12 Ocak 2010 00:00

Taşeronu istemediler kapı önüne kondular

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin (İBB) taşeronlaştırma furyasının son kurbanı güvenlik görevlileri oldu. Taşeronlaştırmayı kabul etmeyen güvenlik elemanları, yeni yıla işsiz girdiler.

Paylaş

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin (İBB) taşeronlaştırma furyasının son kurbanı güvenlik görevlileri oldu. Taşeronlaştırmayı kabul etmeyen güvenlik elemanları, yeni yıla işsiz girdiler.
İBB’ye bağlı Ulaşım AŞ’de çalışan güvenlikçilerden önce sendikaları Tüm Özel Hizmet Çalışanları Sendikası’ndan (Öziş-Sen)istifa etmeleri istendi. Bu olamayınca devreye taşeron firma sokuldu. Güvenlikçiler, tüm haklarından feragat ederek bu firmaya geçmeye zorlandı. Taşeron firma da güvenlikçilere 11 ay 29 günlük sözleşme dayattı. Bunu kabul etmeyenlerin önce görev yerleri değiştirildi ve evlerine uzak yerlerde görevlendirildiler. Daha sonra da işten atıldılar.
‘ÖZLÜK HAKLARIMIZ İSTENİYOR’
Güvenlik işçilerinden Hüseyin Uçar, 5 yıldır Ulaşım AŞ’de çalıştığını kaydetti. Evine 15 dakikalık bir mesafe uzaklığı bulunan bölgede görev yaptığını, sendikaya üye olduktan sonra evine 1.5 saat mesafe uzaklıktaki bir yere gönderildiğini dile getiren Uçar, bu duruma itiraz ettiklerinde işten atıldıklarını söyledi. Personel servislerinin de iptal edildiğini belirten Uçar, “Sabah 06.00’da işe başlamam lazım, bu mümkün değil. Bunun için ticari taksi ile gitmem gerek, bunun ise bana günlük maliyeti 20 lira. Zaten 8 saat çalışmamız gerekirken 12 saat çalışıyoruz. Mesai ücretlerimiz verilmiyor. Bir arkadaşımız görevdeyken kalp krizi geçirdi yaşamını yitirdi, biri de Zeytinburnu’nda boğazı kesildi, bütün bunların hesabını kim verecek?” diye konuştu.
Kendilerine bir kağıt imzalatılarak taşeron şirkete geçmelerinin istendiğini, böylelikle özlük haklarının sıfırlanacağını dile getiren Uçar, bu kağıtları imzalamayan 60 kişinin işten atıldığını, 500 kişiye de zorla imzalatıldığını kaydetti.
MAHKEME KARARINI HİÇE SAYDILAR
Güvenlik görevlisi Ali Altun ise bir yılı tam bulmayan sözleşmeler dayatıldığını söyledi. Buna engel olmak için mahkemeye başvurduklarını belirten Altun, Bakırköy İş Mahkemesi’nin taşeron değil asli personel olarak çalışmalarına karar verilmesine rağmen hâlâ taşeron işçi olarak çalıştırıldıklarını dile getirdi. Bu duruma itiraz ettiklerini söyleyen Altun, kendilerine “Gelin bu ibranameyi imzalayın, işinize devam edin” denildiğini kaydetti. Altun, “İşe devam edebilmeniz için şartlarımızı kabul etmeniz gerekiyor, imzalarsanız iş var, yoksa iş yok, güle güle deyip kapıya koydular” diye konuştu.
TEHDİT EDİLİYORLAR
Özlük haklarının gasp edildiğine vurgu yapan Elif Tuğba Kafalı ise sendikalı oldukları için Ulaşım AŞ’nin baskısına maruz kaldıklarını dile getirdi. Yazılı ve sözlü uyarı yapılmadan kendilerinden habersiz görev bölgelerinin değiştirildiğini söyleyen Kafalı, personel servislerinin iptal edildiğine dikkat çekti. Yeni görev yerine 1 saatten fazla bir sürede varıldığını ifade eden Kafalı, buna itiraz ettiğini, bunun için de işine son verildiğini belirtti.
İşten çıkışlarını kusurlu gösterdikleri için işsizlik ücreti de alamadıklarını belirten Kafalı, bu sorunu yaşayan onlarca güvenlik çalışanı olduğunu, birçok güvenlikçiden zorla özlük haklarını aldıklarına dair imzalı kağıtlar alındığını dile getirdi.
Kafalı, “Çoğu arkadaşımız geçim sıkıntısı derdiyle mecbur kaldı ve belge imzaladı. Geçmişe yönelik bütün haklarından feragat ettiler. Bu arkadaşlar birkaç ay sonra gelecek yeni taşeron bir firmayla gönderilecekler. Çünkü bu adamların asıl amacı sendikalaşmayı engellemek, özlük haklarını almalarını engellemek. Belediye bunu planlıyor, şu anda sendikada görevli olan arkadaşlara ve avukatlarımıza tehdit telefonları geliyor, sürekli tehdit ediliyoruz” diye konuştu. (İstanbul/EVRENSEL)

İNŞAAT İŞÇİLERİNİN EVİ YOK!

ANKARA’nın Altındağ ilçesindeki TOKİ inşaatlarında çalışan taşeron işçiler, barınma, beslenme, temizlik ve sağlık gibi sorunlarla karşı karşıya. Bir çadırda 15 ya da 27 kişi kalan işçiler, emeklerinin karşılığını alamamaktan da yakınıyor.
İş bulamadıkları için Doğu ve Güneydoğu’dan göç etmek zorunda kalan Kürt işçiler, kurdukları derme çatma çadırlarda barınma sorunlarını gidermeye çalışsa da, kazandıkları düşük ücretle ihtiyaçlarını karşılayamıyorlar. İş bulamadığı için Diyarbakır’ın Dicle ilçesinden 20 gün önce Ankara’ya gelerek TOKİ inşaatlarında elektrik işlerinde çalışmaya başlayan 20 yaşındaki Ramazan Bulun (20), “Düşük ücret alıyoruz. Bazen bu ücret de verilmiyor. Gurbette kalmak zor iş. 2-3 haftada banyo yapabiliyoruz. İnşaatlarda genelde Kürtler çalışıyor. Kürtler her yerde eziliyor” diye konuştu.
Van’ın Gürpınar ilçesinden 3 ay önce Ankara’ya gelen ve aynı yerde demirci ustası olarak çalışan Adnan Kazcı, 22 yaşında. Kazcı, “Yılın 12 ayı boyunca değişik yerlerde çalışıyoruz. 3 ay bir yerde 3 ay başka bir yerde... Nerede iş olursa oraya gidiyoruz. Ankara’dan önce Karabük’teydik, oradan Yozgat’a gittik. Yozgat’tan da buraya geldik” dedi. 18 yaşındaki Yakup Armutçu da, çalışmak zorunda kalınca lise 1. sınıfta okulu bırakmış. Daha çocuk yaşlarda inşaatlarda çalışmaya başlayan Armutçu, “Evde 6 kardeşiz. Evde ben ve babam çalışıyoruz. Ancak yine ihtiyaçlarımızı karşılayamıyoruz” dedi.
İşçilerden tesisat ustası Mehmet Ay da, 2 aydır Ankara’da çalıştığını belirterek, “15 kişilik bir çadırda kalıyorum. Yemekleri bile şantiye yemekhanesinden kendi paramızla alıyoruz” diye konuştu. (Ankara/DİHA)
Gamze Çınar - Mehmet Akgül
ÖNCEKİ HABER

2010 mücadele yılı olacak

SONRAKİ HABER

Vatandaşa 6.5 TL'den satılan nohut firmalara 2.3 TL'den satıldı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa