HAYAT YAZILARI

HAYAT YAZILARI

  • Başbakan Erdoğan’ın Gazze’de yaşananlar dolayısı ile sergilediği tepki elbette desteği hak etmektedir.


    Başbakan Erdoğan’ın Gazze’de yaşananlar dolayısı ile sergilediği tepki elbette desteği hak etmektedir. Nitekim Erdoğan, Rusya dönüşü bu yöndeki tutumu dolayısı ile medyaya teşekkür etti.
    Zulüm, kim tarafından ve kime yönelik yapılırsa yapılsın karşı çıkılmalıdır. Birinin yaptığı zulüm başkasının yaptığı zulüm dolayısı ile meşrulaşamaz. Dünyanın başka yerlerinde ki baskı ve şiddet İsrail tarafından sergilenen politikalara gerekçe oluşturamaz.
    Mantığımızı, kıyaslamalarımızı tam tersine yürütmeliyiz. Gazze için gösterdiğimiz duyarlılığı Kabil için neden esirgediğimizi sorgulamalıyız. Hem medya, hem hükümet, hem muhalefet hem de sivil toplum için bu karşılaştırmalı analizi yapmak durumundayız. Elbette dünyanın her yerindeki sorunun kendine özgü koşulları vardır. Elbette Kabil, Gazze değildir.
    Ancak bu durum Kabil konusunda sessiz, tepkisiz kalmayı meşrulaştıramaz. Gazze’de yaşanan insanlık dramının nasıl vicdanlarımızı yaralayan, isyan ettiren boyutları varsa, Kabil’de yaşananların da kamu oyuna taşınmayı hak eden boyutları bulunmaktadır.
    Gazze için haklı olarak gösterilen ilginin, Kabil’de neden esirgendiği ile içtenlikle yüzleşmeliyiz. Kabil’de üstlendiğimiz rol bu yüzleşmeyi daha da zorunlu ve anlamlı kılmaktadır. Eğer sessizliğimiz bu konumumuzdan kaynaklanıyorsa açık bir çifte standart sergiliyoruz demektir. Bu durumda başka çifte standartçı tutumlar da beraberinde gelebilir demektir. İhlallere neden olan tarafla ilgili yaklaşımımızdan kaynaklı ikircikli tutumlar da kaçınılmaz olarak peşi sıra gelecektir.
    Kaldı ki Gazze sorunu ile karşılaştırıldığında Kabil’de uygulanan politikalar da fazlasıyla sorgulanmayı hak etmektedir. Taliban yönetiminden Afgan halkını kurtarmak dahil hiçbir gerekçe bu gün yaşananları haklı kılmaya yetmez. Uygulanan politikaların Afgan halkını kurtarıp kurtarmayacağı bir yana, Afganistan’da yer alan başta ABD olmak üzere “Kurtarıcı güçlerin nasıl kurtulacağı” sorusu bile ciddi biçimde cevapsız olarak önümüzde durmaktadır.
    Deyim yerinde ise “Terör örgütü ile görüşmek dahil” her şey göze alınmasına rağmen değil Kabil’i kurtarmak neredeyse Pakistan’ın bazı şehirleri Taliban güçlerinin eline geçmiş bulunmaktadır. Obama yönetimi iş başına gelirken bu durumun vahametine dikkat çeken söylemler dile getirmişti. Bu konuda ABD’nin Türkiye ve diğer müttefiklerinden beklentileri de hep ciddi sorun oluşturagelmiştir. Bu taleplerin yerine getirilemezliği yönündeki söylemler, gerek silahlı kuvvetler gerekse Cumhurbaşkanı tarafından defalarca dile getirilmiştir.
    Bütün bu tabloya rağmen şimdi yeniden dönüp sormak gerekmiyor mu ? Neden iktidar, muhalefet, medya yada sivil toplum Kabil’de yaşananlar karşısında bu denli sessiz kalmaktadır ? Sosyalistinden, İslami duyarlılık taşıyanına, milliyetçisinden, insan hakları savunucusuna kadar herkesin, hepimizin tepkisizliği suç ortaklığı anlamına gelmiyor mu?
    AyhanBilgen
    www.evrensel.net