Tahkim Kurulu

Tahkim Kurulu'nun gerekçesiz adaleti(!)

Sporda adaleti sağlama konusunda göz yaşartan(!) bir kararlılığa sahibiz. Bunun örneklerine de sıkça tanık oluyoruz.

Sporda adaleti sağlama konusunda göz yaşartan(!) bir kararlılığa sahibiz. Bunun örneklerine de sıkça tanık oluyoruz. Son örnek, Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü (GSGM) Tahkim Kurulu'ndan geldi. Kurul, Galatasaray Cafe Crown Basketbol Takımı'nın spor tarihine geçecek sahtekarlığını bir tür "afacan çocuk muzipliği" gibi algılamış olacak ki, daha önce verilen verilen bazı cezaları kaldırdı. Tabii fazla büyütmemek lazım böyle olayları. Alt tarafı, bir oyuncunun adı altında, başka bir oyuncu forma giyip mücadele etmiş. Kaldı ki bu sahtekarlığı organize eden antrenör Okan Çevik savunmasında, dizginlemekte zorlandığı milli duygularının etkisinde kaldığı için böyle bir işe kalkıştığını söylememiş miydi? Daha ne olsun artık?.. Bu memlekette işin içine milli duygular girince, neredeyse insanların linç edilmesi bile olağan karşılanmıyor mu?.. Milli duyguları galeyana gelmiş kişiler adeta bir çeşit dokunulmazlık statüsü kazanmış gibi muamele görmüyorlar mı? Ve ne halt ederlerse etsinler bu, yanlarına kâr kalmıyor mu?.. Spor alanında ise milli hassasiyetlerin hareket alanı çok daha geniş ve konforlu. Vatan, millet, bayrak dendi mi akan sular duruyor. Bu "sağlam" kalenin arkasına sığındıktan sonra her türlü rezillik ve çapulculuk serbest... KULÜPLERİN DUYARLILIĞI(!)Kulüplerin de, spor ahlakına, spor kültürüne, spor görgüsüne aykırı eylemler karşılığında aldıkları cezalar sonrasında sergiledikleri pişkinlik ve yüzsüzlük had safhada. Verilen cezalara itiraz etmek adeta bir refleks haline gelmiş durumda. Ne suçlu ya da sorumlu olduklarını ne de verilen cezaları kabul ediyorlar. Neredeyse suçüstü bile yakalansalar suçluyu ya da sorumluyu başka yerlerde arayacaklar. Oysa bu anlamda sorumluluk üstlenme, dolayısıyla sorgulama ve özeleştiri çok önemli. Aslında kirliliklerin üzerine ilk olarak kendilerinin gitmesi ve sorumluları en ağır şekilde cezalandırmaları gerekmez mi? Lafa gelince "fairplay", "adalet", "hak", "sportmenlik", "centilmenlik" gibi kavramları dillerinden eksik etmiyorlar ama uygulamada ne yazık ki çıkar kaygısına ve yüksek(!) sportif beklentilerine yenik düşüyorlar.Ülkenin batıya açılan penceresi olduğunu iddia eden Galatasaray Kulübü, 105 yıllık geçmişinde belki de en ağır yarasını alıyor ama camia olarak buna tepkisi son derece cılız. Tepkisizlik, insani ve sportif değerlerin ne kadar yozlaştığının göstergesi bir bakıma. Tarihinde silinmeyecek derecede iz bırakan gelişmelerin ardından derin bir iç hesaplaşma süreci başlatacakları yerde verilen cezalara itiraz edip olayları ört bas etmeye, geçiştirmeye, unutturmaya çalışıyorlar. Lekeyi temizlemektense, lekenin üzerini örtmek kolaylarına geliyor.BÜYÜKLERE CEZA YOKTahkim Kurulu, bu olayın ardından kulübe verilen '5 puan silme' cezasının yanı sıra başkan yardımcılığı, basketbol şube sorumluluğu ve yönetim kurulu üyeliği görevlerinden istifa eden Galatasaray Kulübü Yönetim Kurulu Üyesi Yiğit Şardan'a verilen 6 ay hak mahrumiyeti ve 10 bin TL para cezası ile genel menajer Ali Türsan'a verilen 6 ay hak mahrumiyeti ve 5 bin TL para cezasını da kaldırdı. Oyuncular Cemal Nalga ve Tufan Ersöz ile teknik ekibe verilen cezalar ise onandı. Ve böylece adalet sağlanmış oldu!.. Basketbol artık tertemiz(!).. İşin en tepesinde bulunan yani aslında en ağır cezayı alması gereken sorumlular, her zaman olduğu gibi yine işin içinden sıyrıldılar. Sahtekarlığın büyük sorumluları değil, piyonları cezalandırıldı... Oysa böyle bir durumda adalet ancak, Galatasaray'ın küme düşürülmesi ve basketbol şubesinde en üst düzeyde görev yapan yöneticilerin en ağır şekilde cezalandırılmasıyla sağlanabilirdi.Tabii böyle bir sahtekarlığı Galatasaray kadar lobi gücü olmayan başka bir takım yapsaydı, göreceği muamele kuşkusuz çok daha farklı olacaktı. Galatasaray'a verilen cezalara "gerekçe" bulamayan Tahkim Kurulu, o zaman kim bilir ne gerekçeler koyardı ortaya. Bütün bu gelişmelerin ardından basketbolda adalet olduğuna ve de çifte standart olmadığına kim inanır?Türkiye önümüzdeki ağustos, eylül aylarında 2010 Dünya Basketbol Şampiyonası'na ev sahipliği yapacak. Tüm dünyanın ilgisinin odaklanacağı böylesine önemli bir organizasyon öncesinde, bir basketbol skandalının hakkından gelinmesi(!) çok iyi oldu...
Mehmet Özyazanlar
www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.