18 Ocak 2010 05:00

BAŞYAZI

Çoğu sendika merkezlerinden gelen, Ankara ve yakın çevresi dışından “asgari katılım” gayretlerine karşın son yılların en kitlesel işçi mitingi oldu, dün yapılan miting.

Paylaş

Çoğu sendika merkezlerinden gelen, Ankara ve yakın çevresi dışından “asgari katılım” gayretlerine karşın son yılların en kitlesel işçi mitingi oldu, dün yapılan miting. Üstelik az ya da çok sayıda olsa bile, ülkenin pek çok yerinden işçiler, Ankara’ya gelmişlerdi.
Ankara’ya toplanan yüz bin dolayında işçi, TEKEL işçilerine desteklerini bir de Sıhhiye’den ilan ederken öte yandan da kendi talepleriyle TEKEL işçisinin mücadelesinin aynılaştığının bilincinde olduklarını çeşitli slogan ve pankartlarıyla dile getirdiler.
Sürekli yağan yağmura ve soğuğa rağmen mitingin sonuna kadar alandan ayrılmayan işçiler, mitingin konserle sürdürülmesine de karşı çıkarak, kararlılıklarını, işlerin sulandırılmasına izin vermeyeceklerini de gösterdiler.
Evet, büyük miting yapıldı!
Ama bundan sonra ne olacaktır?
“Bugüne kadar şunları yaptık, şunları yapmadık”, “Şunlar doğruydu, bunlar eksikti”, hatta “Şu sendika şunu yaptı, bu sendikacı buna engel oldu” gibi tartışmalar artık düne aittir.
Elbette Türk-İş’in daha önce alınmış kararları var. “Cuma eylemleri”, “Bölgesel geniş katılımlı mitingler” gibi. Ancak, dünkü mitingden sonra artık bunlar anlamlı olmayacaktır. TEKEL işçileri, eşleri, çocukları sokaklarda yatarak kararlılıklarını gösterip, davalarının peşini bırakmayacaklarını her biçimde ifade ederken, Ankaralılar ve çeşitli illerden Ankara’ya gelerek TEKEL işçilerinin sesine ses katan on binlerce işçi, emekçi de hem TEKEL işçilerine desteklerini, hem de diğer taleplerini haykırmışlardır.
Bu haykırışı duymayan, duyup da, “Bağırıp yorulurlar, sonra susarlar” diyenlere daha anlayacakları dilden konuşulacak bir mücadele hattına girmek, bugünden itibaren daha da elzem hale gelmiştir.
Az çok emek mücadelesinin seyrini izleyen herkes bilir ki, böyle bir durumda emekçiler için geri adım atmak, durmak ve eskisi gibi devam etmek, mücadelenin yenilgisini kabul etmek anlamına gelecektir.
Eğer yeni bir mücadele hattına girilmezse hükümet de, “Bunlar yoruldu, biraz dişimizi sıkarsak, direnmekten vazgeçip evlerine dönerler” diye düşünecektir.
Bu yüzden de artık TEKEL işçileri, sendikalar ve tüm emek güçleri, hükümetin inadını kıracak ve daha büyük güçleri, daha etkin biçimde mücadeleye çekecek bir hatta yönelmek yükümlülüğü ile karşı karşıyadırlar.
Bu güç, bugün Türkiye’nin emekçilerinde vardır. 25 Kasım eylemleriyle kamu emekçileri bu gücün varlığını gösterdiler, 34 gündür de TEKEL işçileri ve onların etrafında giderek kristalleşen mücadele bunu gösteriyor.
Dünkü miting de bu gücün varlığının somut kanıtıdır.
Ancak bütün belirtileriyle görünmektedir ki, bu güçler, harekete geçmek için Türk-İş Başkanlar Kurulu’nun bir adım daha atmasını, kendilerinin mücadeleci bir hatta girmesi için mücadelenin ve taleplerinin ortaklaştırılarak ilerlenmesi çağrısını beklemektedirler.
Miting öncesinde KESK, DİSK, Kamu-Sen gibi konfederasyonların en üst yöneticileri ve pek çok sendikanın, emek örgütünün başkanları açıkça genel grev, genel direnişe kadar eylem biçimi için harekete geçme zamanı geldiğini, bu konuda ortak bir plan etrafında hareket etmek gerektiğini açıkça ilan etmişlerdir. Artık bu aşamada Türk-İş’e düşen, yeni bir eylem planı için bu konfederasyon ve emek örgütleriyle birlikte davranmaktır.
Çünkü, artık TEKEL işçilerinin talebi ve onların mücadelenin en önünde durması, elbette sınıf için büyük kazanımdır ve TEKEL işçilerinin taleplerini elde etmesi de, tüm emekçiler için son derece önemli olacaktır. Ama bu gelinen aşamada artık sınıfın, emekçilerin ana gövdesinin kendi talepleriyle mücadeleye çekilmesi, Türk-İş’in ilk Başkanlar Kurulu’nda aldığı kararları çerçeve alan, sendikal özgürlüklerden, asgari ücrete, taşeron çalışmasının yasaklanmasından, parasız sağılık hakkına,... başlıca talepleriyle emek cephesinin, sermaye güçlerinin ve hükümetin karşısına çıkması artık ertelenemezdir.
Bu aynı zamanda ekonomide, siyasette kararlar alırken işçiyi, emekçiyi, onların örgütlerini hesaba katmayan güçlere de dur demek olacaktır.
İHSAN ÇARALAN
ÖNCEKİ HABER

Halkı değil partisini savundu

SONRAKİ HABER

The 'new system' in education or the latest version of instilling youth with AKP ideology

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa