18 Ocak 2010 00:00

MEDYATİK

Ağabeyimiz, kardeşimiz, dostumuz, yoldaşımız, hakikat anlatıcımız Hrant’ı üç yıl önce aramızdan aldılar.

Paylaş

Ağabeyimiz, kardeşimiz, dostumuz, yoldaşımız, hakikat anlatıcımız Hrant’ı üç yıl önce aramızdan aldılar.
O günün akşamında insanlar kendiliğinden Taksim Meydanı’nda buluştu. Acıyla, öfkeyle hesap sordu. Sonra cenaze töreninde on binler tek bir pankartın arkasında toplanarak, “Hepimiz Hrant’ız, Hepimiz Ermeni’yiz” dedi.
Bu cinayetin hesabı sorulacaktı, o karanlık odaklarla mücadele edilecek, davanın peşi bırakılmayacaktı...
Hrant öleli üç sene oldu. Lütfen şimdi herkes sorsun kendine: Biz bu üç senede davaya ne kadar sahip çıkabildik? Bu üç yılda ne yapabildik? Mesela, dava günleri Beşiktaş Adliyesi önünde kaç kişiydik?
Faşist tetikçilerin ve onların avukatlarının mahkeme önlerinde Hrant’a ve ailesine hakaret etmesine, bizlerle dalga geçmesine izin verdik. Şimdi rahat mı içimiz?
Üç senedir bizi oyalıyorlar. Davada bir ilerleme yok. Adalet talep etmeyecek miyiz? Hükümetin ‘demokrat’ maskesini düşürmeyecek miyiz?
Ey üç sene önce “Hepimiz Hrant’ız” diye yürüyen o güzel insanlar, neredesiniz?
Hrant’ın düşü için, gerçekten demokratik ve insanların bir arada, kardeşçe yaşadığı bir ülke kurmak için yarın sokağa çıkmayacak mısınız?
Yarın Agos’un önünde, Hrant’ın düştüğü yerde kaç kişi olacağız? Akşam Taksim’de ne kadar güçlü haykıracağız?..
Artık kabul edelim, bebeklerden katil yaratan, katillerden kahraman yaratmaya çalışan bu karanlık, biz sokaklarda olmadığımız için var...
Haydi sokağa.
twitter.com/mkuleli


....


‘HAVA DÖNDÜ İŞÇİDEN,
İŞÇİDEN ESİYOR YEL’

Malumun ilanı: Güzel şeyler oluyor! İşte Ankara’da TEKEL işçileri... Aileleriyle, iş arkadaşlarıyla, sendikalarıyla, partileriyle, gazeteleriyle direniyorlar. Tarih yazıyorlar. Tüm sınıfa güç taşıyorlar. Doktorlar ‘Tam Güm Yasası(!)’na karşı salı günü iş bırakacak. Kamu emekçileri 25 Kasım grevinden sonra gücüne daha çok güveniyor. İşte İstanbul’da itfaiye işçileri, işte Gaziantep’te Çemen Tekstil işçileri, işte Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu emekçileri! Her yerde bir grev, her yerde bir direniş var. Can Baba’yı şimdi anmazsak ne zaman anacağız:

“hava döndü işçiden, işçiden esiyor yel
dumanı dağıtacak yıldız-poyraz başladı
bu fırtına yarınki sütlimanlara bedel
bahar yakın demek ki mevsim böyle kışladı
hava döndü işçiden, işçiden esiyor yel”

İSTANBUL’UN DA TEK DERDİ BUYDU ZATEN

Cumartesi akşamı, Taksim... Her taraf çift kat polis bariyeri, trafik kesilmiş. Ne o, kutlama var. Ne kutlanıyor? İstanbul’un 2010 Avrupa Kültür Başkenti oluşu. Emekçiye kapatılan meydan (Hoş meydan demeye de bin şahit ister ya, neyse) ‘Kültür Başkenti’ kutlaması için açılmış. Açılmış lafı da bir garip aslında, zira meydanın her tarafı bariyerlerle çevrili. Bir kafes adeta! Bizim mülki-idari amir zihniyetimizin bir yansıması da bu işte: Kapatmak istiyorsan bariyerle çevir, açmak istiyorsan yine bariyerle çevir. “Elinde çekiç olanın gözüne her sorun çivi görünür” misali...
8 buçuk milyon TL’lik, ‘kalabalıktan istifade cinsel tacizli’ açılışla İstanbul 2010 Avrupa ‘Kültür’ Başkenti olacak(!)
Kimisinde bir heyecan, bir coşku ki sorma gitsin. Cemaatçisi, eski solcusu, liberali hep birlikte proje paralarından yeme derdinde.
Bir de bazı aklı evveller saf saf övünüyor bu “Kültür Başkenti” payesi ile. Sanırsın İstanbul’u onurlandırdı majesteleri. Bu yıl hangi şehirler Avrupa Kültür Başkenti? Almanya’dan Essen, Macaristan’dan Pécs ve İstanbul.
Pécs ile aynı unvanı taşımak İstanbul için ne şeref ama değil mi?
Son 10 yıldan, başka Kültür Başkenti örnekleri de vereyim oldu olacak: Salamanca (İspanya), Cork (İrlanda), Patras (Yunanistan), Sibiu (Romanya), Stavanger (Norveç), Vilnüs (Litvanya).
Nasıl, değmiş değil mi kutlama için harcanan 8 buçuk milyon TL’ye?
MUSTAFA KULELİ
ÖNCEKİ HABER

BİR FİLİ ÖLDÜRMEK HAYAT TV 21.15

SONRAKİ HABER

Arda Turan'ın Berkay'ı darbetmesiyle ilgili duruşma başladı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa