10 Ocak 2010 00:00

JİTEM davasının sanıkları tehditler savurdu

FAİLİ meçhuller davasında konuşan mağdur İsa Akman, 1994’te ölü bulunan oğlu Yahya Akman’ın işkence edilmiş cesedini taşlar altından kendi elleriyle çıkardığını belirtti.

Paylaş

FAİLİ meçhuller davasında konuşan mağdur İsa Akman, 1994’te ölü bulunan oğlu Yahya Akman’ın işkence edilmiş cesedini taşlar altından kendi elleriyle çıkardığını belirtti. Mağdur Avukatlarından Tahir Elçi, olayın görgü tanıklarının dinlenmesini talep ederken, sanıkların, müşteki avukatlarına tehdit savurmaları dikkat çekti. İtirafçı Adem Yakin ise, testere ile kulak kestiğini söyledi.
Aralarında Albay Cemal Temizöz ve Eski Cizre Belediye Başkanı Korucubaşı Kamil Atak’ın da bulunduğu Şırnak’ın Cizre ilçesinde 1993-95 yılları arasında işlenen faili meçhul cinayetlerle ilgili davada mağdurlar ifade verdi. Önceki gün Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada Mart 1994’te Holan mevkiinde 3 kişiyle birlikte ölü bulunan Yahya Akman’ın babası İsa Akman ifade verdi.
OĞLUNU BULDU
Oğlunun Cizre’de kuzeni Aziz ile sigara satarken gözaltına alındığını söyleyen Akman, “Yaşları küçük olduğundan bırakırlar düşüncesiyle takip etmedik. Bir saat bekledik, dönmeyince takip ettik. JİTEM’in yakaladığını ve Botaş Karakolu’na götürüldüğünü öğrendik” Oğlu ve yeğeni için yaptığı aramalara karşın bulamadığını söyleyen Akman, oğlunu ve yeğenini Holan mevkiinde bulduğunu söyledi. Akman, olay yerine 2 panzer bir askeri araçla birlikte askerlerin geldiğini ve kendilerine silah doğrultarak, olay yerinden uzaklaşmalarını istediklerini ifade etti. Defin işlemlerinden sonra soruşturma açılmadığını belirten Baba Akman, Selim Hoca olarak bilinen biri ve daha sonra da Ramazan Hoca ve Cebbar adlı kişilerin de kendisini tehdit ettiğini söyledi. Mahkeme başkanının sorusu üzerine Akman, oğlunu Bedran (Adem Yakin) ile Abdulhakim Güven’in öldürdüğünü düşündüğünü belirtti. Yine başkanın isteği üzerine Akman, Adem Yakin ile Abdulhakim Güven’i doğru teşhis etti. Sanık avukatları, Yahya Akman’ın öldürüldüğü olayla ilgili Leyla Gasyak, Agit Malgaz, Emine Tadik ve İsa Akman’ın ifade verdiğini ancak, olayın oluşu, mekanı ve süresiyle ilgili farklı ifadeler verdiğini ileri sürdü. Sanıklardan Abdulhakim Güven, “Avukatların acısı var. Bize kin kusuyorlar” sözleri üzerine müdahil avukatlardan tepki geldi. Sesini yükselten Güven’i mahkeme başkanı uyardı. Güven, bir avukatla ilgili ilgili iddialar ortaya atmaktan da geri durmadı. Güven, bahsettiği avukatın aşiretinin yüzde 80’inin PKK’nin kucağında olduğunu, Cemal Temizöz’ün çabaları sayesinde bir kısmının kurtarıldığını öne sürdü. Mahkeme başkanının Güven’e hangi avukatı kastettiğini sorması üzerine, “Bu çocuktur” deyince, yine tepki gösterdi. Müdahil avukatlara dönen Güven, “Boş konuşuyorsun. Edepli olacaksın” diyerek yine çıkıştı.
Güven, “Ben 50 kişiyi de vursam, tahliye talep etmem normal” diyerek, avukatların kendisinin “tahrik ve taciz” ettiğini ileri sürdü.
‘KULAK KESTİM’
Sanık Tamer Atak ise müdahil avukatları kastederek, kendisini hedef gösterdiklerini öne sürdü. Sanık Adem Yakin ise yaptığı savunmasında PKK tarafından “terör makinesi haline” getirildiğini iddia etti. İtirafçı Yakin; “Ajanlıkla suçlanan bir çobanın kafasını kıl testere ile kestim. Silahlı çatışmalarda öldürdüğüm insanların kulaklarını kesip, kaynatıp ardından tuzlayıp tespih yaptım” dedi. Yakin, kendilerine komplo kurulduğunu öne sürdü. Sanık Kamil Atak, hakaret içerikli sözlere maruz kaldığını öne sürerek, kendisini suçlu olarak görmediğini söyledi. Sanıklardan Cemal Temizöz, yaptığı savunmasında, Avukat Tahir Elçi’nin mahkemeye sunduğu fotoğrafa atıf yaparak, kendisi üzerine atılı suçlamaları kabul etmedi. Temizöz savunmasının devamında Avukatlardan Rıdvan Dalmış, Tahir Elçi ve Güray Dal’ın bulundukları beyanlarda avukatlık sınırını aşarak, kendi şahsına yönelik hakaret ettiklerini öne sürdü, 3 avukat hakkında suç duyurusunda bulundu. Mahkeme duruşmayı 5 Şubat’a erteledi. (DİYARBAKIR)

ARALARINDA BAĞLANTI VAR
Mağdur Avukatlarından Tahir Elçi, tanıkların büyük bir bölümünün dinlendiğini, ancak dinlenmemiş tanıklar varsa onların da dinlenmesini talep etti. Elçi, sanık avukatlarının mağdurların çelişkili ifadeler verdiği iddialarının gerçeği yansıtmadığını söyleyen Elçi, ifadelerin uyumlu ve dosyadaki belgelerle yüzde yüz tutarlı olduğunu belirtti. 1990’lı yıllarda birçok merkezde jandarma ile bağlantılı sivil bazı kişiler, sivil araçlarla İlçe Jandarma Komutanlığı’na giriş çıkış yaptığını söyleyen Elçi, bunun herkes tarafından bilindiği ve bunların JİTEM diye adlandırıldıklarını ifade etti. Yaşanan gözaltı ve failli meçhullerden sanıkların sorumlu olduğunu belirten Elçi, sanıkların ifadelerine inanmadıklarını söyledi. Cemal Temizöz’ün, önemli bir kamu görevlisi olduğunu anlatan Elçi, Temizöz’ün Selim Hoca, Cebbar, Ramazan ve Tuna’nın kimler olduğunu açıklamasını isteyerek, “Neden bunların adlarını mahkemeye sunmuyor. Aralarında Abdulhakim Güven, Adem Yakin ve Hıdır Altuğ’un da bulunduğu grup, terörle mücadele kapsamında bir ekiptir. Bu yapının benzeri Silopi ve Diyarbakır’da aralarında bağlantı olacak şekilde var” dedi.
Elçi, Cizre İlçe Jandarma Komutanlığı’nın bahçesinde beyazlı renkli Toros marka bir otomobilin zırhlı araçla birlikte çekilmiş fotoğrafını göstererek, Temizöz’ün bunu açıklamasını isteyerek, dava dosyasına konulmak üzere mahkeme heyetine sundu. Cizre’de 1993-1995 yılları arasında birçok insanın öldürülüp, gelişi güzel etrafa atıldığını anlatan Elçi, yaşanan failli meçhulleri, “Aynı Susurluk gibi, kamu içindeki bazı kişiler kendi yöntemleriyle sorunları çözmek istemiş. Ne yazık ki o dönem yöneticiler de ses çıkarmamış, destek vermiş. Bu nedenle yargılamanın sürdürülmesi ve sanıkların tutukluluk halinin devam etmesi gerekir” dedi.
ÖNCEKİ HABER

BAŞYAZI

SONRAKİ HABER

Yazarımız Edebiyatçı Ayşegül Tözeren gözaltına alındı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa