12 Ocak 2010 00:00

BAŞYAZI

Hükümet tarafından, “açılıma devam” edildiğini göstermek için hazırlanan üç yasa tasarısının bu hafta, hatta bugün, Meclis gündemine gelmesi bekleniyor.

Paylaş

Hükümet tarafından, “açılıma devam” edildiğini göstermek için hazırlanan üç yasa tasarısının bu hafta, hatta bugün, Meclis gündemine gelmesi bekleniyor.
Son bir hafta içinde basında da yer aldığı gibi bu yasa tasarıları şunlar:
1-) “Ayrımcılık Komisyonu” diye adlandırılan işkence, ırk ayrımı gibi konularda şikayetleri izleyip değerlendirecek bir komisyon,
2-) İnsan Hakları İhlallerini İzleme Kurulu,
3-) Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı kurulmasıyla ilgili tasarılar.
Yine hafta boyunca basında da sıkça yinelendiği gibi, bu yasa tasarıları içinde, “taş atan çocuklarla” ilgili, bu çocukların “çocuk mahkemelerinde yargılanması”yla ilgili yasa tasarısı yok.
İlk iki maddede sözü edilen yasa tasarılarının; ırkçılık, işkence, insan hakları ihlalleri gibi konularda şikayetler için bir dayanak yaratacağı düşünüldüğünde bunların ülkenin demokratikleşmesine bir katkısının olacağı elbette inkar edilemez. Ancak bunların bile, “Avrupa Birliği’ne uyum” programı çerçevesinde ele alındığı düşünüldüğünde, “açılımla” doğrudan ilgisi tartışmalıdır.
Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı’na gelince bunun; kamuoyunun, halkın, Kürtlerin talepleri ya da genel olarak demokratikleşme ile bir ilgisi yoktur. Tersine bu müsteşarlığın kurulması; hükümetin (devletin), güvenlik güçlerinin faaliyetlerini koordine etme ve daha etkin kullanma ihtiyacından doğmuştur. Dolayısıyla bu yasanın, baskı ve şiddeti daha etkinleştirmenin aracı olacağını söyleyebiliriz.
Bu açılardan bakıldığında Meclis’e gelen ve AKP, liberaller ve yandaş basın tarafından bir “demokratikleşme hamlesi” olarak gösterilen bu tasarı paketine; “Kürtlerin ve demokratik kamuoyunun taleplerini ‘komisyonlara havale eden’ devletin etkinliğini demokrasi ve özgürlükler aleyhine daha da artırma hamlesidir” demek doğru olur.
Sorun sadece bu kadar olsaydı; bu yazı burada biterdi. Ancak bitmiyor. Çünkü “taş atan çocuklar”la ilgili, bu çocukların çocuk mahkemelerinde yargılanmasıyla ilgili yasanın Meclis’e gelmemesi, bu taslaklarla ilgili demokratikleşme iddiasını da çürütmektedir. Çünkü; “taş atan çocuklar”la ilgili yasa daha önce Meclis Genel Kurulu’na gelmiş ama, DTP’nin kapatılması sırasında Kürt çocuklarının sokak eylemleri yapmasıyla bağlantılı olarak tasarı da Meclis Genel Kurulu’ndan çekilmişti. Yani hükümet, “Çocuklar alanlara çıktıkça bu yasayı geçirmem” demişti. Şimdi de bunda ısrar etmektedir.
Elbette bu sadece çocuklara karşı olmanın da ötesinde hükümetin demokrasi konusundaki zihniyetini açığa vurmaktadır. Çünkü böylece hükümet, “Eğer yığınlar bizim dediğimize uyarsa onlara hak tanırım, değilse tanımam” diyen otoriter, faşizan anlayışını burada ele vermektedir. Dahası, “Çocuklarla ilgili yasayı çıkarmak” için sokağa çıkan çocuklara ve Kürtlere karşı cezaevindeki yüzlerce çocuğu rehin durumuna getirmektedir. Her tür demokratik anlayıştan uzak, “Siz öyle yaparsanız ben de böyle yaparım” yönetimidir bu. Bunun elbette burjuva siyasetinde yeri vardır; ama demokrasi anlayışında yeri olamaz. Çünkü hükümet bu tutumuyla, “hak”ı; “Eğer hakkı kullanmıyorsan yasada bu hak olmalı”ya indirgemekte.
Zaten Kürt çocuklar sokağa çıkıp taş atmazsa niye yargılansın ki? O zaman da bu yasaya ihtiyaç zaten olmaz.
Hükümetin, yasa karşısındaki tutumu, “intikamcı”, “mütekabiliyetçi” bu yüzden her türden demokratik ilkeyle çatışan bir tutumdur. (*)
Bir “demokrasi hamlesi” yapma iddiasıyla hareket ederken bile antidemokratik; otoriter, bir çizgiye sürüklenmeyi de ancak AKP başarır. Çünkü demokrasiyle zihniyeti itibariyle çatışan bir parti!

(*) Ruhban okulunun açılması ve Rum azınlığın inançları ile ilgili talepleri karşısında, Erdoğan ve Hükümeti’nin “Batı Trakya’daki Türklerle ilgili hak talebini şart koşması, kendi vatandaşlarına eşit davranmama ve azınlıkların inanç özgürlüğü konusunda hükümetin tutumu da aynı antidemokratik, otoriter, insan haklarını pazarlık konusu yapan zihniyettir. Bu zihniyet Kürtlerin istekleri, Alevilerin istekleri konusunda da sıkça hortlamaktadır.
İHSAN ÇARALAN
ÖNCEKİ HABER

Çemen Tekstil’de GREV günü

SONRAKİ HABER

TR-İnter Tekstil işçilerinin direnişi Çiğli’ye taşınıyor

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa