13 Ocak 2010 05:00

UZUN MESAFE

Kendimi bildim bileli içeriği değişse de içinde “hava sahası” geçen her haber militarist çağrışımlarla yüklüdür.

Paylaş

Kendimi bildim bileli içeriği değişse de içinde “hava sahası” geçen her haber militarist çağrışımlarla yüklüdür. Misal Ege hava sahası, 12 mil, Irak, 36 paralel vd. İlk kez sivil bir hava sahamız olacaktı ki üslup aşırı baskıcı ve kimi zaman “onur kırıcı” bir hale dönüştü.
Sanırım anlamışsınızdır; bugün yeniden dumansız hava sahasından söz edeceğiz. Tiryakilerince kapalı ortamlarda sigara içme yasağı olarak da anılıyor. Öte yandan yasanın faşizan olduğunu iddia edenler de var. Yasaklar kişilere özgü çıkarılsa da gündelik hayata her müdahale yaşam tarzı değişikliklerini de dayatıyor. Misal sigara yasağından sonra sokaklar daha bir güzelleşti desem? Gecenin ayazında kahvehane ve lokanta önleri daha bir şen, daha bir kalabalık. Hemen bir soluk ötesinde ise sokağa nefes veren Tekel işçileri!
Bir yandan yüzyılın kötücül sektörü sigara, öte yandan emek mücadelesi veren Tekel işçileri. Bir yandan açlık sınırında yaşam dayatılan Tekel işçisi, beride tiryakiliğinin yasal sorumlusu ve yakın zamanların tek sigara tekeli devletin zam kıskacında umarsız kalan yoksul sigara tüketicileri…
Bir yandan dumansız hava sahasını eski TV filmlerine sanal dumanla taşıyan ahlakçı yasa, beri yandan yurdun her yanından gelen ayan beyan linç görüntüleri! Bir yanda sigara sahnelerini buzlamadan veren televizyon kanallarına ellişer bin lira para cezası, beri yanda yüzleri ayan beyan ortada cezasızlık sendromunun bir bileni profaşist güruh!
Bir yandan kapalı alanda dumansız hava sahası beri yandan hastaneler dahil meskun mahalde devlete zimmetli biber gazı!
Bir yandan pasif sigara içiciliğine yüreği dayanmayan resmi otorite, beri yandan koca bir ülkeyi pasif linç izler kılan irade!
Yasa koyucuya bir çift sözümüz olmalı. Sigara yasağı ile kalbimizi korumuş olabilirler ama ya yüreğimiz? Linç girişimleri ve ona hoşgörülü resmi söylem yüreğimizi burkuyor. Yürek burkulması en az sigara kadar risk yaratır kalp krizleri için. Kalp ve damar hastalıklarında beş ana risk faktöründen birisi sigara olabilir ama daha da etkilisi stres faktörüdür. Dünya Sağlık Örgütü’nün de işaret ettiği gibi sağlık salt bedensel ve ruhsal iyilik hali olmayıp aynı zamanda sosyal iyilik halidir. Oysa, linç girişimleri dahil her faşizan süreç sosyal iyilik halinin katilidir. Öyleyse alın katilinizi verin yüreğimizi. Eğer katili “vatandaş” ayarında sokakta tutacaksanız bizler de kapalı ortamlara ve dahi koroner anjio odalarına sigaralarımızla girmeye başlayacağız.
Sigara yasağını dahi hastalık yapıcı özelliği nedeni ile maliyet etkinlik hesapları üzerinden yapanlara duyurulur.
Sigara yasağı:
Para mı sağlık mı?
Herkesin kendince bir vatandaş duyarlılığı gelişti. Misal; kimileri her linç girişiminden sonra suçluları “vatandaş” diye anarken kimileri de “vatandaş” duyarlılığını akçe üzerinden millet meclisine kadar taşıdı.
Geçen ay birileri Edirne’de, İzmir Hatay’da linççileri “vatandaş” olarak kucaklarken birileri de Tütün Mamullerinin Zararlarının Önlenmesine Dair Kanunu yani sigara yasağından zarar gördüğü iddia olunan kahvehane, lokanta vb yerlerin sahiplerini kucakladı. Sözün özü iki CHP milletvekili verdikleri yasa teklifi ile kapalı mekanlarda sigara içme yasağını delmeyi denediler. Doğallığında sigaradan sağlığı zarar gören vatandaş ile sigara içilmemesinden cebi zarar eden vatandaş bir ton olarak yasa önerisinde yan yana duruyor.
Bu gelişme üzerine geçen hafta aralarında TTB, Halk Sağlığı Uzmanları Derneği ve Toraks Derneği bir araya gelerek Sigara ve Sağlık Ulusal komitesi adına ortak bir basın açıklaması yaptılar. İsterseniz onlara kulak verelim: “Öncelikle tütünle ilgili yasa bir halk sağlığı yasasıdır ve hiçbir ekonomik gerekçe sağlığın önüne geçemez. Yüz bin vatandaşımızın sigara nedeniyle öldüğü, kapalı alanlarda sigara yasaklarının tüketimi % 25 azalttığı, hiç bir havalandırma sisteminin sigara içinde kanser yapıcı tanecikleri arındırmadığı, sigara dumanına maruz kalanlarda kanser riski ve kalp krizi riskinin % 25 oranında arttığı gerçekleri, yıllardan beri uluslararası sağlık otoriteleri, ülkemizin bilim insanları ve komitemizin bileşeni olan kuruluşlar tarafından kamuoyuna yansıtılmıştır. Bu gerçekler, yukarıda belirtilen yasa tekliflerinde ele alınan tüm savları geçersiz kılmaktadır.
Konunun ekonomik boyutuna gelince, sigara içerek artık tamamı uluslararası tütün devlerinin elinde olan ülkemiz tütün pazarına yılda 20 milyar dolar ödenmektedir. Her yıl sigaraya bağlı hastalıkların tedavisi için 30 milyar dolar sağlık harcaması yapılmaktadır. Kısacası, sigara alışkanlığı ve yarattığı sağlık sonuçları için yılda 50 milyar dolar yok olup gitmektedir.
Merkez Bankası ve Maliye Bakanlığı’ndan elde edilen güncel veriler, ikram işletmelerinin zarar ettiğini öne sürerek yasada değişiklik önerisi veren Şevket Köse’yi ve Algan Hacaloğlu’nu tekzip etmektedir. Ayrıca ikram endüstrisinde yasal önlemler diğer sektörlere göre bir buçuk yıl geç başlatılmış ve uyum çalışmaları yapılması için yeterli süre tanınmıştır.”
Doğru söze ne denir?

...

Tam Gün Yasası mı dediniz?
Bugün “tam gün yasa” tasarısının TBMM genel kuruluna inmesi bekleniyor. AKP’nin son illüzyonlarından birisi bu yasa taslağı. Sanırım on yıllardır sağlıkta tam günü savunan ve TTB’nin bu yasa taslağına karşı çıkması kafanızı karıştırmıştır. Oysa TTB’nin kafası karışık değil. Bu yasaya salt hekimler üzerinden değil toplum sağlığına olası olumsuz etkileri üzerinden de karşı çıkıyor. İsterseniz hekim meslek örgütüne kulak verelim:
“TBMM gündeminde olan, kamuoyunda ‘Tam Gün’ ve ‘Kamu Hastane Birlikleri”’olarak bilinen yasa tasarıları, ne halkımıza ne de hekimlere olumlu bir kazanım getirmektedir. Aksine, bu tasarıların yasalaşması durumunda, Bakanlığa bağlı Eğitim ve Araştırma Hastaneleri ile Tıp Fakülteleri Hastaneleri başta olmak üzere, sağlık ortamında telafisi mümkün olmayan sakıncalar doğacaktır:
- Hastane gelirlerinin artırılması temel hedef olurken, nitelikli hasta bakımı, eğitim ve araştırma bugünkünden daha da geri plana itilecek;
- Zor ve zaman harcanması gereken hastalardan uzak durularak, sadece “bakılan” hasta sayısının artırılmasına çalışılacak;
- Öğretim üyesinden sağlık ocağı hekimine tüm sağlık çalışanları, emekliliğe yansımayan düşük bir temel ücrete mahkum edilerek, daha fazla hasta bakıp daha fazla kazanç elde etmeye yönlendirilecektir.
Sonuç olarak da, verilen sağlık hizmeti her alanda giderek kötüleşecektir.
Aşağıda imzası olan tabip odaları ve uzmanlık dernekleri olarak, Hükümetten;
- Halkımızın sağlığına zararı olacak bu yasa tasarılarının geri çekilmesini;
- Hekimlerden taşeron işçilere, kamu-özel ayrımı olmaksızın bütün sağlık çalışanlarının, iş güvencesi başta olmak üzere, özlük haklarının kalıcı bir şekilde düzeltilmesini;
- Hekimlerimizin ve sağlık çalışanlarının, iyi ve nitelikli hizmet üretecekleri, işsizlik kaygısı duymayacakları ve emekliliklerinde geçinebilecekleri düzenlemelerin acilen yapılmasını talep ediyoruz.”
Bu eksende bir basın açıklaması düzenliyor TTB. Yüzü aşkın Tabip Odası ve tıpta uzmanlık derneği ile kimi emek örgütleri bugün saat 12.30’da Sağlık Bakanlığı önünde basın açıklaması için buluşacaklar.
DR.ZEKİ GÜL
ÖNCEKİ HABER

Kurban Küba'dan ödülle döndü

SONRAKİ HABER

İngiltere’de Avam Kamarasından sorumlu bakan istifa etti

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa