GÜNCEL

GÜNCEL

  • Doğan medya grubunda birden bire birbirine benzer köşe yazıları yayınlanmaya başlandı. Bu yazılara göre AKP diktatörlüğe gidiyordu.


    Doğan medya grubunda birden bire birbirine benzer köşe yazıları yayınlanmaya başlandı. Bu yazılara göre AKP diktatörlüğe gidiyordu. Daha sonra anlaşıldı ki; ulusalcı cephe, AKP karşıtı propagandanın eksenini değiştirmişti. Yani, “şeriat tehlikesi” propagandası halk tarafından ciddiye alınmıyordu. Bunun yerine, AKP’nin diktatörlüğe gittiği ve Başbakan Erdoğan’ın diktatörleştiği, yakın tehlikenin bu olduğu ve demokrasi için AKP Hükümeti’nden kurtulmanın zorunlu olduğu işlenecekti artık ulusalcı cephenin propagandasında.
    AKP’de ve Erdoğan’da diktatörleşme eğilimi yok mudur? Vardır. Ama, başta ordu ve yargı olmak üzere asker-sivil bürokrasiyi kazanamamış, gerçek manada iktidar dahi olamamış bir AKP Hükümeti, kısa süre içinde AKP diktatörlüğü kurabilir mi? O tartışılır.
    Kaldı ki, ülkemizdeki siyasal sistem bir demokrasi midir? O da tartışılır.
    12 Eylül Anayasası yürürlükte. 12 Eylül Rejimi’nin faşist bir cunta yönetimi olduğunu kabul etmeyen yok. Mevcut Anayasa, ilk üç maddesinin ve anayasanın bütününe ruhunu veren giriş bölümünün, ruhunun değiştirilemeyeceğini garanti altına almış durumda. Anayasa Mahkemesi de son kararında, Sabih Kanadoğlu gibi, 1982 Anayasası’nın özünü ya da bu Anayasa’yı tümden TBMM’nin değiştiremeyeceğini, bu işi ancak kurucu bir meclisin yani onların çağrıştırması ile (27 Mayıs 1960 ve 12 Eylül 1980 gibi) bir askeri darbenin yapabileceğini söylüyor.
    Ulusalcı cephenin en büyük çıkmazı burada. Hem AKP’yi diktatörlüğe gidiyor diye eleştireceksiniz, hem de faşist bir cuntanın yaptığı faşist 1982 Anayasası’nı savunacaksınız. Yani AKP diktatörlüğüne karşı, 12 Eylül diktatörlüğü.
    AKP’ye karşı mücadele de, 12 Eylül Rejimi’ne karşı mücadele de, yeni ve demokratik bir anayasayı savunmadan yapılamaz.
    Demokratik bir anayasa için mücadele demokratik ittifakın ya da demokrasi cephesinin ortak programı olabilir. Kürtlerin, Alevilerin, azınlıkların haklarını güvenceye alacak; hak ve özgürlükler üzerindeki her türlü yasaklama ve kısıtlamayı kaldıracak, işçi sınıfı ve diğer çalışanların hakkını teslim edecek, kadın, gençlik ve çevre haklarını kapsayacak ve demokratik bir anayasanın temel ilkelerini içerecek bir program.
    Bu durumda, böyle bir program karşısındaki duruşu kimim demokrasiden, kimin diktatörlükten yana olduğunu belli edecektir.
    AKP Hükümeti’nin önümüzdeki günlerde bazı anayasa hükümlerini değiştirmek için çalışmalar yaptığını gazeteler duyurdu. Fakat, AKP’nin bu planı, anlaşıldığı kadarıyla, mevcut iktidar kavgasında elini ayağını bağlayan bazı hükümlerden kurtulmak. Demokrasi kaygısı ile yapılan işler olmayacak.
    Kürt demokratik çevrelerden de, Kürt Sorunu’nun çözüm yollarını açacak kısmi (beş-altı maddelik) anayasa değişikliği önerileri geliyor. Diğer yandan bir grup aydın “Sivil demokratik anayasa girişimi” oluşturma çabasında.
    Anayasa tartışmaları 2010 yılının ilk yarısının önemli siyasi gündemi olacak gibi görünüyor.
    Demokrasi ve barış güçleri belki, bu kez demokratik anayasa programı etrafında güçlerini birleştirebilir.
    KAMİL TEKİN SÜREK
    www.evrensel.net

    0 yorum yapılmış

      Yorum yapın

      Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.