yetiştiremez hale geldiğini söyledi. AKP Hükümeti’nin 2009’da, temel gıda ürünlerinden, elektriğe, suya, doğalgaza, sigaraya, ulaşıma kadar her şeye yüzde 70, yüzde 80’lere varan zamlar yaparak, krizin bütün faturasını işçilere, emekçilere, halka yıkmak için var gücüyle çalıştığın adikkat çeken Türkoğlu, Yeni yıla da hükümetin yeni zam “müjdeleri” ile girdiğini söyledi. İşçiler, emekçiler krizin yükü altında ezilirken, AKP’nin desteğiyle krizi fırsata çeviren patronlar kâr etmeye ve büyümeye devam ettiğini belirten Türkoğlu, “Patronlar daha çok büyüsün, semirsin diye sefalet içinde sürünmeye artık yeter” dedi.
Bunlar yaşanırken Alibeyköy’de kentsel dönüşüm adı altında emekçilerin evlerinin başlarına yıkılmak istendiğini söyleyen Türkoğlu, “Rantçılara karşı güçlerimizi birleştirelim” çağrısı yaptı. (İstanbul/EVRENSEL)

MALİYET YÜKSEK SATIŞ AZ
Eyüp’e bağlı Güzeltepe Mahallesi’nde bulunan esnaflar da maliyetlerin yüksekliğinden ve satışların düşmesinden yakındı. Şarküteri işleten Bayram Karayalçın, halkın alım gücünün düştüğünü belirtti. Büyük marketlerden kaynaklanan haksız rekabet ortamı yüzünden kendilerinin de zor durumda olduğunu anlatan Karayalçın, sigorta giderlerinin azaltılmasını ve vergi oranlarını düşürülmesini istedi.
Canlar Pastanesinden Tessih Tutacak ise kazandıklarını faturaları ve kirayı bile karşılamaktan uzak olduğunu söyledi. Saatlerce çalışmasına rağmen eve doğru dürüst para götüremediğini anlatan Tutacak, bütün ihtiyaçlarında kısıtlama yapmak zorunda kaldıklarını belirtti.
www.evrensel.net