12 Ocak 2010 05:00

ALBATROS

Ahmet Önal, Türkiye Cumhuriyetinin tabuları ile mücadele eden cesur bir yayıncı. Bunun bedelini de hep ödemiş.

Paylaş

Ahmet Önal, Türkiye Cumhuriyetinin tabuları ile mücadele eden cesur bir yayıncı. Bunun bedelini de hep ödemiş. Ama aynı zamanda, meslek birliği Türkiye Yayıncılar Birliğinin ödülünü de almış.
Erken öten horozun başı vurulur misali, Ahmet Önal, geçen haftalarda Taraf Gazetesinin manşete taşıdığı, Baybaşin itiraflarını, aslında daha 10 yıl önce Mahmut Baksi’nin “Teyrê Baz Ya da Bir Kürt İşadamı Hüseyin Baybaşin” adlı kitabı ile gündeme taşımıştı.
Ama ne oldu?
Medyanın sessizlik duvarına çarptığı gibi, üstelik kendini, İstanbul 2. Nolu Ağır Ceza Mahkemesinde sanık olarak buldu. Kitapta, son derece ciddi iddialar vardı. Cesur bir savcının, Süleyman Demirel ve Mehmet Ağar başta, dokunulmazlıkları olsa da, bu kitabı bir “suç duyurusu” olarak kabul ederek soruşturma açması gerekmez miydi?
Tam tersine yazar ve yayıncı kendini mahkeme de buldu. Ve mahkeme, mahkumiyet ile son buldu.
Devletin “suç işleme özgürlüğü” 10 yıl daha süreyle uzatılmış oldu.
İnşallah, Taraf gazetesi de aynı akıbete uğramaz.
Ve “cesur” bir savcı, artık dokunulmazlıkları kalkmış olan Demirel, Çiller ve Ağar başta olmak üzere kirli savaş döneminin tüm sivil ve asker sorumluları hakkında soruşturma açar ve Susurluk Dosyası’nın kapağını yeniden aralar.
Davanın açılmasından kısa bir süre sonra Mahmur Baksi yaşamını yitirdi. Baksi şöyle demişti, dava açıldığında: “Tepeden tırnağa mafya ilişkilerine sürüklenerek kirletilen ilişkileri, yargısız infazları açığa çıkardığımız için kutlanmamız gerekirken, kitabı toplatıp, hakkımızda DGM’de dava yetmemiş olacak ki, bir de Beyoğlu 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde, hem de beş kez tatbik edilmek üzere 159. maddeden davalar açıldı ve yayıncım Ahmet Önal hakkında 27 yılı aşkın ağır hapis cezası istendi… Çünkü kitap devletin en tepesinden aşağıya doğru, tüm derin ve kirli ilişkilerini bir “itirafname” ile açıklamakta ve sarsmaktaydı...”
İsveç’te sürgünde Kürt Yazarı Mahmut Baksi bir yandan kanser hastalığı ile boğuşurken bir yandan da, basının ve aydınların duyarsızlığı karşısında bir çığlık koyveriyordu:
“Türkiye’deki mevcut ulusal basın, altı aydan beridir kitabımın içeriğinden dolayı tabii tutulduğumuz baskılar, yayıncımın tabi tutulduğu cezayı soruşturmalar, mahkemeler ve en önemlisi kitabın sarsıcı ve bu boyutta ilk yapılan açıklamaları içeren olaylardan imtina ederek bahsetmemektedirler. Bu Türkiye’deki basınının durumunu ve nerede durduğunu ele vermektedir. Hakkımızda 27 yıllık hapis istemi ile dava açıp yargılanmamız bırakalım sağ basını, demokratik ve sol basından da ses yok. (Yeni Şafak gazetesinden Koray Düzgüren ve Fehmi Koru dışında). Güvendiğimiz bazı gazeteler bile olayı bir paragraf ile geçirivermişler. Oysa ki çoğu Türkiyeli yazarların aldığı –ki onların düşüncelerinden dolayı yargılanmasını da kınayarak belirtelim ki- cezalar bile bu gazetelerde manşet olabiliyor. Ama bize gelince herkes sus, pus! Halbuki, kitabın içeriği, karanlık cephede yaratacağı sarsıntı ve bunun sonucu olarak kitaptaki açıklamaları suç isnadı kabul ederek adaleti temiz toplum yaratmak üzere işletmek gerekirliliği teşvik etmek için bu fırsatı değerlendirmek bu kadar kapımıza gelmişken, bu durumu pas geçmek demokratik mücadeleyi, aydın tutumunu pas geçmek ile özdeş durmaktır… Düşünceye ve düşünceyi her türlü yolla yaymaya özgürlük isteyenler, bunu sadece kendi tekellerinde tutmakta kararlılar herhalde. Yani bazı düşüncelere ve kendi düşüncelerini yaymaya özgürlük! Bu nasıl özgürlük anlayışı, hayret doğrusu! … Ben kendimden ziyade Yayınevi Sahibi Ahmet Önal’a üzülüyorum. Pêrî Yayınları bugüne kadar -çoğu Kürt yayınevi de dahil – basmaktan kaçındığı ve ya korktuğu kitapları arka arkaya yayımladı ve bu yüzden yirmiyi aşkın davadan yargılandı, baskılara uğradı, cezalar aldı ve bu durum daha da devam ediyor. Yayınevi bu yünden de çökertilerek susturulmaya, yani yok edilmeye çalışılıyor. Ama kimseden çıt yok!”
Ve ömrünün son 6 ayında sürgündeki Kürt Yazarı Baksi ve yayıncısı, bir de “Her Kuş Kendi Sürüsüyle Uçar!” adlı kitaptan dolayı yargılanmaya başladılar:
“Düşüncelerimden dolayı yayıncılarım baskı görür, cezalar alırlarsa, ben de buna dayanamayarak bu kanser illetimle sokağa çıkacağım! TC’yi ve bu tutumdaki mahkemelerini protesto edeceğim! Geleceğimiz kararmasın diye! Sizlere lütfen diyorum! Lütfen biraz duyarlı olun! Özgürlük hepimize lazım!” (13.06.2000).
Ahmet Önal, “Mahmut Baksi’nin çırpınışlarının, o hasta hali ile yaptıklarının hatırlatılması son derece önemli” diyor.
Toplumumuz gerçekten amnezya’dan (unutma hastalığı) muzdarip.
Mahmut Baksi’nin anısına saygıyla.
RAGIP ZARAKOLU
ÖNCEKİ HABER

Arama Savaşları!

SONRAKİ HABER

Sağlık Bakanlığı Antep İl Müdürlüğü Antep'deki bebek ölümlerini gizledi

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa