16 Ocak 2010 00:00

İstanbul kültürün başkenti mi oluyor?

Bugün İstanbul'un 2010 Kültür Başkenti olmasıyla ilgili açılış etkinlikleri yapılıyor.

Paylaş

Bugün İstanbul'un 2010 Kültür Başkenti olmasıyla ilgili açılış etkinlikleri yapılıyor. Haliç Kongre Kültür Merkezi'nde 17.30'da başlayacak olan açılış etkinliklerinde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş ile Başbakan Recep Tayyip Erdoğan birer konuşma yapacaklar. Günün ağır toplarından biri de Tarkan. Tarkan Taksim Meydanı'nda sahne alacak. Etkinlikler ve havai fişek gösterileri Kadıköy, Beylikdüzü, Pendik ve Sultanahmet'te de devam edecek.
Uzun süredir hazırlıkları yapılan "2010 Kültür Başkenti" olma haline İstanbul tartışmalı girdi. 2007'de kurulan 2010 Ajansı, o günden bu yana kenti 2010'a hazırlamayı üstlenmişti. Kabul edilen proje sayısının 400 olduğu belirtiliyor. Ancak geçen yıl sundukları projeleri geriye çekerek sürece dahil olmak istemediklerini söyleyen isimler de oldu.
Ama asıl tartışma Kültür Başkenti kavramının küresel kentleşme ve geçtiğimiz yıl bir dizi yıkımla sürdürülen Kentsel Dönüşüm Projesiyle ilişkisinin sorgulanması ile ilgiliydi. Bu tartışmanın yıl boyunca sürmesi de bekleniyor.
Çünkü küresel kent kategorisine dahil edilen İstanbul'un aynı zamanda dünyanın finans hareketlerinin izlendiği, yönetildiği bir finans merkezi haline gelebilmesi için sermayeye cazip gelebilecek bir şekilde elden geçirilmesi gerekiyor. Bu ise onun kültür başkenti ilan edilmesiyle yakından ilgili. İstanbul'un dönüşümü '90'lı yılların başından beri gündemde. Önce yerel yönetimlerin merkezden sübvanse edilmesi durduruldu sonra belediye hizmetlerinin özelleştirilmesine olanaklar sağlandı ve müze gibi kültürel varlıkların yerel yönetimlere devriyle kamunun kontrolündeki kültürel kurumların özelleştirilmesinin de yolu açıldı. Bu, kentin kültürel ve tarihsel varlıklarının kâr amaçlı olarak yeniden elden geçirilmesi, bazılarının taşıdığı manevi değer hiçe sayılarak ortadan kaldırılması anlamına da geliyor. Geçen yıl Sulukule'nin yıkılması, AKM'nin içinde lokanta ve alışveriş merkezlerinin olacağı bir bina haline getirilmek istenmesi (Kültür insanlarının çabalarıyla süreç durduruldu), Haydarpaşa Garı'nın eğlence amaçlı olarak dönüşümden geçirilme çabası, Tarlabaşı Mahallesi'ne yıkım kararı çıkarılması, Emek Sineması'nın yıkılması vs. bu kapsamda girişimlerdi.
Finans merkezi olması öngörülen bir kentin kültürel bakımdan da dönüşüme uğratılması onun sermaye için cazip bir kent haline gelmesinin öngörülen şartlarından biri. Küresel kentler en fazla sermayeyi çekebilmek için başka dünya kentleriyle yarışırken cilalanıp ışıltılı bir görünüm kazanma eğilimindeler. Çünkü bu süreç aynı zamanda işi gücü parayla uğraşmak olan bir yeni nüfus grubunun içerden ve dışardan kentin merkezine doğru akacağı anlamına geliyor. Kentsel Dönüşüm Projesiyle merkezi yerlere yakın yerleşim bölgelerinden uzaklaştırılan emekçilerin boşalttıkları alanlara yerleşecek olan yeni nüfusun kültürel yeniden üretimi eski sakinlerinkine benzemiyor doğal olarak. Yeni bir eğlenme, konaklama, barınma ve turizm anlayışına göre kentin yeniden şekillendirilmesi bu ayrıntı göz önüne alınarak yapılıyor. Bütün bu kültürel dönüşüm de finans merkezi olacak bir kentin ihtiyacı kapsamında görülüyor.
2010'da kültür başkenti olacağı ilan edilen İstanbul'un hazırlığı için neredeyse küçük bir hazine harcandı. Projeler karşılığında verilen paralar da epey bir yekun tutuyor. Kültürün sürekliliğine ve kalıcılığına inanan sanatçılar bu projeci zihniyeti de eleştiriyorlar. Eşit bir mübadeleymiş gibi görünen alışverişin, projelerin mahiyetini belirleyecek biçimde bir sansür ve otosansüre yol açmasından endişeliler. Çünkü projeleri onaylayacak kurumların kültüre bakış açısı ve gündemleri sanatçının özgür ve bağımsız yaratısını engelleyebilir ve bunun önünü almak da kolay değil. Projeciliğin mevcut kültür ve sanat ortamını da dönüşüme uğratmaya, küreselleşmenin kültürel gündemini dayatarak tek tipleştirmeye yol açacağı endişesi sanatçılar arasında sıkça konuşulan konular arasında.
İstanbul, kültür başkenti olduğu yıla bir dizi soruya yanıt aranırken girdi. Sürecin kültür dünyasında hayli verimli tartışmalara zemin oluşturacağı şimdiden görülüyor.

Orhan Aydın (Tiyatro Sanatçısı)
Geçtiğimiz yıl bu vakitler kültür sanat alanlarının büyük bir bölümü hem Harbiye ve AKM yıkılmasın diye meydanlara çıkmıştık. Aynı tarihlerde kültür sanat alanlarının sorunlarının bu ülkede çözülmez hale geldiğini söylemiştik ve çözüm önerilerimizi sunmuştuk. Sistemin yürütücüleri ve Kültür Bakanlığı sorunlarınızı 2010 Avrupa Kültür Başkenti sürecinde çözeceğiz demişlerdi. Yeni bir adım attık bu kültür başkenti ajansıdır; 2010 boyunca yapılacak tüm etkinlikler bu ülkenin sanatçılarıyla yapılacak deniyordu. Oysa süreci birlikte yaşadık. Dağ fare doğurdu. Başta Egemen Bağış olmak üzere 6 bakana, valiye, belediye başkanına ve hükümete yakın cemaatlere işler havale edildiğini bir sürü ortak işler yapıldığını gördük. Ajans kurulduktan birkaç ay sonra istifalar yaşandı. Saptamalarımız karşılığını buldu bu da AKP’nin kurdurduğu bir ajans üzerinden İstanbul’un bir kültür başkenti organizasyonlarını yapamayacağını gösterdi. Çünkü sanata, sanatçıya düşman davrandı. Ajanstan bize bir proje gelmeyeceğini öngörüyorduk. Öyle de oldu.
İstanbul’un gerçek sahipleri zengin semtlerde oturanlar değil. Yoksulları gerçek sahipleri, emekçileri gerçek sahipleri. Taksim’in hemen dibinde büyük bir yoksulluk var. Hükümetin görmediği bu. Kültür başkenti üzerinden Tarlabaşı’ndan Balat’a kadar kentsel üleşme-bölüşme adı altında bu yerler peşkeş çekiliyor. Kültür başkenti diyerek buraları peşkeş çekiyorlar.
Bu ülkenin Başbakanı belediye başkanıyken tarihi surlara ne gerek var yıkalım demişti. Başbakan olunca da kültür sanat varlıklarına nasıl yaklaştığını da gösterdi. Tarihi Yarım Ada’da, Boğaz’da her yerde rant peşinde. Tarihsel dokuyu özel şirketlere peşkeş çekiyor. Yalnız İstanbul değil bütün bir Anadolu kültürel miras açısından çok kıymetli bir zemine sahip, ama ya sular altında kalıyor ya kazılar durdurulmuş durumda.

Orhan Kurtuldu (Tiyatro Sanatçısı)
Tabii ki İstanbul her zaman dünya başkenti bizim için. Fakat ona kültür başkenti diyebilmek için bu şehrin her bir tarafında kültür merkezlerinin olması gerekmez mi? Sadece AKM’ye sıkışmış bir kültür merkezi olur mu. AKM’ye bale salonu yerine lüks lokanta yapılmak istendi. Orada kongre turizmine hizmet edecek bir yapılanma isteniyordu. Şu an mahkeme kararıyla AKM kurtuldu diyebiliriz. Bizler ve halk karşı çıktığı için kültür merkezini kurtardık. Dubai özentisiyle olmaz bu işler. Oradaki mimari yapıları örnek gösteriyorlar, bizim mimari örneğimiz yok mu? Muhsin Ertuğrul bir tiyatro sahnesiydi şimdi ismi yine sahne ama o sahne ne amaçla kullanılacak kongre merkezine mi dönüştürülecek. Şehir tiyatrolarına ait olan sahne, kongre merkezinin oluyor. Kentsel dönüşümün bir parçası yapacaklar. Topbaş her türlü şova da ev sahipliği yapacağını söylüyor. Bir tiyatro sahnesinde bunlara ihtiyaç var mı, tiyatroculara sordunuz mu?

Canol Kocagöz (Özerk Sanat Konseyi)
İstanbul’un 2010 kültür başkenti olmasına ilk başta sevinmiştik. Bir takım sanat akımlarının Türkiyeye geleceğini, yaygınlaşacağını kitlelerle buluşacağını ümit ediyorduk. Ama popüler sanat dışında bir şey yapılmadığını, kültürün metalaştırılması dışında bir şey yapılmadığını gördük. Buna karşı Özerk Sanat Konseyi ve Mimarlar Odası başta olmak üzere diğer sanat kuruluşları ve kişilerin katılımıyla İstanbul Sanat Forumu’nu kurduk. Mahallelere kadar yaymayı amaçladık. Sadace 2010’a değil uzun zamana yaymak istedik. Kitleleri sanatla buluşturmayı amaçlıyoruz. Manifestoyla açıkladık. Herkes bu Sanat Forumu’na katılabilir. Kültürü yaşamın içine sokabilir. Ayrıca Türkiye’de yaşayan etnik kesimlerin kültürünü de açığa çıkarmak görevimiz. Kaybolan kültürlerin tekrar hayata geçmesi için çalışmalar yapmalıyız. Bu söylediklerim Avrupa Kültür Başkenti çalışmalarına kültürün metalaştırılmasına karşı yapılacak çalışmalar.

Kubilay Önal (Mimarlar Odası Merkez Yönetim kurulu üyesi)
İstanbul 2010’un projelendirme sürecine bakıldığında Sayıştay denetiminin dışında kalan bir çok projenin olduğunu görürsünüz. Bir tür para aktarma projesi oldu bu. Ama halkla İstanbullularla, kent mekanlarıyla ne ilgisi var bunların diye sorarsanız çok küçük bir ilgisi var diyebiliriz. Geleceğe dönük kalıcı etkisinden ise pek söz edemeyiz.
Nuray Sancar
ÖNCEKİ HABER

AKM neden 20 aydır kapalı?

SONRAKİ HABER

Kimliği tespit edilen cenaze 'savcı izinde' denilerek 28 gündür morgda

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa