17 Ocak 2010 00:00

KÜLT-ABLASI

Cehennem burada hayatın içinde mi , daha yolculuğa vakit var mı bilemem. Fıkır fıkır kaynayan adrenalinle karışık iç buran vicdanım, pek yakınımda olduğumu söylüyor bana bu aralar. Bazıları yazının başına oturdular mı, sular seller gibi akıverir kağıda aklındakiler.

Paylaş

Cehennem burada hayatın içinde mi , daha yolculuğa vakit var mı bilemem. Fıkır fıkır kaynayan adrenalinle karışık iç buran vicdanım, pek yakınımda olduğumu söylüyor bana bu aralar. Bazıları yazının başına oturdular mı, sular seller gibi akıverir kağıda aklındakiler. Bense yazmaktan sıkılanlardanım, vicdan azabından güvensizliğe, Dostoyevski’nin roman kahramanları gibi bir köşeden diğerine çarpar, oradan oraya sürüklenirim. Deyim yerindeyse kıçımdan ter damlar, çalışmaktan değil nasıl kıvırsam düşüncesinden. Bekletmenin stresinden. Bu sefer de öyle oldu. Mecra mecra dolaştım. Yine elim boş.
Kıskanıyorum şıpın işi çatır çatır yazanları, bilgisayarın başında kabir azabıyla kıvrandıkça. Gerçi kabir azabı nedir, nasıl olur bilmiyorum ya. Lafın gelişi benimkisi. Neyse ki teknik ilerledi de cehennem azabından kareler görebiliyoruz.
“Rabbim Geri Döndür” filmi, kabirden cehenneme bütün aşamaları azaptan azaba bir bir sıralıyor. Hiçbir detayı atlamadan. Zincir şakırtıları, kırmızı melun ışıklar, sıcak kaynar sular, fıkırdayan katran kazanlarını gözler önüne seriyor.
Film internetten izlenebilir. Seyredenlerden bazıları “değil 18 yaş, 21 yaş sınırı koymak lazım, ödüm patladı” notunu iliştirmiş. Filmin şöhretine şöhret katıldı bu aralar. Gaziantep’te bir din öğretmeni, öğrencilerine seyrettirdiği film nedeniyle uyarı cezası aldı. Öğrenciler filmin etkilerini aşamamış olacaklar ki, aileler ayağa kalktı. Öğretmen, filmi daha önce seyretmediğini söyleyerek kendini savundu. Filmi izlemeye tahammül edemedim, zira azapların en büyüğü filmin kendisi. Biraz internette dolaşan filme, azıcık da etrafıma baktım.
“Rabbim Beni Geri Döndür” Kur’an-ı Kerim okuyan bir babanın, aynı evde kağıt oynayıp müzik dinleyerek eğlenen oğlu Hasan’ı namaz kılması için uyardığı görüntülerle başlıyor. Hasan, babasının sözüne aldırmayıp müzik dinliyor inadına, başına geleceklerden bihaber olduğundan.
Bu sırada uykuya dalan Hasan’ın yanına, elinde orağıyla Fredy kılıklı bir Azrail geliyor ve çırpınarak direnen kurbanının canını alıyor. Hasan, bir imam tarafından yıkanıyor, kefenleniyor, gömülüyor. Yıkama sırasında şeytan da Hasan’a kaynar su döküyor. Hasan, gömüldükten sonra zincirlerle bağlı olarak cehenneme götürülüyor.
Şeytan , ‘Gel Hasan gel. Benim dostumsun. Sen nereye gittiysen benim esirim oldun. Yoldan çıkmana vesile olan arkadaşlarınla tanışmana ben vesile oldum’ diye onu karşılıyor. Maksat anafikir iyice anlaşılsın.
İşkencenin, azabın sonu gelmiyor. Namaz vakti uyanması için bir meleğin çağrı yaptığı Hasan, meleği iplemeyip, popoyu devirip uyumaya devam ettiğinden zincirle ateşin içine çekilerek cezalandırılıyor.
En ‘hardcore’undan korku filmi. Zurnanın zırt dediği yer de Hasan’ın gözyaşları içinde tir tir titreyerek namaz kılma sahnesi. Hidayete ermek daha önce hiç bu kadar korkunç olmamıştı tadında.
Meseleyle ilgili en komik ayrıntıysa, filmin Hatay’daki bir ısıtma sistemi firmasınca müşterilerine promosyon olarak dağıtılması. Herkes istediği anlamı çıkartmakta serbest. Kaloriferi yaptırdın, evin ısınmadığını mı düşünüyorsun, bak bir adım ötesi budur durumundan memnun ol, adamı sinir etme. Ya da cehennem gibi ısıtan güldür güldür kalorifer yapıyoruz, seç seçebildiğini.
Yorum yapmayacağım. Eğitim de cehenneme dönmüş zaten. Filmi seyretmekte yarar var. İçinde bulunulan ortamın şartlarını görmek açısından...
ayşebengi
ÖNCEKİ HABER

KİRVEME MEKTUPLAR

SONRAKİ HABER

Fındıklı Festivalinde polis provokasyonu

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa