21 Ocak 2010 05:00

Her çadırda ayrı bir öykü her çadırda ayrı bir özlem

TEKEL işçilerinin sınıf mücadelesine ışık da tutan mücadelesi 37. gününde de ilk günkü kararlılıkla sürerken, işçilerin verdiği mücadelenin şartları çok da gözler önüne getirilmiyor.

Paylaş

TEKEL işçilerinin sınıf mücadelesine ışık da tutan mücadelesi 37. gününde de ilk günkü kararlılıkla sürerken, işçilerin verdiği mücadelenin şartları çok da gözler önüne getirilmiyor. Adeta mülteci kamplarını andıran, yağmurdan ve rüzgardan korunmak için gerilen naylon brandalar altında, Ankara’nın ıslak ve soğuk havasında kararlılıkla mücadele eden işçiler, kararlılıkları yanında ailelerine duydukları özlemleri de anlatıyorlar. İşçiler, içinde bulundukları ortamı “Guantanamo Kampı”na benzetiyorlar.
YETİMİ EVLAT EDİNMİŞ
İşçilerin en çok tepkisini çeken ise Başbakan Erdoğan’ın, “Yetim hakkı yiyorlar” sözü. Hatay’dan Hamza Özdemir, çadıra astığı, “Yetim hakkı yemedik, yiyenler utansın” yazılı Fatih bebeğin fotoğrafını göstererek, oğlunu yurttan evlat edindiğini söylüyor. “Gerçek” demek istiyor, ancak “orijinal” sözünü kullanıyor Hamza Özdemir ve “Bu çocuk tamamen orijinal. Çocuk Esirgeme Kurumu’ndan aldım, büyüttüm. Şimdi bana verecekleri parayla ben bu çocuğa nasıl bakarım? Bize ‘Yetim hakkı yedirmem’ diyor, hani yetim hakkı? Başbakan servetini açıklasın” diyor. Önce “provokatörlükle”, ardından “yan gelip yatmakla”, daha sonra da “yetim hakkı yemekle” suçlandıklarını belirten Özdemir’e, arkadaşları da destek veriyor: “Bu adam çocuğu nasıl büyütsün; ev kirası, elektriği, suyu, çocuğun bezi, maması...”
Başka çadırdan bir baba, çocuğunun doğum gününü Hayat Televizyonu ekranlarından kutluyor. “Eşimi, çocuklarımı çok özledim” diyor ve çocuğuna, “Doğum günün kutlu olsun” diye sesleniyor.
ALTI AYLIK BEBEĞİNDEN AYRI
Amasya Taşova’dan Halil Kuru, kocaman kara gözleriyle kendisine bakan kızının fotoğrafını büyütüp naylon çadırın içine asmış. “Ben Ecrin. 6 aylığım. Yaşasın babamın bana ekmek getirmesi için verdiği onurlu mücadele” yazmış kızının fotoğrafına.
Ecrin, Halil Kuru’nun üç çocuğundan en küçüğü. 36 gündür görmemiş, ancak internetten görebildiğini, telefondan sesini duyabildiğini belirtiyor ve yetkililerin bunları görüp duymasını isteyerek ekliyor: “Yetkililer görür de vicdanları sızlar, gerekeni yaparlar.” Hem kendisinin hem de çocuklarının geleceği için mücadelede kararlı olduğunu söylüyor Halil Kuru.
‘MELEK ÜÇÜNCÜ ÇOCUĞUM, ALSIN BAKSIN’
Amasya Gümüşhacıköy’den gelen TEKEL işçisinin eşi de kucağındaki küçük Melek’i gösteriyor ve “Üç çocuk diyorlar. Bu üçüncü çocuğum, alsın baksın. Bilal’ine gemicikler alıyor, benim bu üç çocuğun geleceği ne olacak” diye soruyor.
Melek bebeğin babası da verdiği oylardan utanarak, “Elimizle oy verdik, bu hale düştük” diyor.
“Gelip görsünler şu halimizi. 36 gündür betonda, karton üstünde yatıyoruz. Kimi nezle, kimi grip oldu, kiminin ayaklarında, belinde rahatsızlıklar var” derken, eşi araya giriyor: “Açılım diyenler gelip burayı görsün. ‘Açılım açılım’ diyor, Ankara’nın göbeğine, ayağına geldik. Gelsin anlasın biz burada Alevisi, Kürdü, Lazı, Çerkezi hep buradayız, gelsin de bize açılım yapsın.”
DİRENİŞTE DE BOŞ DURMAK YOK
Başka bir naylon çadırda kadınlar bir arada, aralarında bir de erkek işçi. Uzun bir sohbete dalmışlar. Aralarından birisi, bir yandan da örgü örüyor. “Bere örüyorum, çok üşüyoruz da” diyor ve ekliyor: “Bize yan gelip yatıyor diyorlar, burada bile boş durmak istemiyoruz. Kendileri belediye seçimleri öncesi oturttu bizi, şimdi 4-c’ye atmak istiyor.”
Her çadırdan, her işçiden başka bir şikayet, sıkıntı yükseliyor. Başka bir işçi, “TEKEL’ci olduğumuz için AKP Hükümeti baskı yapıyor, rapor paralarını alamıyoruz” diyerek, SGK’nın sadece TEKEL’ci oldukları için rapor parası ödemesi yapmadığını söylüyor ve ekliyor: “Alsak da almasak da eyleme devam edeceğiz, söke söke alacağız.”
(Ankara/EVRENSEL)
Sultan Özer
ÖNCEKİ HABER

HAYATIN İÇİNDEN

SONRAKİ HABER

Dersim'de askeri aracın ezdiği 21 yaşındaki genç hayatını kaybetti

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa