1 açılıyorsa 10 kapanıyor

1 açılıyorsa 10 kapanıyor

2008 yılında başlayan ekonomik kriz 2010 yılının bu ilk günlerinde de hız kaybetmeden etkisini sürdürüyor.


2008 yılında başlayan ekonomik kriz 2010 yılının bu ilk günlerinde de hız kaybetmeden etkisini sürdürüyor.
İzmir’de 2009 yılı içerisinde 98 bin işyeri kapandı, yeni açılan işyeri sayısı ise oldukça az. Uzmanlar, krizden önce İzmir’de bir ay içinde 10 bin işyeri açılırken, bin dolayında işyerinin kapandığını söylüyor. Yani durum tersine dönmüş. Bu da işsizlerin oranında yeni artışlar anlamına geliyor.
Serbest Mali Müşavir ve Muhasebeciler de krizden oldukça etkilenen meslek gruplarından.
Açılan ve kapanan işyeri sayıları bu meslek gurubundakileri doğrudan etkiliyor. Düşen tahsilat oranları, üniversiteyi bitirdikten sonra 6 yıl uğraş verip stajını tamamlayan, sınavlara giren ve belgesini aldıktan sonra işsiz kalan mali müşavirler, krizin bu alandaki etkisini gösteriyor.
6 bin 500 dolayında kayıtlı üyesi bulunan Serbest Mali Müşavirler ve Muhasebeciler Odası’nın Başkanı Feyzullah Topçu ile ekonomik krizin gidişatı, hükümetten talepleri, karşılaştıkları baskılar ve yapılması gerekenler üzerine görüştük.
KİT’LER BİTTİ KAYNAK DA BİTTİ
Ekonomik kriterlerde herhangi bir iyileşmenin olmadığına dikkat çeken Topçu, Hükümet’in krize karşı tedbir almaması nedeniyle 2010 yılının da krizle biteceğini hatta 2011 yılının da benzer şekilde olacağını belirtiyor.
En büyük problemin mevcut iktidarın krize karşı köklü bir önleminin ve çözüm önerisinin bulunmaması olduğunu ifade eden Topçu, “Bizim sanki çok fazla kaynaklarımız varmış gibi krizi aşma düşüncesi ile köklü değişiklikler aranmadı. Sadece inşaat, mobilya sektörü ile ilgili bazı tedbirler aldı. Bunlar geçici tedbirler ve hiçbirinde de başarı sağlanamadı” diyor. Özellikle sanayinin motoru durumundaki inşaat ve tekstil sektörü gibi sektörlere ilişkin tedbirler alınması gerektiğini ifade eden Topçu, her kesimde problem yaşandığını, bir yangının söz konusu olduğunu ve Hükümet’in bunu görmediğini belirtiyor. Hükümet’in tek yaptığının dolaylı vergileri yükseltmek olduğuna, bunun bedelini de yine işçi ve emekçilerin ödediğine dikkat çekiyor.
ENFLASYON RAKAMLARIYLA OYNANIYOR
İktidarın enflasyon rakamları ile oynayarak çok düşük gösterdiğini dile getiren Topçu şunları söylüyor; “Enflasyon oranı yüzde 6 çıktı. Aylık TÜFE, TEFE’ye bakıyoruz 0.1. Bunlar mümkün değil. Günlük hayata baktığımızda her şey ay içinde yüzde 5, yüzde 2 civarında zam görüyor. Bunun yıllık ortalaması yüzde 50-60 demektir. Mazota, doğalgaza, elektriğe yüzde 30 civarında zam yapılıyor. Enflasyon değerlendirmesine bunlar girmiyor o zaman. Ne giriyor; parfüm, dayanıklı tüketim malzemeleri... Bunların tüketimi çok az zaten”.
Enflasyonun düşük çıkmasının, memur ve işçi maaşını, asgari ücreti ve meslek odalarının tarifelerini direk olarak etkilediğini dile getiren Topçu, “İnsanlar yüzde 5 zam alıyor, cebinden yüzde 20 çıkıyor. Sonuçta, kredi kartına, bankalara, akrabasına borçlu yaşıyor. İntiharlar oluyor. Buna mutlaka dur demek gerekiyor” diyor.
‘TALEPLERİMİZE KARŞILIK VERİLMEDİ’
Krizin yansımasını meslek mensupları olarak uzun süredir yaşadıklarını belirten Topçu, özellikle üç yıldan beri tahsilat konusunda ciddi problemler yaşadıklarını söylüyor. Yüzde 75-80 olan oranlar yüzde 35-40’lara düşmüş ve işlerde büyük daralmalar olmuş. Bununla ilgili TÜRMOB olarak Bakanlığa görüşlerini bildiren, özellikle tahsilat konusunda yasal düzenleme isteyen Oda Yönetimi’nin taleplerine Bakanlık bir karşılık vermemiş. Bundan beş yıl önce ruhsatlı bir mali müşavirin işsiz kalmasının söz konusu olmadığını ifade ediyor Topçu. “Bu konuda yapılacak çok şey var. Ama maalesef meslek mensupları arasında kopukluk var. Gelin konuşalım dediğimizde yanımızda kimseyi bulamıyoruz. Mevcut iktidar anında gerekli tedbirleri alıp susturmaya çalışıyor. Baskı unsuru olarak da denetim görevini kullanıyor” diyor. (İzmir/EVRENSEL)

DENETİM BASKI UNSURU OLARAK KULLANILIYOR

Bizim gibi örgütler denetlenmeye başlandı. Zaman zaman bu tür görüşleri yansıttığımızda Cumhurbaşkanlığı Denetleme Kurulu, “Bilgilerinizi getirin bakalım siz ne iş yapıyorsunuz?” diyor. Halbuki Cumhurbaşkanlığı Denetleme Kurulu’nun görevi mevcut iktidarın faaliyetlerini incelemektir. Bunu yapmıyor meslek odalarının faaliyetlerini inceliyor. Bir yıldan beri tüm odalarımız denetimden geçiyor. Bunun amacı susturmaktır. Belki o yüzden diğer meslek odaları bu konuda işbirliğine yanaşmıyorlar. Ama bunlar yanlış. Doğru bildiğimiz şeyleri mutlaka her platformda söylememiz gerekiyor. İktidar, ‘ne yaparsam yapayım nasıl olsa ses çıkmıyor’ diyerek istediğini uyguluyor. Bunu engellemek için ortak platform oluşturmalı ve tepki haline getirmeliyiz.
Emine Uyar
www.evrensel.net