18 Ocak 2010 05:00

EKONOMİ VE POLİTİKA

Nuray Mert’in Vatan gazetesinde yayınlanan görüşleri üzerine, aynı gazetede bir hafta boyunca çeşitli yazarların görüşleri sergilendi.

Paylaş

Nuray Mert’in Vatan gazetesinde yayınlanan görüşleri üzerine, aynı gazetede bir hafta boyunca çeşitli yazarların görüşleri sergilendi. Bir hafta boyunca çok sayıda yazarın görüşlerinin yer aldığı yazılarda önce gözüme çarpan noktaları tartışmak, önümüzdeki hafta veya haftalarda da kendi görüşümü sizlerle paylaşmak istiyorum. Bu yazı dizisine takılmamın nedeni, aşağıda ve sonraki yazılarda netleşeceği üzere, konunun Türkiye’nin geleceğini çok yakından ilgilendiriyor olmasıdır.
Önce konuyu kısaca açıklayayım. Nuray Mert, röportajında, Türkiye’nin tek parti diktatörlüğüne sürüklendiğini ve içinden geçtiği dönemin karanlık bir süreç olarak tarihte yer alacağını belirtmekte idi. Bunun üzerine görüş belirten kişiler ise, gidişatın demokrasiye doğru olduğunu vurgulayanlardan, lider diktatörlüğüne yöneldiğini belirtenler arasında oldukça geniş bir düşünce tayfında yer almışlardır.
Ana röportaj ve bunu izleyen yazı dizisini dikkate aldığımızda, çok ufak istisna ile, hemen tüm görüşlerin siyaset ve kısmen hukuk etrafında şekillendiğini görmekteyiz. Küreselleşme akımı ile moda haline gelmiş olan iktisadi alt-yapıdan izole siyasal ve hukuksal görüş mantığı bu yazı dizisinde de başat konumda yer almıştır. Bilimler tasnifinde iktisat alanı sosyolojinin alt öğesi olarak belirlenmiş olmakla beraber, çok eskilere ve ekonomik olguların siyaseti ve hukuku şekillendirmede günümüzdeki kadar hakim olmadığı dönemlere dayanan bu görüşün bugün kabul edilebilirliği söz konusu olamaz. Buna rağmen, küreselleşme politikaları ile alt-yapının dikkatlerden uzaklaştırılıp, üst-yapının öne çıkarılması, bizzat alt-yapı hakimiyetinin aşırı derecede güçlenmesi ve yadsınamaz konuma gelmiş olmasının bir sonucudur. Zira, alt-yapının sürüklediği ve şekillendirdiği üst-yapının öne çıkarılması, uygulanan politikaların ve toplumlara yapılan dayatmaların içyüzünü perdelemeye ve böylece yürüyüşü kolaylaştırmaya yöneliktir. Bu nedenledir ki, içeriği boşaltılmış bir “demokrasi” veya “özgürlükler” sloganları havada uçuşmakta ve, temel doku gözden kaçırıldığı için, bu konular üzerinde anlaşma sağlanamadığı gibi, söz konusu kavramların maddi karşılıklarının niçin gerçekleştirilemediği de tam ve tatmin edici bir şekilde açıklığa kavuşturulamamaktadır.
Ana röportaj ve izleyen yazılarda dikkatimi çeken ikinci nokta ise, devletçilik dönemi dışında hemen tüm dönemlerde kapitalist merkezin çıkarları doğrultusunda şekillendirilircesine dış bağımlılığı yüksek olan Türkiye’nin, özellikle küreselleşme döneminde bu bağımlılığının ne denli üst düzeylere tırmandığı zerre kadar dikkate alınmadan analizlerin yürütülmüş olmasıdır. Üst-yapının alt-yapıdan şekillenmesi kadar, alt-yapının işletilmesinde üst-yapının nasıl bir kolaylaştırıcılık ve yol açıcılık işlevi gördüğü hiçbir şekilde dikkate alınmadan, salt siyasal analizlerle bir yere varılamayacağı söz konusu olduğu gibi, böylesi analizler temelsiz süslemelerden ya da mantık oyunlarından ileri bir işleve de sahip olamazlar. Küreselleşme ile sınıfların kaybolduğu savına sarılarak, sınıf temelsiz salt siyasal ya da hukuksal norm analizi küreselleşme olgusunu olduğu kadar, alt-yapı ve sınıfsal bağlamda bu doğrultuda şekillendirilen Türkiye gerçeği de anlaşılamaz. Üst-yapı değişim ve dönüşümlerin hangi alt-yapı gereksinimlerine denk düştüğü ve Türkiye’deki alt-yapının küreselleşme ortamında hangi kademede yer aldığı tespiti yapıldıktan sonra ancak siyasal değişimlerin sınıfsal ve siyasal anlamları aydınlığa kavuşturulabilir.
Ekonomik alt-yapı ilişkisinden kopuk olduğu kadar, küreselleşme politika ve gereksinimlerinden izole analizlerle, atılan adımların ve geliştirilmeye çalışılan politikaların gerçek hedeflerinin saptanması olası olabilir ne de oldukça sıkça görülen politika-uygulama zıtlıkları anlaşılabilir. Zira, çoğu yerde politika bir alt-yapı gereksinimine hizmet etmekte iken, alt-yapıdan soyut bir üst-yapı analizi farklı yoruma yönelebilmekte ve ortaya çıkan farklılığı basit bir sapma ya da politika hatası olarak gösterebilmektedir.
Bu kısa metot tartışmasında, alt-yapı özellikleri ve gereksinimleri dikkate alınmadan iç politikaların anlaşılamayacağını, tüm oluşumlar küreselleşme olgusu içinde ele alınmadıkça da alt-yapı dönüşümlerinin ve buna uygun olarak üst-yapı şekillenmeleri ve politikalarının da sağlam bir zemine oturtulamayacağını vurgulamaya çalıştım.
Haftaya, böyle bir metotla, reel oluşumları tartışmak üzere...
İZZETTİN ÖNDER
ÖNCEKİ HABER

Hükümet yargıya takı(lı)yor!

SONRAKİ HABER

Milli halterci Şaziye Erdoğan dünya şampiyonu oldu

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa