EKONOMİ VE POLİTİKA

EKONOMİ VE POLİTİKA

  • Geniş toplum kümeleri soyut düşünce kapasite zayıflığı ve olasılıkları dikkate alamama özelliğinden muzdariptir.


    Geniş toplum kümeleri soyut düşünce kapasite zayıflığı ve olasılıkları dikkate alamama özelliğinden muzdariptir. Kapitalizmin çelişkilerini perdeleyerek, gelişmesine ve zaman kazanmasına hizmet eden soyut düşünememe ve olasılıkları dikkate almama özellikleri toplumların tarihsel deneyimleri gerçekçi olarak yorumlamasını ve bu deneyimlerden ders alınmasını engellemektedir. Sosyal devlet politikalarını bir nimet olarak görmüş olan kapitalist yığınlar, günümüzden geriye baktığında, bu tür politikaların nasıl bir kapitalist yutturmaca olduğunu büyük bir acı ile görmektedir.
    Ne hazindir ki, günümüzde sermayenin emeğe haşin saldırısı karşısında, geçmiş politikalar hâlâ yeterince değerlendirilemediğinden olmalı ki, emekçi kesim tarafından “kazanılmış hakların(?) geri alınması mücadelesi” sloganı yükseltilebilmektedir! Oysa, tarihin bir kesitinde uygulanmış olan sosyal devlet politikalarının, emekçilerin mücadeleleri yadsınmadan, sermaye karşıtlığı bilincin köreltilmesi ve piyasaların genişletilmesinden başka bir amacı yoktu. Günümüz koşullarında, sermayeyi ürkütecek biçimde sermaye karşıtlığı söz konusu olmadığı gibi, küreselleşme politikası ile piyasaların genişletilmesi sorunu da şimdilik rafa kaldırılmış bulunmaktadır. O nedenle, günümüzde sermaye kesiminin sosyal politikalara gereksinimi olmadığı gibi, buna ayıracak kaynağa da eskisi kadar sahip bulunmamaktadır. Bu nedenle varolan koşullarda sosyal devlet politikaları saf bir hayalden ibarettir!
    Emekçi örgütleri sermaye karşısında emekçilerin haklarını savunurken, sermayenin siyasal alandaki ajanı olan kapitalist siyasal örgütlerle dirsek teması içinde olması hiçbir gerekçe ile açıklanamaz. Ancak, sendikalara ve, maalesef, emekçilere öğretilen ezbere göre, sendika bir siyaset örgütü olmayıp, emekçilerin hakkını koruyan yapılanmalardır! Oysa, emeğin sermayeye karşı mücadelesi özde siyasi bir mücadele olarak kabul edilmeyip, sendikal yapıların kapitalist siyasal çevrelerle yakın temasta bulunması, olması gereken siyasete terstir ve bu yolla emekçilerin haklarının korunması söz konusu olamaz!
    Sendikal yapıların hükümete ve kapitalist siyaset yapılarına karşı açıkça siyasal mücadele yürütmesi ve emekçi kesimleri bu yönde bilinçlendirmesi gerekmektedir. Emekçi örgütleri eğitim çalışmalarını teknik boyuttan öteye çekerek, “emek-sermaye çatışması” ya da “Kapitalist devletin özelliği” veya “Emek sömürüsü ve artık değer” vb gibi siyasi konulara taşımadığı sürece, emekçilerin mücadele bilinci küt kalmaya mahkumdur. Aksi halde, günümüzdeki direnişlerde görüldüğü üzere, emekçi mücadelesi salt işini koruma ve ücret konuları ile sınırlı kalır. Emekçiler haklı direnişleri ile bugünkü mücadeleyi kazansalar dahi uzun dönemde hiçbir şey kazanmış olmazlar. Bu durum, kapitalizmin altın çağı olarak nitelenen sosyal devlet politikalarının uygulandığı dönemden, günümüzdeki hakların geri alındığı döneme geçişe benzer!
    SEKA direnişi özelleştirmeler halkasında çok önemli bir kırılma noktası idi. Direniş kırıldıktan sonra anlaşıldı ki, coşkulu emekçilerin bir bölümü kapitalist siyasal yapıya oy vermişler. O siyasal yapı ise 4-c maddesi ile kandırdığı emekçileri kapı dışarı etmede bir beis görmemiştir.
    Günlerdir devam eden itfaiyeciler ve TEKEL emekçileri direnişi de siyasilerin duymazlıktan geldiği, ancak çok haklı bir eylemdir. Bu arkadaşlar da dönüp geriye baktıklarında, belki de, siyasal tercihlerini ne yönde kullanmış olduklarını acı bir tebessümle hatırlayacaklardır. Bu durum karşısında insanın bir yanı acı çekiyor, bir yanı ile de, “Be kardeşim neye hizmet ettiğini nasıl oldu da hiç aklına getirmedin” diyesi geliyor!
    “Hak verilmez, alınır” saçma sloganının dillere pelesenk edildiği sömürgeci ve haklar üzerine oturan bir sistemde geçici hak mücadeleleri ve geçici hak alımları uzun dönemde emekçilere hiçbir kazanım sağlamaz. Hal böyle olunca, emekçi örgütlerinin erdemli davranarak, sermaye kesiminin ajanı rolündeki kapitalist siyasal örgütlerle işbirliği içine girmemeleri, “Sendikal faaliyet başka, siyaset başka” saçmalığına prim vermemeleri ve kitlelerini anlamlı siyasal tercih yapmaya yöneltmeleri gerekmektedir. Emekçi direnişlerinin özünde bu doku olmadıkça, hiçbir mücadele anlamlı bir değer ifade etmez!
    İZZETTİN ÖNDER
    www.evrensel.net