20 Aralık 2009 05:00

Mavatar

Avatar öyle film mi böyle film mi; merak edenler gidip görecek. Şairin dediği gibi; gitsinler. Konumuz o değil.

Paylaş
Avatar öyle film mi böyle film mi; merak edenler gidip görecek. Şairin dediği gibi; gitsinler. Konumuz o değil. Filmdeki Kızılderililerden girip Irak’tan çıkan siyasi mesajlar da değil. O kadar yüzeysel mesajlar ki, insan her gün de bu konuda konuşamaz.Ama üç boyuttu, çekim tekniğiydi, görüntüdeki yeniliklerdi, bunlar nereye varır, ona bir bakalım.James Cameron, iddialı filmlere imza atan bir yönetmen. Seyircilere sorsan, belki tanıyan, takip eden çıkar, belki çıkmaz. Ama Hollywood sineması için bu adam, çok önemli bir adam. Titanik’i yönettiği için. Denebilir ki Titanik de film mi? Titanik’te çok bir numara olduğundan değil, ama nedir Titanik, dünya sinema tarihinin en çok izlenen filmidir.Bir duralım. Dünya sinema tarihinin en çok izlenen filmi. Artık, hiçbir film Titanik kadar çok izlenmiyor. Olmuyor. Tutmuyor. Çıkmıyor. Filmler o kadar uzun ve sıkıcı ve romantik ve ağlak ve arabesk olmadığı için mi? Yo, isteyen o dozda yapar, yapılır. Ama artık DVD icat oldu. İnternet yaygınlaştı. Evdeki televizyonlar büyüdü, kalitesi arttı. Yani, asıl, sinemayı evde izleyenler arttı. Belki sinema filmlerinin izlenilirliğini salonla ölçenler için, Titanik, her zaman bir başyapıt olarak kalacak.Salon sineması, çok zor durumda arkadaşlar.Çünkü, itiraf et, sen de salonda pek film izlemiyorsun. İnsanlar, filmleri evlerinde izliyorlar. DVD’de, televizyonda izliyorlar. Sinemaya, sosyal bir etkinlik olarak, seyrek olarak gidiyorlar. Gidiyoruz, gidiyorsunuz, gidiyorlar. Çünkü öteki alternatife göre daha pahalı, daha zor falan. İnsanlık hali, öyle olacak tabii.Üç boyuttu, IMAX’ti, bunlar henüz seyircide “Ne olursa olsun sinemaya gideyim” duygusu yaratacak teknolojiler değil. Atla deve değil yani. Yerli filmlerin sinema seyircisi sayısının yüksek olmasının bir nedeni de bu aslında. Çünkü onların DVD’si hemen bulunmuyor, beklemen gerekiyor. Sinemaya gitmek daha avantajlı. Yabancı filmler için, hele Amerikan filmleri için bu geçerli değil. Ondan sonra da, “Türkiye seyircisinden Hollywood’a tokat”. Yok öyle bir şey, o da salon seyircisi sayısıyla ilgili. Bu bir sorun mu? Sinemayı salonda izlemeyi fena halde sevenler için, uzak kalmak bir sorun olabilir. Ama onlar da istedikleri an o şansa sahipler aslında. Salonlar orada duruyor. Diğer taraftan, bir avantaj. Sinema tarihinin en çok izlenen filmi geride kalmış. Belki bir daha kimse o rakama ulaşamayacak. Peki bu daha az film izlendiği anlamına mı geliyor? Hiç alakası yok. Her akşam evlerde milyonlarca film izleniyor. Şunu da iddia ederim; bugün, şu an, dünya sinema tarihinin en çok film izlenen vaktidir. Yarın, daha da çok izlenecek. Varsın sizin salon sayaçlarınız daha düşük göstersin.Sorun, salon sinemasının sorunu. İşte Avatar mavatar, görüntüler şöyle güzel, böyle yeni bir dönem başladı, sinema şu gözlükle izlenir, bu koltukta oturarak seyredilir, filme buradan bakılır gibi raconlar o yüzden adamlar için çok önemli.Salon sineması lobisi de bu yüzden James Cameron’u piyasaya sürdü. Kurtarsa kurtarsa sinemayı bu kurtarır diye. Hollywood’un can çekişmesi bile sinemaya bir şey kaybettirmezdi ya, zaten o kadar vahim durumda değiller. Hiçbir şey olmaz bunlara. Biraz kârları azalmıştır o kadar. Salon sineması fanatikliği öyle bir şey ki, Avatar gibi film bile, kurtarıcı sayıldı. İşte o yüzden Avatar seyircisini destekliyorum. Bir gidilsin Avatar’a, görülsün, sonra bir daha bakalım sinemanın durumuna. Hayır, bir de sinema salonunu seven insanım. Ama bu bir ritüel değil ki. Sinemanın kendisi güzel. Nerede izleniyorsa izlensin.
Çağdaş Günerbüyük
ÖNCEKİ HABER

Asalet ve özgür ruh

SONRAKİ HABER

Dersim'de askeri aracın ezdiği 21 yaşındaki genç hayatını kaybetti

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa