17 Ocak 2010 05:00

BAŞYAZI

İktidarıyla muhalefetiyle, sermaye partileri seçim hazırlığına başladı: Kimisi, “Bu hükümet ülkeyi yönetemiyor gitmeli, bize acil bir erken seçim lazım” diyerek, kimisi “Erken seçim istemek vatan hainliğidir. Böyle güllük gülistanlık ülkede seçime ne gerek var?” diyerek!..

Paylaş

İktidarıyla muhalefetiyle, sermaye partileri seçim hazırlığına başladı: Kimisi, “Bu hükümet ülkeyi yönetemiyor gitmeli, bize acil bir erken seçim lazım” diyerek, kimisi “Erken seçim istemek vatan hainliğidir. Böyle güllük gülistanlık ülkede seçime ne gerek var?” diyerek!..
CHP ve MHP, “erken seçim” derken aslında erken seçim filan da istemiyorlar, hatta “zamanında bir seçim” bile istedikleri şüphelidir ama “erken seçim istiyormuş” gibi yapıyorlar. AKP ise Meclis’te gücü elinde bulundurduğu ve kendisi istemezse erken seçim olmayacağını bildiği halde, “Memlekette her şey iyiye gidiyor”, “Anayasa’yı değiştirmek istiyorum, ama önce şu referandumla ilgili Anayasa değişikliğini yapmak lazım”dan başlayarak, “erken seçim tartışmasını” körüklüyor. Dahası, “erken seçim” olmayacaksa bile sanki erken seçim olacakmış gibi, “ülkeyi seçim sathı mailine” sürüklüyor.
Üstelik Anayasa’yı ve kimi yasaları değiştirerek, demokratikleşme adımları atacağını iddia eden AKP ve hükümetinin başbakanı, “Seçim ve Siyasi Partiler Yasası’nı değiştirecek misiniz; yüzde 10 barajı kalkacak mı” sorularına, “Eğer muhalefetle mutabakat sağlayabilirsek!” yanıtını veriyor. Yani “muhalefetle” hiçbir konuda uzlaşma aramayan, bunun için “referandum”u kolaylaştıracak Anayasa değişikliği yapmak isteyen Başbakan Erdoğan, iş “seçim barajının kaldırılması”, “partilerin az çok eşit koşullarda seçime girmesi”ne gelince, yardım edecek yasal değişiklikler için “uzlaşma” şartını getiriyor.
Öyle anlaşılmaktadır ki, böylece AKP, “muhalefetle uzlaşma” şartı getirerek, kendisini hem daha demokrat gösterecek hem de yasal düzenlemeleri yapmamış olacaktır. Ama AKP yine de halka dönüp, “Partiler ve seçim yasasında değişiklik yapacaktım ama muhalefet izin vermedi. Onun için beni bu seçimden daha güçlü çıkarın ki, bu tür demokratikleşme yasalarını tek başıma çıkarayım; gerekirse Anayasa’yı tek başıma değiştirebileyim” diyecektir.
Bunun, seçime kadarki dönemde AKP’nin ana taktiği olacağını söyleyebiliriz. Birçok yasa, Anayasa maddesi sayacak ama bunları değiştirmekten çok değiştirmemek için uğraşıp; “Seçimden Anayasa’yı değiştirecek bir güçle çıkmalıyım ki, bunları yapayım” propagandasını öne çıkaracaktır. Bunun ötesinde, seçimde AKP’ye destek verilmesi için inandırıcı bir seçenek de yoktur. Bu yüzden de önümüzdeki dönem açısından AKP, ucu zülfü yare dokunmayan makyaj değişiklikleri için yasalar çıkaracak, kimi fiili uygulamalar yapacaktır ama ne Kürtleri, ne emekçileri, ne de Alevileri ilgilendiren önemli konularda adım atmayacaktır. Bunun için seçimde kendine daha çok desteği şart koşacaktır!
Peki seçim olacak da ne olacak? Daha 10 ay önce seçim oldu; yerel yönetimlere o sermaye partisinin haramzadeleri gitti öteki geldi de, halk için ne değişti?
Kaldı ki; erken ya da zamanında, zaten bir buçuk yıl içinde bir seçim olacak. Ülkenin en önemli sorunları; krizin yükünün emekçilere yıkılmasının önlenmesi, Kürt sorununun çözümü, Alevilerin inanç özgürlüğü, Terörle Mücadele Yasası, adil bir seçim sistemi, partilerin kapatılmadığı bir Türkiye, demokratik bir anayasa gibi başlıca talepleri gündemin dışında tutup; “Erken seçim mi, yoksa zamanında seçim mi?” üstünden gürültülü bir kavgaya tutuşmak, aslında ülke sorunlarına gerçek çözümler getiremeyen sermaye partilerinin, seçimi, tipik “halka karşı bir asimetrik savaş ve psikolojik harekat” dayanağı olarak kullanmaları demektir.
Bırakalım öteki acilen çözülmesi gereken ülke sorunlarını; az çok adil denecek bir seçim için bile, ülke ve il barajlarının sıfırlanması, partiler üstündeki kapatma tehdidinin kaldırılması, partilerin propagandasını sınırlayan düzenlemelerin iptal edilmesi (Kürtçe başta olmak üzere Türkçeden başka dillerde propaganda yapmanın serbest olması), partilere devlet yardımının yapılmadığı ve her partinin az çok eşit koşullarda yarışabileceği bir seçim ortamının oluşturulması, bir zorunluluktur. Yoksa devlet tarafından milyonlarca liralık destekle meydana sürülmüş sermaye partilerinin, halkı bir kez daha suni nedenlerle bölmesi, depolitize etmesi için vesile edilmesi olacaktır. Bu yüzden, bugün önemli olan, seçimin “erken” mi “zamanında” mı olacağı değil, hangi koşullar altında yapılacağıdır!
İHSAN ÇARALAN
ÖNCEKİ HABER

Sağlıkçılar 19 Ocak’ta iş bırakacak

SONRAKİ HABER

HDP'den 19 Mayıs buluşmasının "Liderler fotoğrafı"na tepki

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa