19 Ocak 2010 00:00

Güvenceli çalışma, sağlıkta katkı payına son

Sendika merkezine il dışından gelen bir çiftle konuştuklarımı ve aynı gün gelen bir mektubu sizlerle paylaşmak istiyorum.

Paylaş

Sendika merkezine il dışından gelen bir çiftle konuştuklarımı ve aynı gün gelen bir mektubu sizlerle paylaşmak istiyorum.
Sabah sendikaya gittiğimde Sivas’tan kalp kontrolü için Ankara’ya gelmiş emekli bir işçi ve eşini yönetimden birilerini bekler buldum. Kadının elinde, sendikamızın 25 Kasım uyarı grevine çağrı amaçlı çıkardığı bir yüzü halka, bir yüzü çalışanlara yönelik bildirisi. Eline geçtiği günden beri sakladığı kağıdın buruşukluğundan belli. Kadın elindeki bildirimizi göstererek bir konuda bilgi almak istediklerini söylüyor. Oturduk, konuşuyoruz. Bildirimizde art arda sıralanmış 5 talebi işaretlemiş ve ne anlama geldiklerini soruyor ev kadını olduğunu ifade eden hanım. İşaretlenen maddeler; 4-b, 4-c, taşeron vb. iş güvencesiz çalıştırılanların kadroya alınması, personel açığının kadrolu elemanla giderilmesi, işten atmaların yasaklanması konularını içermekte. İlgilerine neden olarak, yeğenlerinin taşeronda çalıştığını, kadroya geçme olanağı olabilir mi öğrenmek istediklerini söylüyorlar. Bu konularda yürüttüğümüz çalışmaları, hükümetin yaklaşımını, memur almadıklarını, almak da istemediklerini, işten çıkarmanın kolay olduğu, düşük ücretli ve az elemanla çok iş yaptırmaya çalıştıklarını konuştukça “Ne yapmak lazım?” sorusunu her kelimeden sonra sormaya başladılar. Sohbet biraz daha uzayınca, ifade edemeseler de söz konusu olanın oğulları olduğu anlaşılıyordu. Taşeron işçisi olması ve güvencesi bulunmaması nedeniyle kız vermemeleri ve bu nedenle evlenememesi onları üzüyordu. Bizlere teşekkür ederek, birlikte bir şeyler yapmak lazım diyerek sendikadan ayrıldılar.
Aynı gün katkı-katılım paylarından şikayet eden elle yazılmış bir mektup geçti elime, özetle şöyle yazıyordu; “Asgari ücretle çalışan, özürlü ve bakıma muhtaç kronik rahatsızlığı olan bir çocuğa sahip babayım. Çocuğum sürekli sağlık kuruluşlarına gitmek zorunda, muayene katılım payı, ilaç katılım farklarını ödeyemiyorum. Benim gibi çok aile var. En azından özürlülerin ve kronik hastaların bu uygulamalardan muaf tutulmasını istiyorum. Lavman kullanıyorum, aylık katılım payını ödemekte zorlanıyorum. Sonda kullanıyorum bunu yazdırmak için muayene ücreti ödüyorum. Bez kullanıyorum bunu yazdırmak için muayene ücreti ödüyorum. Mağduriyetimin giderilmesini istiyorum.”
Sendikaya gelen çiftin de, mektup yazan babanın da örgütsüz oldukları belli. Bizlere başvurma nedenleri sağlık alanında örgütlü olmamız. Her ikisi de ne yapacağını bilemiyor, güç olarak gördüğü yere başvuruyor.
Sendikamızın, KESK’e bağlı tüm sendikaları, diğer sendika ve emek örgütlerini, geniş kesimi birleştirebileceğini düşünerek özel çalışma başlatılmasını talep ettiği iki temel başlık; sağlıktaki katkı-katılım paylarının kaldırılması ve iş güvenceli istihdam. Yani örgütsüzleri bile sendikaya getiren talepler.
TEKEL işçileri güvenceli çalışma için yolu açtılar, yanlarında saf tutmamızı bekliyorlar. Hatta mücadeleleri ile şu anda kamuda çalışan 4-c’lilerin hanelerine yılda 1 ay daha çalışma ve her ay için 100 TL kazanımı yazdırdılar. Sıra bizlerde, sendikalarda, emek örgütlerinde…
ŞÜKRAN DOĞAN SES MYK Üyesi
ÖNCEKİ HABER

Mendilimde kan sesleri

SONRAKİ HABER

"Sadiye Eser ve Sadık Topaloğlu’nun gazeteciliğine tanığız"

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa