20 Ocak 2010 00:00

Oyuna gelmeyin, birlik olun

Bir köy minibüsündeyiz. Balıkesir’e 25 km kadar mesafede Bakacak köyüne doğru yol alıyoruz.

Paylaş

Bir köy minibüsündeyiz. Balıkesir’e 25 km kadar mesafede Bakacak köyüne doğru yol alıyoruz. Yanımızda Genç Bir Öğretmen N.Elif Binici, Bakacak Köyü İlköğretim Okulu Müdürü İsmail Dağ ve 8-10 kadar Balıkesir Üniversitesi öğrencisi genç oyuncularla birlikteyiz.
Amatör bir tiyatro gurubunun çocuklara yapacağı gösteriyi izlemeye yönelik tüm çabamız. Oyunun adı “Bremen Mızıkacıları” Hani şu çoğumuzun öyküsünü defalarca okuduğumuz Grimm Kardeşlerin oldukça meşhur masalı. Tiyatro topluluğu ise Balıkesir Sanat Tiyatrosu.
Kısa bir yolculuktan sonra okul bahçesinde duran minibüsümüzün etrafını bir anda çocuklar sarıyor. Dekorlar ve üniversite öğrencilerinin çocuklar için topladıkları 500 kadar kitap ve ansiklopedilerin oluşturduğu koliler hevesle taşınıyor içeriye. Oyuncular ayaküstü biri diğerinin makyajını yapıveriyor hemen. Kıyafetlerin giyilmesi sonrası minik öğrenciler salonda yerlerini alıyorlar.
Ve arkasından perdeee…
Çocuklarla birlikte oyunu izlerken biz de çocukluğumuzu yaşıyoruz adeta. Oyunun özellikle şarkılı bölümlerinde birlik mesajları veriliyor sıkça. “Sizi bölmek isteyenlerin oyununa gelmeyin, birlik/beraberlik içerisinde olun” deniliyor şarkılarda. Ve oyundaki hırsızı kovalama başarısının hep birlikte gürültü çıkartılarak başarıldığı sezinlettiriliyor çocuklara. Tam da içinde bulunduğumuz süreçte en çok gereksinim duyduğumuz duygulara vurgu yapılıyor. Yardımlaşma, dayanışma ve güç birliği yaparak zorlukların nasıl alt edilebileceği işleniyor.
Oyun sona erdiğinde oyuncularla çocukların o sarmaş dolaş kucaklaşmaları görülmeye değerdi doğrusu. Belki de yaşamlarında ilk kez canlı olarak bir tiyatro oyununu izleyen o minik çocuklar yıllar sonra mutlaka ama mutlaka o günü hep anımsayacaklardır. Tiyatronun kuruluş fikrinin öncüsü ve çalıştırıcısı Elif Öğretmenin gözlerindeki o ışıltı, başarmış olmanın mutluluğu sanırım en büyük kazançtı.
AMACIMIZ BİZE ULAŞAMAYANLARA ULAŞMAK
Balıkesir Sanat Tiyatrosu’nun yolculuğundan bahseder misiniz?
Tiyatromuz Ocak 2009’da ben N.Elif Binici, Murat Çelik ve Serkan Fakılı tarafından kuruldu. Çekirdek kadromuza daha sonra Balıkesir Üniversitesinden Aygül Yıldıran, Gözde Kumlu, Gözde Manav, Serap Türkcan ve Ebru Teksar katıldılar. Şu anda 25 kişilik bir ekibimiz var. İlk kurulduğumuz zamanlarda gerçekten büyük imkansızlıklarla boğuştuk. Yine de zorluklar karşısında çizgimizden ve kalitemizden ödün vermedik.
‘Tilki Tilki Saat Kaç” isimli oyunumuz şimdiye dek 40 kere perde açtı. 26 Aralık’tan itibaren “Bremen Mızıkacıları” isimli oyunumuz minik izleyicileriyle buluştu. Tiyatroyu seven ve destekleyenler sayesinde önümüzü daha rahat görüyoruz. Bunun yanında devletin de sanatı ve sanatçıyı desteklemesini bekliyoruz.
Nasıl bir tiyatro hayaliyle hareket ediyorsunuz?
Sanata, duyguların ve yaşantıların estetik bir dışa vurumudur diyebiliriz. Kesinlikle insan zekasının ürünüdür. Sanatçı toplumu aydınlatan kesimdir. Tavrı, duruşu, düşüncesi ve yaptıklarıyla topluma ışık tutmalıdır. Bu sorumluluğu yüreğinde hisseden insan sanatçıdır.
Sanatın kesinlikle halk için olduğuna inanıyoruz,ancak salt halkın hoşuna gitmesi için değil; bazı gerçekleri yüze çarparcasına göstermektir bazen sanat. Hatta yeri geldiğinde elbette halk sever, benimserse mutlu olur sanatçı. Zaten Balıkesir Sanat Tiyatrosu’nun çizgisi de izle yeni düşündüren, sorgulamaya yönlendiren ve bir şeyler katan oyunları sahnelemektir. Her oyun seçiminde biz daima bu ilkeleri göz önünde bulundurmaktayız.
Çocuk oyunlarının çocukların dünyalarına nasıl bir katkısı oluyor?
Toplumun büyük çoğunluğunun magazin programlarının karşısında zamanını hiçe saydığı bir dönemde tiyatroyla uğraşmak bir delilik belki de. Kurumların önümüze koyduğu sansür, sanatı törpülüyor ama daha acısı toplumsal tabuların görünmez duvarlarına çarpmak. Maalesef ki ülkemizde toplumun çoğunluğunun kabul ettiği her zaman doğru olmuyor. Bunu günlük yaşamımızın her döneminde görüyoruz.
Ülkemizde insanlar karınlarını zor doyurabilirken tiyatroya ya da sinemaya veya herhangi bir sanatsal etkinliğe harcayacak para bulamıyorlar. Doğal olarak. Bunun yanında ‘Sanat her kesime ulaşabiliyor mu?’ diye bir soru da geliyor akıllara tabii. Biz ilke olarak olanaksızlıkla- rından dolayı bize ulaşamayan çocuklara oyunlarımızı imkanlarımız elverdiği ölçüde götürmeye çalışıyoruz. Bakacak Köyü’ndeki ve zihinsel engelliler okulundaki ücretsiz etkinliklerimiz de bu yöndeki çalışmalarımızdı. Bütün çocukların tiyatroyu tanımasını ve sevmesini istiyoruz. Ben ve benim gibi birçok kişi çocukluğumuzda hiç tiyatro oyunu izlemedik. Büyüdüklerinde onların daha iyilerini yapmalarını bekliyoruz. Sanat büyük kentlerin tekelinde ve ne yazık ki çoğu alanda olduğu gibi popülizmin etkisinden kurtulabilmiş değil sanat ve bazı sanatçılar. Biz Balıkesir’de bile ayda kaç tiyatro oyunu izleyebiliyoruz? Köyde yaşayan insanlar nasıl ulaşabilecekler bu tür sanat etkinliklerine?
(Balıkesir/EVRENSEL)
C.Saffet Yılmaz
ÖNCEKİ HABER

Yeni Tiyatro gündemi Yılmaz Onay’la tartışıyor

SONRAKİ HABER

HDP Milletvekili Remziye Tosun: Tüm haklar tehlike altında

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa