10 Ocak 2010 05:00

Gazeteciler üzerindeki baskı artıyor

Türkiye Gazeteciler Sendikası ve Avrupa Gazeteciler Federasyonu tarafından yürütülen “Türkiye’de İfade Özgürlüğü: Değişim İçin Gazeteciler Sendikasının Güçlendirilmesi” adlı çalışmanın 3. ayağı olan “İnsan Hakları Semineri” başladı.

Paylaş

Türkiye Gazeteciler Sendikası ve Avrupa Gazeteciler Federasyonu tarafından yürütülen “Türkiye’de İfade Özgürlüğü: Değişim İçin Gazeteciler Sendikasının Güçlendirilmesi” adlı çalışmanın 3. ayağı olan “İnsan Hakları Semineri” başladı.
Petrol-İş Ankara Şubesi Konferans Salonu’nda bir araya gelen gazeteciler, yaşadıkları insan hakları ihlallerini değerlendirerek, ifade özgürlüğünün nasıl sağlanacağını tartıştılar. İki gün süren seminerde ayrıca, ifade özgürlüğü önündeki engeller, Avrupa’da ifade özgürlüğü ve medya, gazetecilerin hak ve sorumlulukları ve gazetecilerin yaptığı hak ihlalleri de masaya yatırıldı.
Açılış konuşmasını yapan Türkiye Gazeteciler Sendikası Genel Başkanı Ercan İpekçi, gazetecilerin can güvenliği olmaksızın görevlerini yerine getirmeye çalıştıklarını söyledi. 2009 yılı sonu itibariyle 37 basın emekçisinin Türkiye’de tutuklu olduğunu dile getiren İpekçi, en son Ergenekon davası ile ilgili kitap yazan Gazeteci Şamil Tayyar’ın hapis cezası aldığını hatırlattı. Ayrıca, Günlük gazetesi ve bağlı organların 7 gazetesiyle 3 derginin kapatıldığını aktaran İpekçi, yasaların ifade özgürlüğünü engelleyici bir biçimde gazetecileri etkilediğini belirtti. Verilen hapis cezalarının 5 yıl süreyle ertelendiğine atıf yapan İpekçi, “ancak bu erteleme iyi değil çünkü aynı suçu 5 yıl içinde işlememe şartı getiriliyor gazeteciye. Yani 5 yıl boyunca gazeteciden otosansür uygulaması isteniyor” sözleriyle tepki gösterdi. İpekçi, gazetecilerin şiddet unsuru içermeyen her türlü düşünceyi yayınlama hakkı olduğunu kaydederek, bağımsız ve sendikalı gazetecilik yapabilmenin tartışılmasını istedi.
‘İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNÜ TARTIŞACAĞIZ’
Avrupa Gazeteciler Federasyonu Temsilcisi Pamela Moriniere, insan hakları konulu seminer düzenleyerek, gazetecilere yönelik şiddeti tartışarak çözümleme yoluna gidilmesini arzu ettiklerini dile getirdi. Gazetecilere yönelik şiddetin dünyanın her tarafında olduğu gibi Türkiye’de de sıkça yaşandığını ifade eden Moriniere, yaşanan hak ihlallerini tartışmak üzere semineri düzenlediklerini belirtti. İngiliz Gazeteci Peter Mclntyre, uzun yıllardır insan hakları ihlalleri üzerinde çalıştığını belirterek, “Bizler, gazeteciler basın özgürlüğünü hayata geçirmeye çalışıyoruz, bu nedenle gazetecilerin haklarını ve özgürlüğünü tartışmalıyız” dedi. (Ankara/EVRENSEL)

‘SORU SORMAMIZ İSTENMİYOR’
Seminerin ilk oturumunda ise gazetemizin Ankara Temsilcisi Sultan Özer söz aldı. 14 yıl önce polisler tarafından dövülerek öldürülen muhabirimiz Metin Göktepe’yi anarak sözlerine başlayan Özer, Başbakanlık tarafından akreditasyonunun neden iptal edildiğini anlattı. Kendisiyle birlikte 7 gazetecinin Başbakanlık’a giremediğini hatırlatan Özer, “Bizler Hükümeti rahatsız eden gazeteciler olduğumuz nedeniyle akredite edilmedik” diye konuştu. İptali yapan kişinin, dönemin Başbakan Danışmanı Gazeteci Akif Beki olduğuna dikkat çeken Özer, akreditasyon iptali sonrası gazetecilerin konuyu Başbakan’a sormaya bile cesaret edemediğini belirtti. Konuyu yargıya taşıdıklarını ama sonuç alamadıklarını dile getiren Özer, “Gazetecileri teyp haline getirmek istiyorlar. Gazeteci sadece söyleneni deşifre edecek, ancak soru sormanız, irdelemeniz istenmiyor. İşte bu irdelemeyi yapan, soru soranların akreditasyonu iptal edildi” dedi.
Gazeteci Adnan Keskin ise, gazetecilerin akreditasyonunun iptal edilmesinin, gazetecilere “müstehak” olduğunu belirterek, örgütlü olmayan, birbiriyle dayanışmayan gazetecilerin sorunlarının artacağını dile getirdi. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’ne her gazetecinin üye yapılmadığını, Parlamento Muhabirleri Derneği’ne de üye olmanın kolay olmadığını belirten Keskin, gazeteci örgütlerinin de gazetecilere “akreditasyon” uyguladığını ifade etti. “Gazetecilerin görevi habere ulaşmak ancak, basın ilkelerini, meslektaşlarının haklarını da gözetmek durumunda” diyen Keskin, gazetecilerin çuvaldızı önce kendilerine batırmaları gerektiğini ifade etti.

‘ÇALIŞAN GAZETECİLER GÜNÜ YİNE BURUK GEÇİYOR’
GAZETECİLER Platformu 10 Ocak Gazeteciler gününü yine buruk geçirdiklerini ifade etti.
Gazeteciler Platformu yaptığı yazılı açıklamada , gazetecilerin yıllardır 10 Ocaklarda “bayram” yapmaktan vazgeçtiklerini ve yine buruk olduklarını dile getirdi. Açıklamada, “2010 10 Ocak”ının da yine işsizliğin, güvencesizliğin, sendikasızlığın, iktidarı eleştirince akreditasyon duvarlarına çarpmanın, yolsuzlukları yazınca vurulup dövülmenin kıskacında geçirildiği belirtildi.
Açıklamada, AKP iktidarlarının “Memleketi her alanda ileri götürmekle övündükleri yılların”, gazetecilerin kazanılmış haklarının birer birer tırpanlandığı ve gerçeklerin halktan her gün biraz daha fazla gizlendiği yıllar olduğu belirtildi.
Gazetecilerin, açlık ve işsizlikle “terbiye” edilmeye çalışıldığının ifade edildiği açıklamada, “Eğer gazetecileri bu şekilde terbiye edemiyorlarsa bu kez de Adıyaman Gergerli Gazeteci Boğatekin gibi mahkemelerde süründürüyorlar, cezaevlerine koyuyorlar, araştırmacı gazetecilik yapıp Hrant Dink cinayetinin izi sürülmeye çalışıldığında ise Nedim Şener gibi yargılıyorlar, hiç olmazsa Balıkesir Bandırma’da Cihan Hayırsevener gibi vurup öldürüyorlar” denildi. (Ankara/EVRENSEL)

4 yılda tutuklu gazeteci sayısı 4 kat arttı
BASIN özgürlüğü konusunda sicili bozuk olun Türkiye’de basın emekçileri 10 Ocak Dünya Çalışan Gazeteciler Günü’nü 8’i yazı işleri müdürü, 37 tutuklu gazeteci ve kapatılan gazetelerle karşılıyor. Terörle Mücadele Kanunu’nun (TMK) Eylül 2006’da yeniden düzenlenerek yürürlüğe girmesinden bu yana, tutuklu gazeteci sayısı 4 kat arttı.
‘TÜRKİYE’NİN SİCİLİ HEP BOZUK’
Basın özgürlüğü konusunda sicili oldukça bozuk olan Türkiye Cumhuriyeti tarihinde Abdi İpekçi, Musa Anter, Hrant Dink, Metin Göktepe’nin de bulunduğu çok sayıda gazeteci öldürüldü. Faili belli meçhullerce öldürülen gazeteciler muhalif olmanın bedelini canlarıyla ödedi. Devlet yetkilileri ise genellikle düzen muhalifi gazetecileri gazeteci saymıyor ve muhalif gazeteciler, en fazlasından ‘militan gazeteci’ olarak görülüyor. En başta TMY, 301 olmak üzere düşünce ve ifade özgürlüğünü engelleyen yasal düzenlemelerin yapılmasını isteyen gazeteciler tutuklu gazetecilerin ise serbest bırakılmasını istiyor. İş yaşamında da hakları gasp edilen gazeteciler, için 10 Ocak’ın anlama 1971 Muhtırası’nın da gerisine düşmüş durumda.
82 GAZETECİ ÖLDÜRÜLDÜ
Tutuklu Gazetecilerle Dayanışma Platformu’nun (TGDP) araştırmalarına göre 1915 yılından bu yana Türkiye’de 82 gazeteci öldürüldü ve bunların içinde 18’i gözaltında hayatını kaybetti. (İSTANBUL)

ÇALIŞAN GAZETECİLER GÜNÜ
1961 yılında gazetecilerin çalışma haklarında önemli iyileştirmeler getiren 212 sayılı Yasa’nın yürürlüğe girmesi üzerine, 9 gazete sahibi, yasayı protesto etmek için 3 gün boyunca gazeteleri yayımlamama kararı aldı. Bu gelişme karşısında, gazeteciler 10 Ocak 1961 günü haklarına ve basın özgürlüğüne sahip çıkmak amacıyla sendika binası önünde toplanarak yürüyüş yaptı. Gazeteciler, patronların boykot kararı karşısında ise basın adıyla kendi gazetelerini 11-12-13 Ocak 1961 tarihlerinde yayımladı. O tarihten sonra 10 Ocak, “Çalışan Gazeteciler Bayramı” olarak kutlandı. 1971 yılındaki 12 Mart Muhtırası’nın ardından ise çalışanların hakları ve basın özgürlüğüne getirilen kısıtlamalara tepki olarak 10 Ocak, bayram olmaktan çıkarıldı ve Çalışan Gazeteciler Günü olarak anılmaya başladı.
ÖNCEKİ HABER

JİTEM davasının sanıkları tehditler savurdu

SONRAKİ HABER

CHP'li Mehmet Bekaroğlu: Demirtaş’ı serbest bırakın, çözüm süreci tekrar başlasın

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa