13 Ocak 2010 00:00

TEKEL işçilerinin direnişi sınıf mücadelesinin gösterdikleri

Yaklaşık bir aydır direnen TEKEL işçileri; direnişinizi selamlıyorum.

Paylaş

Yaklaşık bir aydır direnen TEKEL işçileri; direnişinizi selamlıyorum. Diyarbakır’dan, İzmir’den, Adana’dan, Bitlis’ten, Muş’tan, Manisa’dan çocuğuyla, yavuklusuyla, yol arkadaşıyla, mücadele arkadaşıyla sorunu kökten çözmek için yollara düşen yiğit TEKEL işçileri… Gemileri yaktınız, artık geriye dönüş yok. Mücadeleyi harlamamız gerekir, büyütmemiz gerekir. Türk-Kürt halkının gözü kulağı sizin vermiş olduğunuz onurlu mücadelenizde. Bu mücadeleyi kazanmak düne göre daha kolay ve acil çözülmesi gereken bir sorundur. Mücadeleyi kazanmanız emek ve demokrasi güçlerine moral olur. Kamu emekçilerinin 25 Kasım grevi ile moral bulan emek ve demokrasi güçleri sizin mücadelenizle zaferi kazanmanızla taçlandırır. Sendikal mücadelede tutulması gereken yolun da; direngen, militan ve mücadeleci bir tarz olması gerektiğidir.
Kürt sorunun çözümü de yine emekçilerin tarzıyla çözülebilecek sorunlardan biridir. Sendikalarında, işyerlerinde, mahallelerinde, kahvehanelerde, işçi servislerinde vb. kısaca günlük hayatın her alanında konuşmalı ve çözüm üretmelidir. Hem de daha bir cesurca savunmalı.
KESK ve Kamu-Sen; üyelerinin açığa alınmasında gerekli ve yeterli desteği sunmamıştır. Ancak KESK’e bağlı BTS ve Kamu-Sen’e bağlı Türk Ulaşım-Sen, bakanlık ve idarenin baskılarına boyun eğmeyerek mücadeleyi sürdüreceklerini açıklamıştı. Eğer demiryolcular militan bir tutumla haklarını savunmasaydı, bu 46 kamu emekçisini, en azından şimdilik kimse görevine döndüremezdi. Demiryolcuların başarısı, bugünlerde Ankara’da, Türk-İş’in önünde direnişini sürdüren 12 bin TEKEL işçisi için bir örnektir ve mücadele ederlerse haklarını alabileceklerini göstermektedir.
Dünya ölçeğinde süren ekonomik krizin işçi sınıfına ve emekçilere karşı yeni saldırılar anlamına geldiği, her ülkedeki burjuva hükümetlerinin bunu fırsata dönüştürdükleri, sermaye sahiplerinin hükümetlerin desteklerini arkalarına alarak pervasızca saldırdıkları, buna karşı birleşik ve aynı zamanda dayanışmacı bir mücadelenin geliştirilmesi gerekir. Bugün yapılması gereken kitleye kulak vermek gerekir. Tabanın sesini dinlemek ve üretimden gelen gücü göstermek gerektiğidir.
İşçilerin de bir tarihi vardır. Bizim mücadelemizle oluşan bu tarih nasıl kazanacağımızı da gösteriyor.
“Ekmeği Taştan” romanında olduğu gibi… 1936’da Fransa’sında greve çıkan işçilerin; çocuklarının, halkın ve esnafın vermiş olduğu destek çok önemlidir. “Karşı komşunun getirdiği mektubu alarak okumaya başlıyor. Bu mektubun annelerinden geldiğini öğreniyorlar. Evde yalnız başına kalan iki kardeş, greve annelerinin yanına azık götürmeye çalışıyorlar. Gelen mektubu komşusu Mimili yüksek sesle okuyor:
“Fabrikamızın grevde olduğunu, yeni bir emre kadar eve dönmeyeceğimi bildiririm. Sonuç olarak, merak etmemenizi ve bana yiyecek bir şeyler getirmek için elinizden geleni yapmanızı rica ederim.” Sonuna doğru da: “Yavrularım, uslu olmanız gerekiyor.” Komşularından çocuklarına iyi bakmalarını istiyor. 8 ve 11 yaşlarında olan iki erkek kardeş işe koyulurlar. İlk önce dolaptaki dünden kalan yemekleri çıkardılar. Yemek sepetini hazırladılar. Zeytinyağlı fasulye, bir parça et, birazcık peynir ve çörek… Hazırlık bitince çocuklar sokağa çıkarlar. Büyük olanı, erzak torbasını taşıyordu.
- Banglot’ye nasıl gideceğiz, dedi Riri, otobüse binmek gerek!
- Hangi parayla? Bakkala, fırına benzemez otobüs, borca vermez! Yayalara sorarak annelerine azık götürmeye çalışıyorlar. Sonra da taksi durağındaki taksiciye başvurmaya başladılar. Sudan sorular sordu onlara. Küçük oğlan ağzından kaçırdı. “Fabrika işgalindeki annemize yemek götürüyoruz” hayretlere düşen sürücü, çocukların evde yalnız kaldıklarını, zira babalarının da çalıştığı fabrikayı işgal eyleminde olduğu haberini ağızlarından aldı.
- Çok iyi, yaptığınız şey çok çok iyi yavrularım. Haydi, sizi bu durumda ben götüreceğim oraya.
Çocukları kısa sürede annelerinin direnişte olduğu fabrikanın önüne götürdü. Çocuklar zili çaldılar. Grev gözcüleri arasında bir şaşkınlık yarattı orada görünmeleri. Hep beraber direnişe durdular.
İşçilerin birbiriyle dayanışmaları çok önemlidir. Bugün Ankara Sakarya Caddesi’ndeki esnafın, siyasi partilerin, sendikacıların direnişteki TEKEL işçileriyle dayanışma içinde olması ve halkın yoğun ilgi göstermesi bu direnişin ve mücadelenin yenilmez olduğunu, devam etmesinin ve başarılı olmasının da sinyallerini vermektedir. 23 Aralık 2009 tarihinde sekiz aydır Başkanlar Kurulu’nu toplayamayan Türk-İş; Başkanlar Kurulu’nu direnişin gölgesinde topladı. Dışarıda da direnişçi işçilerin yükselen “Türk-İş uyuma Genel greve”, “Genel Grev Genel Direniş” şiarlarıyla salon çınladı. Ancak dağ fare doğurdu. Çıkan karar tatmin edici bir karar değildi. Haftada birer gün 1’er saat iş bırakma. Her hafta 1’er saat artırarak iş bırakma. Bugün alınması gereken eylem kararı işçilerin ve kamu emekçilerin de savunduğu “Genel grev genel direniş”ti. Ancak reformist, uzlaşmazcı ve diyalogcu bir sendikal anlayışa sahip olan Türk-İş böyle bir kararı almakta zorlanıyordu.
Demokratik açılımdan bahseden AKP Hükümeti bir yandan DTP’yi kapatıyor bir yandan da parti yöneticileri ve halkın oylarıyla seçilen yerel yöneticilere baskın yaparak tek tek evlerinden, işyerlerinden bürolarından gece baskınları ile gözaltına almakta ve tutuklamaktadır. Kürt illerinde baskılar olağan hali aratmıyor. ‘Açılım’ olarak adlandırılan politika, nasıl Kürt halkının bugüne kadar verdiği mücadelenin sonucu olarak, artık geleneksel inkarcı politikaların sürdürülemezliğinin görülmesine dayanıyorsa, bugün; “nasıl bir çözüm” sorusunun da cevabı da, Kürt halkı ile emek ve demokrasi güçlerinin yürüteceği mücadele tarafından verilecektir. Bu nedenle, günün temel ihtiyacı, işçi ve emekçilerin genel olarak kendi sınıf çıkarları doğrultusunda hareketlenmesinin yanında ve ötesinde Kürtlere yönelik eşitsizliklerin kaldırılmasının Türkler tarafından kabul görüp istenmesi, Türk işçi ve emekçilerinde yarattığı hassasiyetleri göz önünde bulundurarak, ırkçı milliyetçiliğin kötürümleştirici etkisine karşı mücadeledir.
ORHAN ALICI Eğitim Sen Adana İş Yeri Temsilcisi
ÖNCEKİ HABER

Vakıf Gureba Hastanesi’nin tasfiye öyküsü!

SONRAKİ HABER

Şeker fabrikası arazisine villa yapmışlar

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa