10 Ocak 2010 00:00

GEL VE GÖR

Jonas Akerlund’un yönettiği, türü “dram, gerilim, gizem, korku, polisiye, suç” sözcükleriyle anlatılan bir film “Mahşerin Dört Atlısı” (The Horsemen).

Paylaş
Jonas Akerlund’un yönettiği, türü “dram, gerilim, gizem, korku, polisiye, suç” sözcükleriyle anlatılan bir film “Mahşerin Dört Atlısı” (The Horsemen). Dennis Quaid, Peter Stormare, Ziyi Zhang, Eric Balfour, Liam James ve Patrick Fugit filmin başlıca rollerini paylaşıyorlar. 2008 tarihini taşıyan Kanada-ABD ortak yapımı film, 2009 Mart’ında Türkiye’de de sinema izleyicisi ile buluşmuş.Efendim, hikayede eşini kaybetmiş ve çocuklarını ihmal eden bir polis var. Hani, kendini işine verip, sorunlarını unutmaya çalışan cinsten. Elbette, bir de seri cinayet hikayesi. “Dört atlı”nın işlediği, “dört cinayet”. Evet, kaynağını İncil’de bulan “Mahşerin Dört Atlısı” efsanesi üzerine kurulu cinayetler bunlar. Katil ya da katillerin cinayet mahallinde bıraktığı “Gel ve Gör” yazısı da bir İncil ayeti zaten. Bu seri cinayetlerin sayısı önceden belli, amacı da. Mesele, bu dört cinayeti işleyen dört atlıyı bulmakta.İsterseniz, efsanedeki dört atlıyı hatırlayalım hemen; “Aldatma ustası ve fethetmek için her şeyi yapmaya hazır, beklenmedik bir lider” olan Beyaz Atlı; “Masumiyeti alev alev bir öfkeyi gizleyen, insanları birbirine düşürme amacına sahip keskin zekâlı bir savaşçı” olan Kızıl Atlı; “Dengesiz ama daima bir adım ileride, insanları yönlendiren ve karanlık bir tiran” olan Kara Atlı ve “Ölümü bir cerrah titizliğiyle yaymaya kararlı, karşı konulmaz güce sahip” olan solgun Atlı. Daha bilinen tanımlarıyla veba, kıtlık, savaş ve ölüm… Hristiyan inanışında Mahşerin Dört Atlısı’nın, adları üzerinde kıyamet günü ortaya çıkacaklarına inanılır. Lider olan birinci atlıyı izleyen diğer üç atlının yeryüzünde felakete yol açacağına inanılır. İncil’de Beyaz Atlı, “Binicisinin yayı vardı. Kendisine bir taç verildi ve galip gelen biri olarak zafer kazanmaya çıktı”; Kızıl Atlı, “Binicisine dünyadan barışı kaldırma yetkisi verildi. Bunun sonucu olarak insanlar birbirlerini boğazlayacaklar. Atlıya ayrıca büyük bir kılıç verildi” cümleleriyle anlatılıyor. Binicisinin elinde bir terazi olan Siyah Atlı’nın ise “Bir ölçek buğday bir dinara, üç ölçek arpa bir dinara. Ama zeytinyağına, şaraba zarar verme!” dediği yazılı. “Ölüm”ün sürdüğü Solgun Atlı için ise şöyle deniyor: “Ölüler diyarı onun ardınca geliyordu. Bunlara kılıçla, kıtlıkla, salgın hastalıkla, yeryüzünün yabanıl hayvanlarıyla ölüm saçmak için yeryüzünün dörtte biri üzerinde yetki verildi”.Filme dönersek, “işkolik” baba ve “oğulları” arasındaki ilişki, bir nevi “sosyal mesaj” niteliği de taşıyor. “Gel ve gör” diyen İncil ayeti, öyküdeki düğüm noktasını oluştururken, “uzaklaşmış” anne babalara “Çocuklarını ve onların nasıl yaşadığını görme” çağrısından başka bir şey değil. Yani, “en azından üç beş yılda bir odalarına uğrayıp göz atın” diyor film. Gencecik çocukların nasıl katile dönüştüğünün, kendini ifade olanaklarından yoksun kaldıklarında nasıl bir şiddet sarmalına düştüklerinin de ipuçlarını sunuyor.Sevgisizliğin girdabına düşen gençlerin, kurtulmaya değil, bu sevgisizliğin kaynağına başka bir dille haykırmaya çalıştığı öykü, yazık ki çok güçlü işlenmemiş. Dave Callaham’ın senaryosu, örneğin benzer bir hikaye anlatan “Seven (Yedi)” filmi ile karşılaştırıldığında zayıf kalıyor. Sürprizi daha az; ipuçları sıklıkla ortalığa saçıldığında olay örgüsünün nasıl olacağını kestiriveriyorsunuz.“Yedi”de anlatılan yedi ölümcül günahı simgeleyen cinayetlerdeki olay örgüsü ve düşmeyen tempoyu, “Mahşerin Dört Atlısı”ndan beklerseniz hayal kırıklığı ihtimal dahilinde. Yine de keyifle izlenebilecek bir film “Mahşerin Dört Atlısı”.Özellikle mesaj vermeye çalışan seri katillerin peşine düşen dedektif öykülerini ve sınırları biraz zorlayan seri katil filmlerini seviyorsanız.
Mustafa Kara
ÖNCEKİ HABER

Tahkim Kurulu'nun gerekçesiz adaleti(!)

SONRAKİ HABER

UNISON Konferansı'nda Türkiye'deki baskılar konuşuldu

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa