11 Ocak 2010 00:00

Hollywood’dan insancıl bir çağrı

Avatar, tüm zamanların en büyük savaş karşıtı filmi olabilir. Batı’yla bütünleşen her şeye karşı çıkıyor.

Paylaş

Avatar, tüm zamanların en büyük savaş karşıtı filmi olabilir. Batı’yla bütünleşen her şeye karşı çıkıyor. Açgözlülüğe ve kapitalizme, diğer ülkelerin içişlerine müdahale etmeye, sömürgeciliğe ve emperyalizme karşı çıkıyor. Teknolojik ilerlemeye, ABD’ye ve İngiltere’ye karşı çıkıyor. İsimlerini vermeden, Wolfowitz, Blair ve Bush’u yargılıyor.
Diğer insanların inanç ve ritüellerine karşı yöneldiğimiz cinayet eğilimlerimizin üzerine koyu bir çizgi çekiyor. Ancak burada durmuyor. Aynı zamanda, Alman hayat felsefecileri, doğanın gücü, toprakla bütünleşmek ve vahşi hayata olan uyumu övüyor. Kendimizi daha iyi empoze etmemiz için çevremizdeki gerçeklere entegre olmamız tavsiye ediliyor. Alman idealist ve erken çağ romantik düşüncesi, varlığı ve mutlak doğruyu sorgulamanın, özünü yanıtlıyor. Yaşam ve gerçek kendi anlamını kutluyor. (Alman hayat felsefesi, hayat felsefesi ya da hayatın felsefesi, bütün bu terimler hayat üzerine kurulmaktadır ve felsefede önemli bir kavramı vardır). Bu oldukça şaşırtıcı ve tezahüratlı, Alman felsefi düşüncesini tekrar kazanmak için Hollywood’un kapıları keşfedilmek için aralanıyor.
Yıl 2154 ve RDA şirketi, Pandora gezegeninde yerçekimine karşı gelen benzersiz Unobtanium minerali bulunduğunu keşfederek oradaki minerali elde etmek için projeler üretiyor. Bu mineral çok uç rakamlarla satılacaktır. Pandora uzakta olan bir gezegen, üzerinde Na’vi türü yaşıyor ve bu tür, insanlarda bulunan bazı özellikleri taşıyor. Na’viler de kendi geliştirdiği dil ve yüksek kültüre sahip. Batılıların aksine, çevreye uyum sağlamış ve doğayla uyum içerisindedir. Na’vi türü, insandan çok daha uzun ve güçlü olmasıyla birlikte çok etkileyici, benzersiz ve uzun kuyruklara sahiptir.
Uzun ve örgülü saçları sayesinde, doğa ve hayvanlarla duygusal bir bağ kurabiliyorlar. Doğa tanrıçası Eywa’ya tapıyorlar, bütün kutsal ve fiziksel gelişmeler, doğa tanrıçası Eywa’dan gelir.
İŞGAL VE DİRENİŞ
Diğer taraftan, askeri güçler bu gezegeni incelemek üzere Avatar programı oluşturmuştur. Bu program ile insanlar yarı insan yarı Na’vi haline getirilir ve misyoner olarak Pandora gezegenine gönderilir. RDA şirketi, Pandora halkına eğitim ve batı kültürünü öğretmek için avatarlarını görevlendirir.
Fakat çok yakında Na’vi halkı insanoğlundan hiç bir şey istemediğini anlayacaktır. Belden aşağısı felçli olan eski asker Jake Sully, Avatar olarak gezegene gönderilir ve oradaki Na’vi kültürüyle tanışır. Albay Miles Quaritch, Jake’e Na’vi’leri göçe ikna ettiği takdirde, tekrar bacaklarına kavuşacağını vaat eder. Jake iyi bir şey yaptığına inanır ve görevini tamamlamaya hazırdır. Fakat gezegendeki birliği, eşitliği,doğruluğu, Na’vi ve doğa arasındaki dengeyi gördükten sonra, insanların onlara ne kadar kötülük yaptığını anlar ve insanlara karşı savaşmaya karar verir.
Avatar projesi üzerinde çalışan Profesör Augustine, Pandora gezegenine hayrandır, gezegende araştırmalarını sürdürebilme uğruna hayatını verebilir. Bu nedenle de, teknolojiyle gezegeni yıkma planına karşı çıkar. Bu andan itibaren soluk soluğa bir savaş filmi başlıyor. Avatar Jake, Na’vi’lerin koruyucu önderi olarak, insanlara karşı savaşır. İnsanlar robotlarla, Pandora gezegenine ayak basar. Kutsal toprakların büyük bir bölümünü yok eder. Orada yaşayan Na’vilerin birçoğu hayatını kaybeder. Fakat Na’vi pes etmeyerek, büyük bir öfkeyle robotlara karşı ok ve yayla saldırıya geçer.
300 milyon sinemaseverin mesajı çok açıktı: Savaşa HAYIR, açgözlülüğe HAYIR, müdahaleye HAYIR, silaha HAYIR, doğaya ve insanların farklı yaşam tarzına saygı gösterilmesine EVET.
AVATAR IRKÇI MI?
Fakat filmin ırkçı içeriği olduğuna dair eleştiriler de geldi. Bu konudaki eleştiriler şu şekilde özetlenebilir: “Na’vi, mavi yabancılar olabilir”; ne var ki mavi Na’vilerin Masai tarzında kolyeleri vardı. Ayrıca bütün Na’vi artistleri siyahi aktörlerden oluşuyor, onlar da zaten sonuç olarak beyaz adamdan kurtarılıyor. “İlkel yerliler ve liberal kurtarıcı beyaz adam” fikri, kendini beğenmişliği gösterir.
Bilim kurgu tarzı, hayali bir fantastik gerçeklik yaratıyor. Avatar’ın yönetmeni James Cameron, birçok siyahi ırktan, karışımlar oluşturmuş: Afrika kabile işaretleri, Kızılderili yaşam felsefesi, Jamaika saç stilleri vb... Bu çağrışım bizde empati uyandırdı, çünkü onlar yabancı bir tür değil, insandırlar. Bu film politik sistemi suçluyor, fakat ırkçılık yapıyor.
Ancak dikkatimi çeken, Cameron’un Avatar rolünü çifte ajan olarak yansıtması. Son sahnesinde Albay Quaritch, Jake’i ırkına ihanet ettiği için suçlar. Jake taraf değiştirmeyi tercih eder ve iyi bir neden için Na’vi ırkını seçer. Ve Pandora halkının, Jake’in önderliğine ihtiyacı var, çünkü savaşı kazanmak için düşmanlarının taktik ve düşüncesini iyi bilen biridir Jake.
AFGANİSTAN VE IRAK’TAKİ DURUM
ABD’nin Irak ve Afganistan’daki başarısızlığında, birçok Afgan ve Araklı öğrencinin ABD üniversitelerinde eğitim almasının da payı var. ABD’liler için İslam dinini anlamak zor, çünkü çok az ABD ve İngiltere lideri, Kabil veya Bağdat üniversitelerinden mezundur.
Belki Avatar filminde olduğu gibi, ABD ve İngiltere askeri güçleri, İslam ülkelerini anlar ve aydınlığa kavuşur. Demek istediğim, kendi ülkenize etik bir nedenden dolayı karşı durmak, hümanizm ve özgürlüğün gerçek anlamıdır.
Hollywood’un böyle bir filme kapılarını açması hepimizi hayrete düşürdü. Tekrar itiraf etmemiz gerekiyor, oyuncular ve değişik senaryo, daha dostane bir gelecek için bize kendi gerçeklerimizin nerede olduğunu ve onlara nasıl şekil vermemiz gerektiğini anlatıyor.

Çeviren: Özlem Yatmaz
Gilad Atzmon
ÖNCEKİ HABER

ÖZGÜRLÜK YOLU

SONRAKİ HABER

Cargill işçileri direnişlerini İstanbul'a taşıdı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa