EKONOMİK PERSPEKTİF

EKONOMİK PERSPEKTİF

  • Obama ekonomi kurmaylarıyla birlikte Beyaz Saray’da Wall Street bankalarına yönelik “Bu arkadaşlar bir kavga istiyorsa...


    Obama ekonomi kurmaylarıyla birlikte Beyaz Saray’da Wall Street bankalarına yönelik “Bu arkadaşlar bir kavga istiyorsa, bu benim hazır olduğum bir kavga” açıklaması yaparak ABD’deki yatırım bankalarını küresel kapitalist krizin sorumlusu olarak gördüğünü ifade etmiş oldu. “Son yıllarda, birçok finansal şirket vergi mükelleflerinin parasını hedge fonlar ve özel sermaye fonları işleterek riske attı ve hızla karşılığını almak için riskli yatırımlar yaptı” diyen Obama’nın açıklamalarının ardından tüm kapitalist dünyada menkul kıymet borsalarında çöküş başladı.
    Peki, Obama daha birkaç ay öncesine kadar daha fazla işsizlik ve yoksulluk yaratma pahasına trilyon dolarları finans ve üretken sermayeye “kurtarma operasyonu” adıyla peşkeş çekerken aklı neredeydi? ABD’de geçen hafta, işini kaybederek işsizlik maaşı başvurusunda bulunanların sayısı 482 bin olarak gerçekleşti. Yani kapitalist krizin bitmesini bırakın gittikçe yaygınlaştığı bir süreçteyiz. Hal böyle olunca dümenin başındakiler ve krizin gerçek sorumluları “Topu taca atma” oyununu oynuyor. Krizi birkaç kötü adamın fazla prim alması ve ahlaksızlığıyla açıklamaya çalışmak gerçeği perdelemektir.
    27 Ocak’ta Davos’ta toplanacak Dünya Ekonomik Forumu da Obama’nın saçtığı incilerin benzerlerinin milyarlarca yoksulun, işsizin gözünün içine bakarak söyleneceği bir platform olacak. Muhtemelen bu yıl tüm kapitalist ülke liderleri ve ekonomi kurt(çuk)ları “one minute” diyecek. Ne için mi? Geçen yılki toplantılarda (Davos, G-7, G-20, Dünya Bankası ve IMF toplantılarında olduğu gibi) “denetimli kapitalizm” deyip nasıl kendi ülkelerinde kapitalist saldırganlığın kolluk kuvveti görevine soyundularsa bu yılda hep bir ağızdan “one minute” deyip, daha fazla kâr ve sömürü için makyaj tazelemeleri gerekiyor.
    Hatırlıyorsunuz, geçen yılki Davos’ta Başbakan da “one minute” demişti. İsrail’in Filistin halkına yönelik insanlık dışı saldırıları ile ilgili. Ülkeye dönüşünde ise belediyenin gece 3’e kadar çalıştırdığı metrolarla, ambulansların geçişini engelleyen konvoylarla karşılanmış; hep bir ağızdan “Alemin kralı geliyor, geliyor, geliyor” tezahüratları ile alkışlanmış, adeta kendisine zalimin kalesine gol atan ileri uç oyuncusu muamelesi yapılmıştı. Oysa, maçın devamını izlediğimizde gördük ki, golü kendi kalemize atmışız. Son bir yıl milyonun üzerinde insanın işsiz kaldığı, yoksulluğun açlığa dönüşmeye başladığı, 1 Mayıs’ta, grev yerlerinde, meydanlarda insanların gaz bombası ve coplara maruz kaldığı günlerle geçti.
    Şimdi, krizin gidişatı üzerinde en belirleyici etkisi olacak konu TEKEL işçilerinin direnişidir. TEKEL işçileri, çocukları aç kalmasın diye 40 gündür aç yatıyor, çocukları üşümesin diye Ankara soğuğunda sokakta kalıyor. 6 konfederasyonun başkanı bir araya geldi 4.5 saat konuştu, açıklama yapmak için kürsüye çıkıp “one minute” dediler. Herkes “genel grev” kararı beklerken onlar yine “üçüncü yol” buldu. 26 Ocak’a kadar açlık grevi durdu, herkes bu birkaç günde konfederasyon başkanlarının samimiyetini görecek. Umalım ve dileyelim ki böylesi önemli bir direnç alanını kapı ardı pazarlıklarla yok etmezler ve umalım ki “one minute”leri gerçekten hükümetedir. Zira, Ankara’nın soğuğu kadar karı da vardır, ne makyaj bırakır yüzünde insanın ne de gülümseme…
    SİNANALÇIN
    www.evrensel.net