17 Ocak 2010 05:00

Domuz tutmadı fil alalım!...

Adı ilk duyulduğunda yurt sathına yayılmasın diye ülke bazında seferber olmuştuk! Virüsün yabancı uyruklu olması sebebiyle hava meydanlarına ateş ölçer cihazlar koymuş, 38 derecenin üstünde ateşi olan insanların ülke sınırlarına ayak basmadan önce bir hastanede tedavi olmasını önertmiştik:

Paylaş
Adı ilk duyulduğunda yurt sathına yayılmasın diye ülke bazında seferber olmuştuk! Virüsün yabancı uyruklu olması sebebiyle hava meydanlarına ateş ölçer cihazlar koymuş, 38 derecenin üstünde ateşi olan insanların ülke sınırlarına ayak basmadan önce bir hastanede tedavi olmasını önertmiştik:— Hoop hemşehrim nereye böyle! Cihaz ötüyor görmüyor musun?— Pili bitmiştir kardeşim, pili!...Şarz ettirmezseniz böyle olur bunlar!... 3 günde bir şarza tutacaksınız!...Yoksa ciyak ciyak öterler!..O günlerde de şimdilerde olduğu gibi topyekûn “Domuz Gribi” profesörü olmuştuk! Depremden sonra deprem uzmanı, aşırı yağmur ve selden sonra meteoroloji uzmanı kesilen yurdum insanı, domuz gribi vakasından sonrada kısa zamanda gerekli bilgi ve donanımı edinmişti! Hava alanlarının girişine ateş ölçer cihazlar yerleştirilmiş, başında bekleyen güvenlik görevlileri bile konu ile ilgili söz söyler duruma getirilmişti:— Hadi lan lavuk, bizi mi kandıracaksın! Biz bunun için 3 ay kurs gördük aslanım! Bak şimdi bu cihaz 22 derece ateşi gösterdi mi sende kalp var demektir! Ateş 25 ila 26 olursa romatizman ve bel fıtığın var demektir. 27’yi gösterirse kolesterolün, 29’u gösterirse nabzın yüksek demektir. Ateşin 30 derecede ise ülserin, 31 ise şekerin var demektir. Şu an ateşin 42 derece, demek ki sen domuz gribisin… Çok daha sonradır ki ülkeye girişin sadece hava yolu ile olmayacağı anlaşılmış gerekli önlemler kara ve deniz yolu trafiği için de alınmıştı. Hatta söz konusu virüsü gezici hayvanların getirebileceği de hesaba katılmış, bazı köylerde leyleklerin yuvası bile bozulmuştu:— Ulan Sülo Allah’tan kork, hiç leyleğin yuvası bozulur mu?..— İyi de Emmi, onlarda kıçını kırıp bir yerde otursunlar! O memleket benim bu memleket senin gezip duruyorlar. Gribi var, şuyu var buyu var!...Fakat bütün önlemlere rağmen domuz gribi salgını ülke sınırlarından içeri girmeyi başarmış, konu ile ilgili gerekli uzmanlığa erişen halkımız kendi önlemini kendisi almaya başlamıştı! Suudi Arabistan’da domuz gribinden dolayı hacıların şeytanı sterilize edilmiş taşlarla taşladığını öğrenen halkımız, işin ehemmiyetini daha fazla kavramış, bölgelerinde yaban domuzu avına çıkarak yaban domuzlarına kurşun yağdırır olmuştu:— Ulan arkadaş o kadar kurşun sıktım bana mısın demiyor! Domuz gibi mübarek!— İyi de lavuk, yerde yatan domuz zaten! Domuz gribi vakasından ölümler gün geçtikçe çoğalıyor, haberlerde spikerler seçim sonuçlarını açıklar gibi ölüm sayısını açıklıyorlardı:— Sayın seyirciler haber merkezine şimdi ulaşan domuz gribi vakası kesin sonuçlarını veriyoruz! İl Ankara!..Vaka sayısı 18!..Ölen sayısı 5!..Eşilen mezar sayısı 3!..Gömülen vatandaş sayısı 2!.. Domuz gribi konusunda birçok bilimsel veriler ortaya koyan halkımız ( İstanbul Halkalı’da bir okul müdürü, virüsü uzaklaştırdığı gerekçesi ile 2 çuval kuru soğanı ikişer ikişer sınıflara dağıtmıştı ) kısa süre sonra ortaya çıkan domuz gribi aşısı konusunda da uzmanlaşmıştı. Her kafadan seslerin çıktığı bir ortamda Sağlık Bakanı Recep Akdağ kameraların önünde postu deldirmiş, “Haydi herkes aşıya” sloganını başlatmıştı! İlk tepki Başbakan’dan gelmiş, “Atma Recep biz din kardeşiyiz, benim aşı olmaya niyetim yok” demişti! Şu günlerde tüm gazeteler ağız birliği etmişçesine domuz gribinin ilaç firmalarının başlattığı sahte bir salgın olduğundan bahsederek manşetlerini bu yönde yapıyorlar. İşin ilginç yanı “Aşı olmayan ölür” diyen de bunlar “Domuz gribi koca bir yalan” diyen de! Hal böyle olunca vatandaş her zamanki gibi kime inanacağını şaşırmış kendi başının çaresine bakma telaşında! Doğrudur da! Seçim kazanmak için dünyanın öbür ucundaki ülkelere saldırmaktan çekinmeyen devletlerin olduğu bir dünyada para kazanmak için sahte hastalıkların ortaya atılması da kuvvetle muhtemeldir. Bu da demek oluyor ki ortaya çıktığı ilk günden beri domuz gribinden öldüğü söylenen yüzlerce vatandaşımız başka bir şey yüzünden öldü! Okullar boşa tatil edildi, eller ikide bir boşuna sabunlandı, insanlarımız yok yere bir birleri ile boşuna öpüşmedi, boneler boşuna takıldı ve olanda Sağlık Bakanı Recep Akdağ’a oldu! Adamcağız iğneyi yemekle kalmadı, bilim adamı ve doktor sıfatı ile futbolculuktan belediyeciliğe oradan da Başbakanlığa sıçrayan Kasımpaşalı adaşından milyonların gözü önünde fırça yedi! Ne diyelim “Beterin beteri var” demişler! Ya kabinede değişiklik yapıp adamcağızın başını da yeseydi!.. Kim koruyacaktı bizi domuz gribinden?..
Veli Bayrak
ÖNCEKİ HABER

Y kromozomu ve evrim

SONRAKİ HABER

Ekrem İmamoğlu, CNN Türk'te 4 kameramanın işten çıkarıldığını duyurdu

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa