Avrupa işçileri için uyarı

Avrupa işçileri için uyarı

AlmanOyun Yazarı Bertolt Brecht, Şiddet Üzerine adlı şiirinde şöyle diyor...

AlmanOyun Yazarı Bertolt Brecht, Şiddet Üzerine adlı şiirinde şöyle diyor: “Şiddetli denir asi ırmağa ama kimse şiddetli demez onu sıkıştıran yatağına.” Yunanistan’da son dönemde yaşanan protestolar ve çatışmalar ışığında dere yatağının geçen yıl boyunca epeyce daraldığı aşikar. Öğrencilerin sokak protestolarına çıktığı geçen yılın aralık ayından bu yana gençlerin hayat koşulları ve gelecek beklentileri kötüleşti.Ekonomik krizin yaşandığı şu dönemde dünyanın yönetici seçkinleri ayrıcalıklarını korumaya çalışırken 10 binden fazla silahlı polisin geçen Pazar Atina’daki gösterileri bastırmak için toplanması bir gaddarlık gösterisidir. Bu açıdan Yunanistan’daki olaylar Avrupa’da ve uluslararası alanda sınıf bilincini taşıyan işçiler için büyük önem taşımaktadır.Avrupa Birliği, ekonomik iflasla karşı karşıya olan Yunanistan’ın politik hayatına müdahale ederek katı bir tasarruf politikası dayattı. Brüksel’in yetkilendirdiği Avrupa Birliği görevlileri; Yunanistan hükümetini belli bir süre için bütçe kontrolünü kaldırması ve temel demokratik hakları kısıtlaması için sıkıştırıyor.Bunun bir parçası olarak sosyal demokrat PASOK hükümeti işçilere ve gençlere karşı gösterilen büyük gaddarlık da dahil Brüksel kaynaklı tüm talepleri yerine getirme sözü verdi. Bunu yaparken, PASOK sendikalara güveniyor ve sol diye adlandırılan partiler tarafından doğrudan veya dolaylı olarak destekleniyor.Yunanistan’daki son gelişmeler, Avrupa’nın geriye kalanının gündeminde neyin olduğunun da göstergesi. Avrupa’nın mali seçkinleri AB kurumlarını kullanarak belli ülkelerin politikalarını belirliyor, demokratik hakları engelliyor ve krizin tüm yükünü halka yüklüyor.KREDİ NOTU DÜŞTÜ, ÜLKE İFLASIN EŞİĞİNDEÖzellikle Yunanistan doğrudan dış yatırıma bağımlı olduğundan uluslararası ekonomik krizden büyük bir darbe aldı. Ülkenin borçlanma miktarı rekor seviyeye ulaşırken şimdi avronun istikrarını bozmasından korkuluyor. Başbakan Papandreu’nun bu yıl bütçe açığının GSMH’nin toplamda yüzde 12.7’si olacağını açıklamasının ardından önde gelen kredilendirme şirketleri Yunanistan’ın kredi notunu aşağıya çekti. Fitch ülkeyi A-’den BBB+’ya düşürdü. Böylece Yunanistan’ın faiz ödemeleri artacak.Bazı hesaplamalara göre 2010 yılında kamu borcu, sırf yükselen faizler yüzünden GSMH’nin yüzde 125’i oranında artacak. Bu koşullar altında bütün ülkenin ekonomik iflasa sürüklenmesi mümkün. Yunanlı seçkinlerin açgözlülüğü yüzünden bu keyfiyet daha da şiddetlendi. Bu iltimas ve yolsuzluk cümbüşünde ülkenin iki ana partisi; sosyal demokrat PASOK ve muhafazakar Yeni Demokrasi Partisi devlet girişimlerini özelleştirerek milyarları seçkinlere sundu. Uluslararası Saydamlık Örgütü’nün yolsuzluk endeksine göre Yunanistan, AB’deki devletler arasında Polonya’dan sonra ikinci sırada.Önceki ekonomik krizde Yunanistan halkının geniş bir kısmı zaten zarar görmüştü. 2007’de nüfusun beşte biri yıllık 4 bin avro olan yoksulluk sınırının altında yaşıyordu. Günümüzde mezunların yaklaşık yüzde yirmisi iş bulamıyor. Devlet, GSMH’nin yalnızca 2.5’ini eğitime ayırıyor. Şimdi ülkenin onca borç yükü işçi giderlerinden kesiliyor. Yunanistan’ın “yozlaşmış” yönetici seçkinleri Brüksel’in talep ettiği ekonomik kıstasları yerine getirmekten oldukça uzaklar ve şimdi AB, devlet maliyesini doğrudan kontrol altına almaya karar verdi. Bunu, Avrupa’nın belli başlı bankaları ve uluslararası finans aristokrasisi ile yakın işbirliği kurarak yapıyorlar.AB’NİN EKONOMİK BASKISI ARTIYORBaşbakan Papandreu, amacının, ülkenin maaş bütçesinde büyük kesintiler yaparak ve kamu hizmetinde çalışan işçilerin aylığını yüzde 9.1 düşürerek 2010’da bütçe açığını azaltmak olduğunu söylese de AB’nin daha kapsamlı bir kesinti planladığının bir dizi göstergesi var.Geçen bahar, Yunanistan’ın yüksek bütçe açığı olduğunu ortaya çıkaran AB Maliye Bakanlar Konseyi, Yunan hükümeti üzerindeki baskısını sistematik olarak artırıyor. Gelecek yılın ocak ayında Yunanistan Maliye Bakanı Giorgos Papakonstantinou, ülkenin ekonomik entegrasyonu için Brüksel komisyonuna detaylı bir plan sunmak zorunda. Yunanistan’ın durumu 17 Ekim Avrupa Merkez Bankası görüşmesinin de gündeminde olacak. Avrupa Merkez Bankası, Yunanistan hükümetinin kredilerini borçlara karşılık depozito edip Yunan maliye kurumlarını yok sayarak devlet üzerindeki baskısını artırabilir.Bir dizi medya yorumu bu krizde AB’nin elini güçlendirmeye çalıştı. The Financial Times Deutschland: “AB, Brüksel’in dayattığı birlik rotasını koşulsuz kabul ettiği takdirde zor durumda olan üyesine destek vermek için hazır olduğunu bildirmelidir. Yunan devleti bütçe politikaları üzerindeki egemenliğinden bir süreliğine vazgeçmek zorunda kalacaktır. Eğer AB ve onun istikrarlı paktı hala güvenirliğini koruyorsa bu Yunanlılar için zor da olsa kesinlikle gereklidir.” Böylece Avrupa kurumları, mali seçkinlerin belirlediği bütçe politikalarının doğrudan sorumluluğunu almaya davet ediliyor. Seçilmiş hükümetler, demokrasi, nüfusun ihtiyaçlarının göz önünde bulundurulması gibi faktörler mali birliğin gidişatına engel oluyor. Yunanistan’ın borç krizindeki düzeni bütün Avrupalı işçiler için bir uyarıdır; yönetici seçkinler krizin tüm yükünü halka yüklemek için temel demokratik haklara el koymaya hazırlar.PASOK’UN İŞİ ZORYolsuzluklara ve skandallara adı karışan Kostas Karamanlis’in liderliğindeki muhafazakar Yeni Demokrasi hükümeti bir yıl önce gençlik ayaklanmalarıyla artan kamu muhalefetini önleyemedi. Geçen ekimde gerçekleştirilen seçimlerde yönetici seçkinler sosyal demokratların nüfusu daha iyi kontrol edecekleri umuduyla PASOK’un iktidara gelmesini istiyorlardı.Ancak PASOK bunu tek başına yapabilecek güce sahip değil. Parti yaklaşık otuz yıllık hükümeti boyunca aynı zamanda güvenirliliğini de kaybetmişti. PASOK’ un Yunanistan Komünist Partisi (KKE), Yeşiller, Radikal Sol gibi çeşitli “sol” grupların desteğine ihtiyacı var. Onların işi, yıpranmış PASOK aygıtlarına yeni bir soluk kazandırmak. Son seçim kampanyalarında bu gruplar PASOK’u Yeni Demokrasi Partisi ile karşılaştırırken devamlı kötünün iyisi olarak gösterdiler; hatta bir koalisyon hükümeti kurmaya hazır olduklarını bildirdiler.Papandreu hükümeti, ülkenin iki büyük sendika konfederasyonu -GSSE ve ADEDY- tarafından desteklendi. Bu sendikaların her ikisi de sosyal kesintilere ve bunların fabrikalarda uygulanmasını desteklemeye hazırlandılar. Bu sendikaların Yunanlı işçilere ihanet konusunda köklü bir geçmişleri var ve hükümetler sosyal yardımda kesinti dayattıkça kamuya ait fabrikaların özelleştirilmesini sıklıkla destekliyorlar. Devletin sosyal ve demokratik hakları kısıtlamadaki kararlılığı son gösterilerde oldukça belirgindi. Polise sıfır tolerans göstermesi yönünde talimat verildi ve geçen pazardan beri en az 784 gösterici tutuklandı.Ancak Yunanistan’daki işçiler ve gençler sadece Yunan devlet seçkinlerine karşı değil aynı zamanda AB kurumlarına ve Avrupalı mali seçkinlere karşı da mücadele etmek zorundalar. Yunanistan’da bunların çıkarları politik partiler, radikal gruplar ve sendikalar aracılığıyla temsil ediliyor. Bunların hepsi de herhangi bir direnişi kırma konusunda kararlılar. Kitle protestoları Yunanistan’daki sosyal çatışmayı artıracak kaynaklara sahip. Ancak kendi içlerinde herhangi bir çözüm önermiyorlar. Ne PASOK ne de Yeni Demokrasi Partisi mali seçkinlerin çıkarlarının savunulmasını durdurmak için gerçekleştirilen bu tip protestolarla bastırılabilir.Brüksel’den gelen emirlere ve birleşik sosyal ve politik saldırılara karşı mücadelede uygulanabilir tek görüş, Avrupa Birleşik Sosyalist Devletleri’ni kurabilmek için uluslararası düzeyde ve hepsinin ötesinde bir sosyalist programla ulusal sınırları aşarak bütün işçileri ortak mücadelede birleştirmektir.
Maius Heuser - World Socialist / Çeviren: Ilgın Kınık
www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.