GENÇLİĞİN SESİ

GENÇLİĞİN SESİ

  • Önceki gün Ankara’da Hrant Dink’i anmak için siyasi partiler, sendikalar ve sivil toplum kuruluşları, “Katili Biliyoruz, Adalet İstiyoruz” çağrısıyla bir yürüyüş düzenledi.


    Önceki gün Ankara’da Hrant Dink’i anmak için siyasi partiler, sendikalar ve sivil toplum kuruluşları, “Katili Biliyoruz, Adalet İstiyoruz” çağrısıyla bir yürüyüş düzenledi. Hava yağmurluydu ama hepinizin bildiği gibi Ankara sokakları günlerdir TEKEL işçileri ile ısınıyor. Onlarca faili meçhul cinayetin, katliamın, lincin tezgahlandığı, devletin bütün kirli sırlarının kozmik odalarda saklandığı Ankara’da, yeni bir yaşam kurma özleminde olan biz gençler için bir kıvılcım alevleniyor.
    Selendi’de Romanları Allah Allah diye bağırarak linç edenlerin çoğunluğu gençti. Şimdi Romanlar TOKİ bloklarına yerleştirildi. Manisa valisine göre yaşananlar tüm Selendi halkına mal edilemezdi ama linç olayına katılanların çoğunluğunun genç olduğuna bakılırsa, tüm Selendi gençlerine mal edilebilir.
    Edirne’de arkadaşlarına sahip çıkmak için basın açıklaması yapmak isteyen gençlerin karşısında “Burası Edirne, burada hain yok” sloganlarıyla bağıran gençler vardı. Saldıran gençler, tüm milli duygularıyla vatanı böldürmemeye çalışıyordu.
    Ogün Samast, Hrant Dink’i öldürdüğünde 17 yaşındaydı. Az çok mantıklı düşünen herkes bilir ki, Trabzon’daki bir lise öğrencisinin Hrant Dink’i tanıması çok zor bir ihtimaldir. Tanısa bile bu cinayetin işlenmesi için geçen sürecin tek kişi tarafından tezgahlanması akla yakın değildir. Samsun Emniyeti’nde bayrak önünde fotoğraf çektirerek Samast’ı kahramanlaştıranların, Kafes Planları hazırlayarak cinayete zemin hazırlayanların, üç yıldır yargılanmaması için büyük bir çaba harcandığı ortada.
    Mehmet Ali Ağca pazartesi günü serbest bırakıldı. O da Abdi İpekçi’yi öldürdüğünde 21, Papa’ya suikast düzenlediğinde 23 yaşındaydı. Üniversite öğrencisiydi. Türkiye’nin aydınlarından birini öldürdükten 2 yıl sonra, cezaevinden kaçırılıp İtalya’ya gönderilecekti Papa’ya suikast düzenlemesi için.
    Gençler, beslendikleri kaynak neyse ona göre şekilleniyor. Her toplumsal olayda olduğu gibi en önde duruyor. Popüler kültürün pompaladığı milliyetçilikle her gün düşmana karşı yeniden doldurulan gençler için Ogün Samast ya da Ağca olmak, Polat Alemdar olmak gibi. Kendilerinden olmayanı yok etmeye çalışarak, düşünmeden, soru sormadan, üç beş boyalı lafla vatanı kurtarıyorlar. Bütün linçlerin ve cinayetlerin arkasında, devletin kozmik odalarda saklanan sırların bulunması, kanlı tezgahlarda maşa olarak kullanılmaları yeni değil.
    ***
    Erkek egemen söylemle şekillenen, birlikte, güçlü ve saf ırkı yaratma amacındaki faşizmi, Hitler döneminde en çok gençler destekliyordu. Brecht, bu konuda yazdığı makalesinde şu soruyu sorar: “Hitler’e karşı çıkanların başarı şansı kalmış mıdır? Bir ülkenin gençliği, geleceği değil midir?” Brecht bu soruyu sorduktan sonra ekler: “Biz biliyoruz ki gençlerin bilincini belirleyen yalnızca söylemler değildir. Onların bilincini belirleyen, aynı zamanda üretimde tuttukları yerdir.”
    TEKEL işçileri, sokaktaki Polat Alemdar’ların, Ogün Samast’ların, Ağca’ların, linçlerin, cinayetlerin, yani gençliğe yutturulmak istenenlerin karşısında sınıf dayanışmasının, kardeşliğin örneğini sunuyorlar. Asıl mesele, kardeşliğin ve işçi sınıfının söylemlerini gençlik içinde daha da yaygınlaştırmaktır. Daha da önemlisi, çocukları için orada bulunan TEKEL işçilerine “Çocuklarınız burada, talepleri etrafında gelecekleri için mücadele ediyor” diyebilmektir.
    *ODTÜ İktisat Bölümü 3. sınıf öğrencisi
    Burcu Yılmaz*
    www.evrensel.net