19 Ocak 2010 05:00

GÜNCEL

TEKEL işçilerinin direnişi işçi sınıfının önemli bir sorununu gündeme soktu.

Paylaş

TEKEL işçilerinin direnişi işçi sınıfının önemli bir sorununu gündeme soktu. Bilindiği gibi AKP Hükümeti TEKEL Fabrikalarında çalışan 12 bin işçiyi işten çıkarıp, daha sonra 4-c yani kısa süreli sözleşme ile çalışan işçi kapsamında ücretlerini de yüzde elli , altmış civarında düşürerek işe almaya karar verdi. İşçi sınıfının son beş senedir en önemli sorunlarının başında taşeron firmalarda işçilik, kısa süreli çalışma, esnek çalışma vb. uygulamaların patronlar ve kamu işvereni tarafından dayatılması geliyor. Bu uygulamalar yeni İş Kanunu ile hukuken yürürlüğe sokuldu. Yeni İş Kanunu gündeme geldiğinde bugünkü işçilerin canını yakan uygulamalar hakkında daha o zaman gazetemiz işçi sınıfını ve sendikacıları uyarmıştı. Bugün olan her şey, o günlerde muhtemel gelişmeler olarak tek tek günlerce yazıldı.
Gazetemizin yazdıkları geniş işçi kesimlerine ulaşmadı. Sendikacılar ise, işçi sınıfı çıkarları yerine kendi çıkarlarını düşündükleri için Yeni İş Kanunu hakkında işçileri yeterince bilgilendirmedi ve bu kanuna karşı mücadele örgütlemedi. Elbette, sendikacılar derken o günlerde İstanbul Şubeler Platformu’nu kurarak (Başka illerde de benzer platformlar oluşturulmuştu) basın açıklamaları yapan, yürüyüşler düzenleyen, broşürler basıp dağıtan, paneller, seminerler yapan sendikacılar da vardı. Ama, ne yazık ki, onların çabası da işçi sınıfının geniş kesimlerine ulaşmadı.
Aslında Yeni İş Kanunu ve yukarıda sözünü ettiğimiz uygulamalar sendikaları da bitiriyordu. Çünkü, kısa süreli sözleşmelerle veya part-time çalıştırılan işçiler toplu sözleşme yapamayacaktı. Toplu sözleşme yapamayan bir sendika ise mevcut sendikalar ve toplu iş sözleşmesi kanunlarına göre işlevsiz kalacaktı. Sendika konfederasyonları AKP Hükümeti ile kapalı kapılar ardında pazarlıklar yaptı. Yeni İş Kanunu’nun yukarıdaki hükümlerinin sendikalı işyerlerinde, büyük işletmelerde, kamu işletmelerinde uygulanmayacağı yalanını yaydılar. En kötü durumda sendikanın birikmiş varlıkları tükeninceye kadar saltanatımızı sürdürürüz diye düşündüler.
Fakat, kısa sürede taşeronlaşma, kısa süreli çalıştırma, esnek çalışma vb. uygulamalar yaygınlaştı. Daha kanun çıkmadan patronlar bu uygulamaları fiilen başlatmıştı. Kısa süreli ve esnek çalışma hızla sendikalı işçi sayısının azalmasına yol açtı. Ve işçilerin ücretleri düştü. Yüksek ücret alan kıdemli işçiler emekli edildi ya da işten çıkarılıp yerine asgari ücret ya da asgari ücretin çok az üstünde ücretle çalıştırılan genç işçiler taşeron firmalar aracılığıyla istihdam edilmeye başlandı. Tofaş, Renault, Ford gibi büyük özel işletmeler, sağlık iş kolu başta olmak üzere kamu işyerlerinde de aynı yöntem uygulanmaya başlandı.
Yeni İş kanunu çıkarılırken sesini çıkarmayan sendika bürokratları, bu kez bu uygulamalar başladığında, sıra kendi üyesi işçilere gelinceye kadar da ses çıkarmadı. Dayanışmayı örgütlemedi.
Bugün, 12 bin TEKEL işçisi mücadeleyi yükseltince Tek-Gıda İş ve Türk İş TEKEL işçilerinin, işçi sınıfının sesine kulak vermek zorunda kaldı. Hükümete, patronlara karşı mücadelesini yükselten işçiler, sendikalarına da sahip çıkmaya, sendika yöneticilerini zorlamaya başladılar. Pazar günü Ankara’da toplanan 100 bin işçi genel grev taleplerini dile getirdi. TEKEL işçileri Türk İş’i işgal etti. Bugün genel grev tartışılıyor. TEKEL işçileri Zonguldak işçileri gibi davalarını Türkiye işçi sınıfının davası haline getirmeyi başardılar. Mücadele de ancak böyle başarıya uğrar. Fakat, başarı TEKEL işçilerinin haklarını kaybetmeden başka işyerlerine yerleştirilmesi ile sınırlı değildir. Eğer böyle bir uygulama başarı sayılırsa, yanılırız. Çünkü, bu “başarı” TEKEL işçilerine reva görülen uygulamanın işçi sınıfının geneline karşı sürüp gitmesini, bugün geçici olarak başarılı olmuş TEKEL işçilerinin de bir süre geçtikten ve bölündükten sonra aynı muameleye maruz kalmayacağını garantilemez.
Bu nedenle, TEKEL işçilerinin bütün işçi sınıfına mal olmuş ve genel grev eylemini gündeme getirmiş mücadelesi, İş Kanunu’ndaki kısa süreli çalışma, esnek çalışma, part-time çalışma vb. uygulama ile ilgili hükümlerin kaldırılması talebi ile devam ederse işçi sınıfı gerçek bir başarıya ulaşmış olacaktır.
KAMİL TEKİN SÜREK
ÖNCEKİ HABER

Yardım mı, işgal mi?

SONRAKİ HABER

Hakkari'de kayyumun 33 milyon TL ödediği hattan su akmıyor

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa